ilk öpücük

dudakların konuşurken değil susarken daha anlamlı olduğunu farketmeyi sağlayan mucize.
kalp atışlarının rekor seviyeye ulaşması durumu.
dizlerdeki bağların çözüldüğü, yanakların pembeleştiği, içten içe bir hararete sebeb olan, ölünceye kadar unutulmayacak ve her yeni öpücüğün kıyaslandığı fakat asla yerini tutamadığı öpücük.
orijinal adı premier basier olan, çocukluğumun fenomeni, arkadaşlar arasında her bir karakterine büründüğümüz, sözüm ona ilk öpücük olan ama herkesin çatır çatır öpüştüğü fransız gençlik dizisi. justine, annette, helene, jerome, francois, marie, roger ana karakterlerdi. ne izlerdik aman allah. bir de kardeş dizisi vardı, justinenin ablası helenenin oynadığı. (bkz: gençlik rüzgarları) ikisi benim çocukluğumu kurtardı. müzikleri beni benden alır hala bile.

dili anlamasanız da hatırlamanız için: http://www.youtube.com/watch?v=qoqofw0dks8

gençlik rüzgarları için: http://www.youtube.com/watch?v=w-cqskiebci
bir de yıllar önce gözüme çok güzel ve çok yakışıklı gelen oyuncuları yıllar sonra gördüğümde ayyy bu muymuş duygusuna kapılmaktan kurtulamadığım dizi. yıllar sonra jeneriği izlemek beni gene eskilere götürdü.
kalbin yerinden fırlayacakmış gibi olması durumudur. gerçekten sevilenle yapıldığında her öpücük, ilk öpücük etkisi yaratır ki bu duygu muhakkak yaşanılasıdır.*
ilk öpücük anneden, hemen doğum sonrasında gelir. amniyosentez keseli, ıslak ve kanlısınızdır. bunun haricinde bahsedilen diğer ''ilk öpücük'' ne yağtığının farkında bile olmadığın, yapılabilinecek en beceriksiz ve kötü öpücüktür; ama acemice yapılmış olmasını onu eşsiz ve unutulmaz olmasına neden olur; güzeldir...
dudaklar titrer,mahcupluk vardir, adrenalin en doruk noktasidir. gozlerinin icine bakip, karsidakini en iyi taniyabilecek ve asla unutulmayacak olandir
ağlıyordum gene sinirlenmişim sanırım..yaşımı boşver ama bir görecen beni hüngür hüngür ağlıyorum yanaklarımdan damlalar süzülüyor. iğrençleşme! öyle sümük mümük yok. hem benim burnum sümük üretmez ki.. her neyse, oturmuşum soğuk beton merdivene, küfürler ediyorum o'na..

-oturucam burda soğuk soğuk, ishal olucam

dedim diğer benliğime.. diğer benliğimin içine annem kaçmış sanırsam 'ne bok yiyorsan ye' dedi.
uzatmayalım ama o çocuğunda ağzına sıçıcam hani. seviyorum dedim, sümüklü dedi bana. bende geçtim ağlıyorum işte.. bir el kamburlaşan sırtıma doğru, sıcacık.. sanırsam 28. omurumda hissetim o eli.. 27'de olabilir. o civarlarda gezdirdi işte. sonra omzumu tuttu, gözlerime bakmak için çömeldi..

-beni sevsen olmaz mı...?

sanırım ilan-ı aşk ettiğim çocuğun sınıf arkadaşıydı ve tüm olanlara şahit olmuştu. ama sesindeki şefkati ve aşkı sezebiliyordum.. durdum..düşündüm..

o an tek düşündüğüm şey; sümüğümün akmış olma ihtimaliydi. neyseki benim burnum sümük üretmiyordu. şimdi ne cevap verebileceğime odaklanabilirdim.. bu düşünceler ışın hızıyla kafamdan geçmekteyken tekrar o şefkat dolu sesini gözlerimin içine fırlatırcasına:

-o'nun yerine de benim dudaklarımı öpsen olmaz mı..?

hayır, hayır sübyancılığa varmıyordu. iş, şefkatlik boyutundan çıkıp bir aşk elbisesi geçirmekteydi.. cevap vermedim..o'nun bana yaklaşan dudakları karşısında mesafe azaldıkça konuşma ihtimalim tükürük bezlerimin ürettiği tükürüğe bağlıykan bu mümkün olamazdı..sanırsam öpüşmak böyle bir şey olmalıydı.. ayrıntıları anlatmayacağım elbetteki..

her neyse sonuç olarak böyle bir şey yaşamak isterdim sanırım..neyse ki burda anlatılan kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünü..
o kişiyi öpene kadar ilk öpücük değildir. ilk öpücük o kişi ile olur.