leyla ile mecnun

dizisini iki defa bitirdim ancak kitabını almama rağmen bir türlü okuyamadım henüz. sanırım kitap okumak çok sıkıcı ya.
dizinin müziklerinden metonyayı dinleyen klasik müzikseverler tanıdık bir melodiyle baş başadır... ama çok dikkatli dinlerseniz, fransızca değil türkçe konuşulduğunu duyarsınız, "bu dizinin müzikleri aman da ne kadar da güzel" der leyla ile mecnun! yani en büyük repliklerinden "senin kulağının duyduğuyla ağzının dediği birbirini tutuyor mu" atasözünün varyasyonlarını akıllara getirir. ben metonyayı dinlerken kulağım duymuyormuş! :)

böyle ileri derecede bir espri seviyesi vardı dizinin... ya da son zamanlardaki favori kelimem olan "gönderme" mi demeli... bu dizinin trt tarafından bitirilmesi şaşırtmıyor beni. aslı şaşırtan, burak aksağın bir daha asla bu kadar güzel yazamamasıdır! o kadar filmini izledim, hiçbiri limin yanından geçemez.. her filme "o gemi bir gün gelecek" koymak zorunda değil ki? ya da leylaya benzeyen kadın karakterler, böyle masallardan fırlamış gibi, zor görünen ama melek gibi bir kalbi olduğu için sonunda esas oğlana gönül veren... hele hele diriliş dizisini tiye alan son filmi resmen sıvamıştı... instagramdan meşhur olan komedyenler bile yazabilir o replikleri. kısacası aksak feci derecede kendini tekrara düştü, lim gibisini bir daha asla yazamaz, bu tsugumi ohbadan 2. bir death note beklemek gibi olur... iyisi mi limi devam ettirsin bir şekilde. onun gideri var ancak. zaten kitabını da yazmış , belli ki içinde ukde kalmış...

bir de herkes gibi erdal bakkala gittim. görünce acayip şaşırdım yani. bir ilkokulun deposuymuş erdal bakkal. erdalgilin evi falan dekormuş... hani nasıl dizi çekildiğini biliyorum elbette ama içim bir buruldu be... ben de özledimde "erdal aslında tuzlukmuş" dendiği andaki gibi böğrüme bir öküz oturdu... okul depoya dokunmuyor, üzerine yazılar yazılmış, "o gemi geldi ismail abi" gibisinden. ben de bir şeyler yazdım gökkuşaklı , bakın belki görürsünüz. :d ama içimden bir ses orayı yıkarlar diyor...
daha önce diziyi beğenmemiştim çünkü saçma geliyordu, belkide yaşla alakası vardı bilmiyorum ya da ilgiyle , şimdi tekrardan yayınlanıyor ve genelde izliyorum. favori karakterim almanyadan gelen gotik kızdı tabii o gitti :d
çok sevip de son sezonu bir türlü bitiremediğim dizidir.
şimdilerde tvden tekrarlarını izliorum. başına gelenler biraz müstahak mı ne? yanlış kelime belki de. demek istediğim, baya vizyonsuzlarmış bi açıdan . ellerinde mehmet usta gibi bi yetenek var ve doğru düzgün değerlendirememişler. o rol yapamayan yavuz yerine yedek kamili öne sürseler nolurdu sanki. kendisi bez bebeği başlı başına sürükleyen biyetenekti. gerçek oyuncu kimdir? kime denir? vasatın altı bir çocuk dizisinde parlayan insana denebilir mesela. şokeri çek al o diziden, dizide izlemeye değer bir şey kalmıyor. o kadar inanmış ki rolüne, "huhuhahahah! ah! ah!" diye gülmesi, dili ve ağzıyla yaptığı o hareket -erotik bi betimleme yapmıyorum şu anda, yemin ederim!- nefesiyle tırnaklarını temizlemesi, gözlerini şaşıltıp "kulinağ!" demesi, her hareketiyle diziyi sırtlamış resmen. karşılaştırmak için dizinin finaline doğru bir sahnesini de izledim, 3 sezon boyunca gram ihanet etmemiş rolüne. bir palyaço olsa bile şokeri hakkını vererek canlandırmış. en underrated oyunculardan olduğuna karar vermek için, "ah kulina" yorumuna bakmak yeterli. o ses tonuyla, şarkıcılık bile vaat ediyor.

ne yaparsın sözlük, ben de böyleyim işte. eleştirmeye geldi mi itin... dibine sokarım, methetmeye geldi mi de arşa çıkartırım.
  • /
  • 3