et yemeyi canla başla savunan insan

vücut geliştirmek istediğini, sağlıklı yaşamak istediğini; bunun için de vücudunun hayvansal proteine ihtiyacı olduğunu öne süren şahıstır. protein şımarıklığı uğruna hayvanların kafalarının soğukkanlılıkla kesilip, kanlarının damarlarından boşaltılıp, canlarının ellerinden alınıp, vücutlarının parçalanmasına göz yuman insandır aynı zamanda. ona göre güya hem etçil hem otçul memelilerizdir. rivayet o ya, et yemezsek ölür gideriz, sağlıklı olmayız, bağışıklık sistemimiz çöker. rivayet işte, oysa vegan bodybuilder'ları duyunca duymazdan gelir. yok, der yalan onlar filan. işine gelmez. hem nasıl olsa hayvanlar da gözünün önünde katledilmiyordur. hiçbir kurban bayramı sabahı, bir koçun zorla götürülüp, gırtlağı keskin bir bıçakla kesildiğinde sıcak kanının açılan çukura akışını, o havaya dağılan buharı ve hayvandan çıkan hırıltıları, o hayvanın can çekişmesini, çırpınışlarını görmemiştir. görse de etkilenmez, erkek ya, erkekler bu konularda taş gibidir. avcı toplumuyuz biz. avcılığımızla, hayvan katledişimizle övünmek görevimiz.

ama gel gör ki earthlings belgeselini izletemezsin buna. eti yer ama arka planı görüp rahatsız olmak istemez beyefendi/hanımefendi. aman ağzının tadı bozulmasın, o hayvanlar fabrikalarda seri bir şekilde, soğukkanlılıkla katledilmiş umurunda mı? hem zaten tanrı onları bize nimet olarak sunmuş. bak doğaya, av ve avcılardan oluşuyor hayvanlar. biz de avcıyız ya, aslanlar gibi et yemezsek ölür gideriz filan. hatta köpek dişlerimiz filan da çiğ eti parçalayabilecek kadar sivridir. canlı katletmek doğamızda var zaten. bunu bir hak olarak görmeliyiz. ayrıca bilinçli, duyguları olan, düşünebilen yaratıklar olarak hayvanlardan ayrılmamıza rağmen onlar gibi saldırgan olmalıyız. içgüdülerimizle öldürüyoruz ya hayvanları zaten.

yok efendim, etsiz bir yaşam sürüyorum, kan değerlerimi de test ettirdim, sizden daha az sağlıklı değilim, hiçbir sağlık problemim yok. ama bunu anlatamazsın. sonuçta hayvancılık bir sektör. kapitalist sistemin bir ayağını oluşturuyor yahu. bu sektörü yıkmak bu kadar kolay mı. doktorlara bile et yiyin öğütleri ezberletilir. yeter ki halk bilinçlensin de et sektörü ayakta kalsındır. mezbahalar kapatılmasın değil mi. evet, tereyağlı kebabını yerken rahatsızlık duymayacağını biliyorum ama o canlının yaşam hakkını elinden aldığının bilinciyle yemeyi dene kebabını. gerçi sana göre, o canlının bir yaşam hakkı yok, nefes alıyor diye, böyle bir hakka sahip olamaz değil mi? buna biz karar veririz, değil mi? evcil hayvanlar hep mi vardı dersin, yoksa yabani hayvanları insanlar hapsedip evcil hayvana dönüştürüp, onları sömürmeye mi başladı dersin. ama tabii bunca evcil hayvanı kafeslerinden salıp, özgürlüklerine kavuşturmak absürt değil mi? zira onları zaten insanların ta kendisi yarattı. özgürlükleri de insanın elinde. şimdi sen, evinde beslediğin kedi ya da köpeğinin kafasını okşayarak, etini yemeye devam edebilirsin, sana kalmış. benim içime sinmiyor, senin içine siniyorsa, vicdanın rahatsa ne âlâ. ama, bundan böyle hayvan severim derken dikkat et bence. sadece kedi-köpek severim de. en azından kendinle çelişmemiş olursun.
neyseki artik internet var sosyal medya var ve insanlar bircok seye cok rahat ulasabiliyor. birazcik dusunceli olan insan bu konuda rahatsiz olur zaten. endustriyel hayvan uretimi igrenc bir sey. hicbi canli o eziyeti cekmeyi hak etmiyor. ayrica bu artik bilimsel bir gercek; insan vucudunun ete ihtiyaci yok. insan yapisi et yemeye uygun degildi, uygun hale getirildi!
et yemek bizim doğamızda var. sen bi aslana otlamayı öğret bakalım yapabiliyor mu? dişlerimiz bile buna uygun olarak yapılanmış. eğer midemiz eti sindirebiliyorsa demek ki yapımızda var. vücudunun ihtiyacı olan her şeyi sadece sebzeden alamazsın. doğanın kanunu bu, yaşamak için başka bir canlının yaşamıyla beslenmen gerekir.

