ermeniler

fatih ten taşınırken arkamızdan ağlayan ermeni komşularımızı, benim sünetime gelen altın takan ermeni ahbaplarımızı ve onların bayramlarında çocukların peşlerine takılıp yaşadıklarımı hayal meyal hatırlarken kimse bana ermenilerden nefret ettiremez. inanın bana sizin derdinize allah diyerek ağlayan onlardan başka pek görmedim. ben onların evinde büyüdüğüm, tencerelerinden kaşıkladığım içinde severim. imkanım olsada istanbula gittiğimde bir kaçını ziyarete gitsemde tanıtsam kendimi diye içimden geçiriyorum şu anda. malesef beş parmağın beşi de bir değildir. bunu biliriz ama ben böylesine insanları bildikten sonra onlardan nefret edemem. ancak politikadan ve onun zehirlediklerinden nefret ederim.
bütün mesele yöneticilerin egolarında yoksa ermeniler ve türkler kardeş kardeş yaşamasını bilirdi. benim ermeni arkadaşlarım var hepsi de çok şeker. ve yapılmak istenenin aksine türkiye'yi öcü gibi görmüyorlar, burda yaşıyorlar, yemek yiyorlar, çalışıyorlar, ne yapıyorsa dangalak dingil yöneticiler yapıyor... filler tepişir çimenler ezilir!
sorun ermeniler değil, fransa. sorun insanlar değil, devlet politikaları, diplomatik ahlak.
kesinlikle iyisi de vardır kötüsü de. bırakalım politikayı politikacılar, tarihçiler yapsın, birbirini yesinler.
son dönemde fransız parlementosunca, sanki başka başarıları; övülesi vasıfları yokmuş gibi, sırf oy almak için soykırım desteğiyle kullanılan; derslerde düşman yetiştirilmemize rağmen bize benzeyen; system of a down grubuyla da arşivimize yer eden; zamanı gelince savaş zamanı olur böyle şeyler; olanla ölmüşe çare yokdiyip asla tazminat ödemeyeceğimiz komşular.
çevremde bir çok ermeni var. türkiyede yaşayan ermeniler bizden biri gibi. sorun, herkesin belirttiği gibi yöneticilerin meymenetsizliği.
kültürel açıdan dudak uçuklatacak cinsten vatandaşlarımızdır. bugüne kadar tanıdığım ermenilerin tamamı kendini geliştirmiş, aklı başında ve güvenilir insanlardı. bir de belirtmeden geçemeyeceğim güneydolu anadolu mutfağına bir hakimler ki aman aman. yemeği kargoyla getirttiler zannedersiniz.*
kim ne derse desin güzel, şeker gibi insanlar.
soyumun kıyısından köşesinden dayandığı cemaat, osmanlıdan günümüze kültürümüze çok şey katmış ve çok şey almışlardır, aile yaşamından misafir anlayışına kadar bizimle anormal derecede benzer kültürleri ve mutfakları vardır artık bir noktadan sonra bazı şeyleri bizmi onlardan aldık yoksa onlarmı bizden aldı karıştırır olmuşuzdur. çocukluğumdan bu güne iç içe büyümüşlüğüm vardır bu toplumla ve her biri değerli insanlardır.
osmanlıda mimari anlamında balyan ailesi nin eserleri günümüz istanbulunun imzası niteliğindedir.
bu ermeni soykırımı meselesi konusunda eşcinseller bile çok hassas görünüyor. yukarıdaki entrylere bakarak rahatlıkla şunu söyleyebilirim, en insancıl yaklaşımda bile, soykırımı kabul etmek iyi ermeni ve kötü ermeni arasındaki çizgiyi belirliyor gibi sanki. konuyu masaya yatırmak bana birkaç eksiye mal olacağını bildiğim halde bir şeyler söylemek zorunda hissediyorum kendimi.

bulunduğumuz semtten ötürü rum ve ermeni ahbaplarımız çokça olmuştur. ama bir tane ermeni aile var ki yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez. işin ilginç tarafı 20 yıla yaklaşan aile dostluğu boyunca bu konuların esamesi bile okunmadı aramızda, ama ben geçenlerde işimin gereği* bu olayı değil ama buna paralel birkaç şeyi araştırmam gerektiği için bizzat konuyu açtım ve anlatmalarını istedim. şimdi size teker teker anlatamam neler dediler, öyle sanıyorum anlatacaklarım ya da onların anlattıkları suç bile olabilir yasalarca. sadece o odada bulunup o sohbeti dinleyebilmiş olmanızı dilerdim. şu ana kadar bize anlatılan hikayelerin tek taraflı olduğunu ve hikayeyi hiç karşı taraftan dinlemediğimi fark ettim. ya da ne bileyim bana giydirilen milliyetçi zırh karşı tarafın hikayesini bir şekilde geri püskürtüyordu. kendi adıma konuşmam gerekirse bu olayda taraf tutacak ya da kimin haklı kimin haksız olduğunu söyleyecek tarihsel bilgiye de sahip değilim hala. ama o günki sohbetimizden sonra hiç bir şeyin bu kadar siyah ve bu kadar beyaz olmadığını da söyleyebilirim rahatlıkla. herkesin kendisini şu soruları sormasını isterim o yüzden: bu konuda ahkam kesecek ya da taraf olacak kadar ne biliyorum? yok eğer tatmin edici ölçüde bir şey bilmiyorsam neden bu kadar kendimden eminim?

neyse anacım ermeniler hakkında bilemiyor olabileceğinizi düşündüğüm bir kaç şey:

