tartaros'a gönderilmis kimseler, burada sürekli tekrarlanan ve sonsuza kadar bitmeyen iskencelere mahkum edilmislerdir. iskencenin ve çekilen azabin bu sürekliligi ve sonsuzlugu akillara hemen tek tanrili dinlerdeki cehennem kavramini ve oradaki isleyisi getirir. demek ki pagan yunanlilarin zihinlerinin ürettigi mitolojik bir kavram olan tartaros kavrami isim degistirerek sirasiyla yahudilige, hiristiyanliga ve islama cehennem adi ile geçmistir.
2010 istanbul film festivalinde de gösterilen, gösterim öncesi yönetmen jão pedro rodrigues'un da konuşmacı olarak seansa katıldığı eşcinsellik temalı film.
travesti olarak yaşamını sürdüren bir adamın çocuğuyla ve toplumla olan ilişkisinin anlatıldığı film, senaryo ve görsellik olarak sağlam olup; homoseksüelliğin en iyi işlendiği filmlerden biridir. salt travesti olan ana kahrman üzerinden gidilerek, sonu ölüme doğru yaklaşan imkansız bir hayat anlatılmaktadır.
istanbul belediye başkanlığına aday olmasıyla üzmüştür. eğer amaç belliyse bu amaca uygun davranmak gerekirdi. bir sonraki yerel seçimlerde aday olması daha doğru olurdu.
aslında tam tersi bir etki yaratması beklenir.
damarların çalışmasını ve kan dolaşımını zorlaştırdığı için, bağırsak hareketlerini yavaşlatması daha olasıdır.
sordum bir ayıya
nasıl yürürsün bir dayıya
dedi banyoda bak sike yiğen
göbeğin altından görülüyor mu diye
cikolatali kek girdi banyoya
çekti karnını içeri bir solukta
baktı sikini gizleyecek kadar bir göbeği yok
yok işte yok oğlu yok
not: bir yerde "ayı olduğunu nasıl anlarsın" diye bir şey okumuştum. orada banyoda aşağı bakınca göbeğinden sikin görülmüyorsa ayısındır demişlerdi. o bilgiye hitaben yazdım. hımm. evet.
bunun bi de kendini vuran versiyonu vardır.olmayacak işlere kalkışılmıştır bir umut; tabii ki olmamıştır. kendi kendine kalınan günün gecesinde hemen iç ses devreye girer;
-ben sana demiştim, iyi bok yedin al oturursun şimdi böyle.
+doğru dedin onu, hay sıçayım kafama.