paranormal activity

en dandik "korku" filmlerinden biri.
"bir ev olsun hacı. sonra içinde bir ruh varmış gibi olsun. arada eşyalar hareket etsin. bir karı-koca da koyalım. yeni evlenmiş olsunlar. ama hiç seks yapmasınlar. hmmm... evet, oldu sanki" düşüncesiyle yapmışlar adamlar.
vakit kaybı olabilir. ama, yok, "benim kaybedecek vaktim var. hem severim öyle uçan nesneleri" diyorsanız, izleyin.
ilk filmi ikincisinden daha iyiydi. filmin ilgi çeken yeri amatör kamera görüntülerinden film yapılmış olması belki de. 3. sü de çekilmiş sanırım ki yine izlemeliyim.
matrix serisi gibi film. ilki ne kadar ilgi çekiciyse sonrakileri de o kadar sıkıcı ve sıradan.
korkutmaktan ziyade sinirbozan kendisiyle barışık olmayan bi film.
bir de utanmadan bunun ikincisini de çektiler:
(bkz: paranormal activity 2)


"laaaan?!?!?!" editi:
adfasdfasdf. darkım bearım dark bear seksi bir mesaj ile az evvel uyardı beni. ikincisini siktir et. üçüncüsünü çekmişler. asdfasdf. sinirden ellerim titriyor.
birincisi ilk izlediğimde o kadar aman aman gelmeyen, ikincisi izleyip arkasından birincisini yeniden izlediğimde korkudan uyuyamadığım, üçüncüsünü de beğendiğim, gerçek havası verilsin diye kamera görüntüleri ile çekilmiş, bu anlamda çekim tekniğini blair cadısı projesinden aldığını aklıma getiren korku filmi. aslında ilk filmin iki sonu varmış, bir film sitesinde okumuştum ama sinemada göstermiyorlar. buna göre kathy ilk bölümde micah'ı öldürdükten sonra kayıplara karışır ve asla bulunmaz, ikinci senaryoya göre, polisler eve geldiklerinde kathy ölmüş micahnın yanında bilinçsizce durmakta ve sallanmaktadır, polisler onu kendine getirince polislere saldırır ve polisin biri onu da vurup indirir. ben bu ikincisini internetten izlediğimde gördüm. ayrıca, ilk filmin bile kendi içinde versiyonları var, mesela, sonları farklı oluyor dedim ya, sonların farklı olmasına göre film içinde diğer versiyonda olmayan bazı sahneler ekleniyor veya çıkarılıyor. ay anlamadınız de mi? şöyle örnekliyim. mesela, filmin beni en korkutan sahnelerinden biri olan kadının yatakta ayağının çarpıldığı sahne ikinci sonlu filmde yoktu. ben beğendim, 10 üzerinden 7,5 veriyorum
kuru gerilimden başka bir şey değildir. korkuttuğu kesin ama hiç uğruna korkutuyor. özellikle kulaklıkla izleyince, o dakikalar boyunca bir şey olacak diye karanlığı izlemek gerçekten sinir bozucu, her şey olabiliyor bir anda.

4 seriden oluşmaktadır. çoğu birbirine bağlantılı gibi bir şey. hepsi el kamerasıyla çekilmiş olsa da sürekli farklı teknik deniyorlar. mesela son filmde xbox, skype gibi şeyler denemişlerdir. 5. film de çıkacak imiş, zaten serinin sonu yok gibi, gidebileceği kadar gidecek. 10.yu bile görebiliriz.

çünkü o kadar az bir bütçeyle yapılıyor ki film. ilk film için sadece 15bin dolar harcayıp 200milyon dolar kazanmak? yani adamlar niye vazgeçsin ki, bulmuşlar kolay yolunu. 4 serinin sonuçta 13milyon bütçe ve 700milyon hasılat etmişlerdir mesela. *
zaman kaybı, gereksiz ötesi gerilim filmi. fazla yorumlamaya gerek yok.
daha sağlam konulu ve aynı teknikli, kanlı bir şeyler isterseniz;

rec
rec 2
rec 3 *

yine aynı teknikle farklı bir konu isterseniz, daha özel efektler, dışarıya açılıp ortamın içine girmek, daşşaklı;

cloverfield
korkmak isterken bile kahkaha attıran cinsten, herhangi bir kalıba sığmayan film.
ilkini seyrettikten sonra günlerce huzursuz geceler geçirmeme sebebiyet veren dandik korku filmi. en korktuğum olayları deştiğinden sanırım çok korkutmuştu beni, serinin diğer filmlerinin fragmanlarını bile seyredemedim.
sevgilimle yatakta sıkıla sıkıla seyrederken, mutfakta tüm dolap kapılarının aynı anda açılması sahnesinde ikimizi de sıçırtan film...
ilk filmden etkilendiğimi itiraf etmeliyim.
ayrıca maneviyatı ağır basan, cin, şeytan, peri vb. ''diğerleri'' ne inanan ademoğllarında daha etkili olacağını düşündüğüm film serisi.