1- türkiye'de yaşayan ermeniler ermenistan'da yaşayan ermenilerden pek hazzetmiyor. hatta genetik bağları hariç ortak hiç bir şeye sahip olmadıklarını düşünüyorlar. hepsi hırsız dolandırıcı falan diyorlar hatta.
2- ermenilerin yüzde 90'ı kuyumculukla uğraşıyor ve yüzyıllardır bu böyle. hatta onlara sordum neden başka işlere yönelmiyor ermeniler diye. ne yapalım diye sordular. sen hiç ermeni bir memur gördün mü? öğretmen, milletvekili herhangi bir ermeniye devlet kadrosunda iş verildiğini gördün mü dediler? hayır dedim gerçekten görmedim. onlar söyleyene kadar da bunu fark etmemiştim üstelik. hala bu denli ciddi bir ayrımcılığın sürdüğünü bilmiyordum. peki niye herhangi özel bir sektörde benim gibi maaşla çalışmak gibi bir çabası yok dedim ermeni gençlerinin. dediler o da zor, belki devletin yaptığı gibi ağır bir ayrımcılık olmuyor ama türkiye'de ermenilerden nefret etmeyen patron bulmak da hayli zor diyorlar. yani geriye sadece esnaflık ve zanaatçılık kalıyor. onlar da yüzyıllardır en iyi yaptığı işi kuyumculuğu devam ettiriyorlar.
3- yakın zamana kadar ermenilerin yüzde 90'ı chp'ye oy veriyorlarmış. ama şimdi yüzde 90'ı akp'ye oy veriyorlarmış. bunun nedenini de uzun uzun açıkladılar ama uzun ve sıkıcı bir hikaye. hemen hemen hiçbiri mhp'ye oy vermiyor. neden diye sormayacaksınız herhalde. ben çok büyük kısmının bdp'ye oy verdiğini sanıyordum ama bdp nin samimiyetine inanmıyormuş çok büyük kısmı anladığım kadarıyla.
4- bir de mimar sinan aslında mimar simonmuş.
anadolu'nun eksiltilmiş dolayısıyla eksik renkleridir.

(bkz: cümleyi edilgen çatıda kurmak)
millet adları hakaret olarak kullanılır bazen.
ermeni tohumu,ermeni sıfatlı,ermeni vicdanlı gibi.işin daha acı yanı kendine ibne diye hakaret edilenler ibnelerde yapar.
osmanlının millet-i sadıka dediği toplum. aklım almıyor nasıl bir ego: kendini ondan üstün görecek ve kendine sadık ilan edeceksin.

ekonomik alanda, müslüman osmanlının savaşmaktan başka bir şey bilmediği; bu yüzden hristiyanları askere almamak için müslümanlığa girse bile onu gayrimüslim grubundan saymaya devam ettiği herkesçe bilinir. bunun sebebi ticaretin işlemesini sağlamak; yok öyle aman osmanlı hoşgörülüydü, bak adamlar hep zengin saçmalıkları. adama devlet dairesinde iş mi verdin, askere mi aldın da adam illa ticaret diye kabul etmedi. adamlar kendilerine 'müsaade edilen' belki de yegane alan olan ticarette haliyle iyi yerlere geldiler. ermeni, rum zengindi. müslüman türk fakirdi. vah canlarım. bir de <<ıslahat fermanı ile müslümanlar ve gayr-i müslimler hukuk önünde eşit statüye getirilince ayrıcalıklarını kaybeden ermenilerin isyan etmeye>>* yer aradığını savunan görüş var ki onlar hepten arıza. bu görüş de türk en üst noktada diğerleri onun altında görüşünden beslenmekte. neresinden tutarsanız tutun mide bulandırıcı yani. (asırlarca alt sınıf muamelesi edildiği kabul ediliyor. bu eşitsizliğin kaynağı olunmasına rağmen konuşmaya devam edecek yüzü bulabiliyorlar.)

asala örgütünün cinayetleri var bir de... yine "masum halk" iddiasını çürütmek için kullanılır. halbuki her olay neden-sonuç ilişkisiyle ortaya çıkar. etki-tepki meselesi. onlar cinayeti işledi evet; ancak senin onları katlettiğin gerçeğinden doğan intikamla cinayeti işlediler. burada bok aynı bok yani. hiç kendinizi temize çıkartacak bir malzeme yok.

1915 olaylarının üstüne örtmek için kullanılagelen hocalı katliamı ise ayrı bir acınası durum. akıllarınca "masum bir halk hocalı katliamını yapar mıydı?hayır. o zaman 1915 olaylarını hak etmişlerdi" mantığıyla hareket ediyorlar. gerçi bu hareketin istikameti hakkında bir fikre sahipler mi bilmiyorum, zira bu düz mantık soykırımı kabul etmekte görünüyor. akıllarınca boka nispetle tezek amberdir diyorlar ya, aslında şeyhin kerameti kendinden menkuldür.

alın bu da 3. çokluk şahıs ekine layık kimselerin de bulunduğu bir başlık:
(bkz: ermeni soykırımının 98. yıldönümü)
bir halktır. unutulmaması gerekilen budur kanımca.
"türk müzigi", "türk mimarisi", "türk mutfağı", kısacası türkiye'nin kültürel hayatına yaptıkları katkılar saymakla bitmeyecek olan, buna rağmen uzay teknolojisine sahip olmamaları nedeniyle, türkiye'nin başka hor görülenleri (mesela eşcinseller) tarafından hor görülen halk.

bu halkın talan edilmis maddi zenginliklerinin, türkiye burjuvazisinin sermayesini olusturduğu hesaba katılırsa, gelişmişlik ve endüstrileşme konusunda kimin hor görülmesi gerektiğini bir daha düşünmekte fayda var.
bu aralar ona buna çiçek ve öpücük veren hükümetimizin unuttuğu halktır. hele şu süreç bir bitsin umarım sıra ermenilere de gelecektir.
  • /
  • 2