sadece kırmızı etin faydalarının bazıları:

-kan hücrelerinin üretimini artırır.
-içeriğindeki çinko minerali sayesinde enzimlerin üretilmesinde önemli bir rol üstlenir.
-yağsız kırmızı et, aşırı kilo almayı önler.
-yapısındaki b12 vitamini sayesinde unutkanlığı önler, hafızayı güçlendirir ve alzheimer riskini azaltır.
-bol miktarda aminoasit barındırdığı için kas yapımındaki en etkili doğal besindir.
-büyüme çağındaki çocukların gelişimini hızlandırır.
-vücut direncini artırır, enfeksiyon sonrası iyileşmeyi hızlandırır.
-gerekli olan miktar aşılmadığı sürece kalp ve damar sağlığına faydalıdır.
-kemiklerin uzaması ve güçlenmesini destekler.
-vücut için çok önemli bir enerji kaynağıdır.
-göz sağlığı için gerekli olan birçok maddeyi yapısına bulundurur.

canlıların birbirini yemesi ekolojik dongünün bir parçası. besin zinciri denen bi şey var.

daha dün okudum, bu bisex arkadaş'da vegan olmuş:

https://twitter.com/benumuterdem

size göre et yerine yerine sebze yiyelim ne de olsa bitkilerin canı yok değil mi?



alttaki eleman et yiyenlere faşist demiş. ha ha ha. oldu olacak sapıklıktır de tam olsun. kendiniz gibi düşünmeyenleri damgalayın hemen.

rica ediyorum faşist vejeteryanlar bitkileri yemeyin onlarda can taşıyor. bu yaptığınız resmen cinayet. et yiyenler faşist ise bitki yemek ise resmen soykırımdır.

baksana nasıl korkmuşlar kesilince, yazık değil mi şu biberlere :
https://i0.wp.com/www.plaintalkbm.com/wp...

(bkz:plant abuse)
(bkz:plant holocaust)
sen bilimle vicdanla örtüşmeyen fikirlerini yazabiliyorsan aklı uçuk ben istediğimi yazabilmekte hürüm.yüzyıllardır süregelen safsatalarla bana maval okuma bitkinin canı imiş,sen gibiler merak etme zaten bitki de bırakmadı yeryüzünde,kaldı ki umarım bir gün vicdanın ve aklın hakikati bulmana yardımcı olur.
et yemek bilim ve akılla %100 örtüşür. aksini iddia etmek gericilik ve akılsızlıktır. vicdanım ve aklımla doğruyu buldum ve et yemenin doğamızda olduğu sonucuna vardım.

https://evrimagaci.org/insan-turu-otcul-...

rahmetli önderimiz atatürk'te etli bamya yemeyi çok seviyormuş. bazılarının tanımına göre atatürk belli ki tam bi faşistmiş. :-)

http://www.gidagundemi.com/yasamdan/yasa...

halbuki atatürk'ün foks adında çok sevdiği bir köpeği vardı.

yüce atatürk belli ki aklını kullanmış ve safsataların bilimin önüne geçmesine izin vermemiştir.
iki belgesel izleyip et yemeyi bırakınca aydınlanıp dünyayı kurtardığını sanan polyanna'ların zoruna gitmiş gördüğüm kadarıyla. post-modern dünyada yaşadığınızın farkına varıp new age safsatalarını bırakın. herşey sadece et yememekten ibaret değil; tarım sektörü, toprak restorasyonu, su kalitesi, polinasyon gibi konular kimsenin ağzından çıkmıyor nedense.

veganizmin asıl amacı hayvansal gıda üretiminin etik ve en az zararla yapılmasını sağlamak değil mi? ne zaman bu sosyal adalet savaşçıları türedi ve internet felsefesi yapmayı öğrendiler, bütün akımların altını üstüne getirdiler.

et yemezsen ölmezsin, evet. hiçbir fiziksel aktiviteyle ilişiği olmayan adam metabolizma hızı zaten ortalamanın altında kaldığı için günde 2 öğün bakliyat yese bile yaşar. kan değerlerinin normal aralıkta olması tempolu bir koşuda yere kapaklanmayacağı anlamına gelmiyor. vegan vücut geliştirme de mümkündür ama protein kaynağını hayvansal gıdalardan karşılayan biri kadar büyümek mümkün değil. türkiye'de ortalama maaş alan biri en iyi bitkisel protein kaynakları olan tofuyu, soyayı her gün alabilecekmiş gibi konuşmayın.

gidin istediğinizi yiyin de ne biçim karakteriniz var anlamıyorum, her cümlenizde nefret kusup negatiflik yaymaktan başka işe yaramıyorsunuz. biri de gelmiş ne anlama geldiğini bilmeden faşist demiş. ilginç kelimeler bulup hakaret olarak kullanmayın, gerçekten komik oluyor.

(eksileyin, sikimde değil.)
insan da hayvandır. biz onu yemesek o bizi yiyecek. pembe gösteren gözlüklerinizi çıkarın artık. çünkü doğa merhameti affetmez.
insan doğası kavramı oldukça sorunlu bir kavram. bu kavramı oturup entry girdiğimiz bir mecrada vegan beslenmeyi tartışırken -altını çiziyorum tartışırken- yapıyor olmak daha da ilginç. aslanlar tartışıyorlar mı acaba ya ben şu geyiği yesem mi yemesem mi diye. hayır. çünkü hayvanlar söz konusu olduğu olduğunda canlılığın yanısıra toplumsal inşa denen şeyler yoktur. ne etçil hayvanlar yediklerini hapseder ne de otçul hayvanlar yediklerini üretebilir. insan ki bunların hepsini yapıp bir de üstüne "soyu tükeniyor bu hayvanın, canı yanıyor" düşüncesine gelip farklı tavırları ya da politikaları üretebilir. netice olarak doğa kavramı insan için belirleyici bir kavram değildir. insan inşacı ve anlamlandıran bir varlıktır. bu veganlık mevzusuna bu açıdan baktığımızda gayet benimsenebilecek bir mevzu. eğer doğa mevzusuna girersek de sağlıklı veganları ne yapacağız ? onlar insan doğasından dışlanmış bir yapıdalar mı yoksa?

faşistlik mevzusunaa gelince ingeborg bachmann malina isimli kitabında şöyle der; "faşizm, atılan ilk bombalarla başlamaz, her gazetede üzerine bir şeyler yazılabilecek olan terörle de başlamaz. faşizm, insanlar arasındaki ilişkilerde başlar, iki insan arasındaki ilişkide başlar." bir tartışmayı faşizm olarak adlandırmak da siyasi kişilikler üzerinden kendine dokunulmazlık kılmak ya da saldırıda bulunmak da işte bu alıntıdaki insanın ürünüdür diye düşünüyorum .
veganazilerle kıyasıya kapışır. iticilikte.
inek, koyun gibi otçul hayvanların, onları yemezsek bizi yiyeceğini düşünenleri ortaya çıkarmış başlık. evet, inekler ot yemeyi bırakıp bizi yiyecek. ya da biz aslan mı yiyoruz hahaha. okuyup okuyup gülüyorum ulan, laf sokacağım diye düştüğünüz duruma bak hahaha bir de beğenmişler bu akıl yoksunu yorumu pes. düşünürken kafamızı kullansak diyorum. (bkz:thepillars) (bkz:#388948)
tereyağı, et ve yoğurdun enfes buluşması iskender evde yapabileceğiniz lezzetlerden. işte iskender'i evde yapmanın püf noktaları...

malzemeler:

• 500 gram kadar dana eti ya da koç eti,
• bir yemek kaşığı kadar salça,
• iki yemek kaşığı tereyağı,
• beş yemek kaşığı sıvı yağ,
• bir miktar pide,
• bir miktar yoğurt ve bir miktar tuz,
• bir miktar karabiber, pul biber ve kekik

yapılışı:

adım 1: öncelikle yemeğimizin yapılışına başlar başlamaz bir doğrama tahtası alarak iskender kebabı için ayırmış olduğumuz etleri ince ine döner gibi doğrayalım. etlerin tümünü doğradıktan sonra bir tava içerisine sıvı yağını koyarak yağı iyice kızdıralım. yağın kızdığını düşündüğünüzde ince ince döner şeklinde doğradığınız etleri yağ içerisine dikkatli bir şekilde ekleyelim ve pişirmeye devam edelim.

adım 2: ikinci adımda ise artık etlerin pişmesine az kaldı. bu süre içerisinde etler suyunu önce salacak ve daha sonra etler yağı da suyu da çekecektir. bu arada belirtmek isterim ki etler suyunu çekerken istediğiniz kadar tuz atmanız etin daha lezzetli olmasını sağlayacaktır. aksi durumda yemek piştikten sonra attığınız tuz lezzet olarak sorunlara neden olabilir.

adım 3: bu arada etler pişerken sizlerde daha önceden hazırladığımız pideleri kare şekillerinde keserek iskender kebapları servis edeceğiniz tabakların altına güzel bir şekilde dizin. bu durumun yanı sıra küçük bir tava içerisinde tere yağını eritelim ve salçayı da ekleyerek pişirelim. böylece bir sos elde edeceğiz. salça kavrulduktan sonra ortaya çıkan bu tereyağlı sos içerisine kekik, pul biber ve karabiberi ekleyelim. bu salçayı daha sıvı bir hale getirmek için bir miktar kaynamış su ekleyebilirsiniz. böylece sos çok daha güzel olacaktır.

adım 4: artık sosumuz da hazır olduğuna göre artık tabağa dizdiğimiz pideler üzerine tüm etleri dizelim. tüm pidelere sosun gelmesine özen göstererek etlerin üzerine bol bol salçadan yaptığımız tereyağlı sosu ekleyelim. bu işlemi tamamladıktan sonra son olarak tabağın bir kenarına yoğurdumuzu ekleyelim. bu işlem sonrasında iskender kebabı hazır.

----- afiyet olsun -----

deniz mahsülleri klasında adımı savunucular arasına yazabilirsiniz.

hormonlu tavuklar ve şarbonlu kırmızı etler sizin olsun.
(bkz:sana ne)
(bkz:bana ne)
(bkz:kime ne)
tanım: özgürlüğü doğrultusunda yaşayan insan. karışmadığınız bir yediğimiz yemek kalmıştı zaten. oğlum sakin olun türkiyede halk zaten eti anca kurbanda görüyor. hala vegan çığırtkanlığı yapmanızın amacı sanırım ilgi çekmek.
bir eti sevdim bir de cemi der bazıları. bak et bile önce geliyor, düşün artık.
biri de gelip neler bildiğimizi bilmeden zırvalamış mesela.
ve unutmadan toprak restorasyonu, su kalitesi, polinasyon diye saydıklarına ek olarak daha nicesini hem mesleki hem beşeri ilgimden ötürü biliyor olduğumu dahi bilmeden eleştirinin eleştirisinin eleştirisine müdahil olman seni dış kapı mandalındaki parmak izi yapıyor sadece.yanlış milyon,hakikat bir tanedir.
et denen nimeti yemeyen insanları anlamıyorum ha saygı duyar mıyım evet ama açıkçası sağlıksal olarak da mantıklı bulmuyorum.bu yüzden yaşasın et!
  • /
  • 2