cikolatali kek

Durum: 1906 - 0 - 0 - 0 - 11.11.2016 23:35

Puan: 26948 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

sometimes, change is everything
  • /
  • 96

abazan

12-13 yaşlarında ergenliğe yeni girmiş oğlan çocuklarına iç anadolu yöresinde söylenen bir lakap. genelde oğlanlar birbirlerine söyler. bazı babalardan da duymuşluğum vardır.

arkadaşa aşık olmak

hiç başıma gelmedi. sanırım aşık olma ihtimalim olan insanlarla arkadaş olamıyorum. neyse, herkes olaya kötü tarafından bakmış. ama iyi şeylerde olabilir gibi geliyor. çevremde arkadaş olup evlenen hiç yok ama birliktelikleri sürenler var. heteroseksüeller. sonları ne olur bilmediğim için onlara "happily ever after"**** diyemiyorum.

ama televizyondan örnek vermek gerekirse friends dizisinden monica geller ve chandler bing'in happily ever afterı örnek verilebilir.

take on me

aqualung tarafından söylenmiş çok güzel bir coverı bulunan parça.

"slowly learning that life is ok.
say after me
it’s no better to be safe than sorry."

ayı sözlük yazarlarının şu an mırıldandıkları şarkılar

amy winehouse - you know i'm no good

kaju

özellikle vücut geliştirme ile uğraşan sporcuların, antrenmandan sonra 100 gram yemesini tavsiye ettiğim muhteşem atıştırmalık.

biz ablamla dumbledore diyoruz. çünkü şekli onun gözlüğünü anımsatıyor.

görmediği birine aşık olmak

genelde "boncuk mu dağıtıyon böyle her önüne gelene aşık oluyon" derim ve kestirip atarım. hatta bunu ileti bile yapmıştım, o kadar saçma buluyorum bu durumu. bir kaç kelime daha ederdim ama saat 3:56.

sünnet süslemeleri

dünyanın en travmatik olayının kahramanını şebek durumuna sokmaktan başka bir işe yaramayan çer çöptürler.

sünnetin insanlık suçu olması

insanlı suçu olduğuna inanmasam da bu eylemin çocukta travmaya sebep olacağını söylemek yanlış olmaz.

nasıl olmasın?

senin canını yakacaklar. ağlamak isteyeceksin. "ağlama, erkekler ağlamaz," diyecekler. son derece iğrenç bir yatakta seyirlik maymun gibi etrafta dans edip eğlenen insanları izlerken acını doya doya yaşayamayacaksın bile.

ben bu ülkedeki erkeklerin yüzde doksandaki travmanın sebebinin bu olduğunu düşünüyorum. otorite adına etleri kesilirken ağlamak bile yasaklanıyor. sırf anne ve babaları dedi diye...

ha ne diyorduk, insanlık suçu. insanlık suçu olmaz bence. olamaz. çünkü her ne yaşamış olursa olsun sünnet olan adam sorulsa tekrar sünnet olurum diyor. oğlunu sünnet ediyor. kendisini sünnet ettiren ailesinden şikayetçi değil. yani buna bir auschwitzh toplama kampı muamelesi yapmanın anlamı yok.*

devletin patlıcanı uf olacağına yurttaşın canı yansın

trabzonlu teyzenin devlet kim için devlettir sorusunu akıllara getiren hede. tamamen iğrençlik.

bunun bir diğer versusu ise "mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır."

"masum insanlar olsa bile mi?"

neresinden tutarsanız tutun elinizde kalır. öncelikle bu düşünceyi ciddi ciddi savunan insanlar var. adam açık açık devlete zeval geleceğine benim canım yansın diyor. ha, bir de bu adamlar devlet için can yakmaktan çekinmeyen adamlar, atlamayalım.

bir de şöyle bir şey var, maalesef devlet olmanın kanlı geleneğidir bu. bugün dünya üzerinde bu desturu benimsememiş hiçbir dünya devleti yoktur. amerika'dan filipinler'e kadar bütün devletler bu düşünceyi sahiplenir, yeri gelince uygular.

keşke devletlerin kanlı sınırlarından bağımsız yaşayabilsek.

ırk

bir bilim adamına göre, ismi aklıma gelmedi, insanlar iskelet yapılarına göre 5 farklı ırktan oluşuyorlar.

1- kafkas ırkı
2- kongo ırkı
3- moğol ırkı
4- capoid ırkı
5- avustralya ırkı

eğer kafkas ırkından birisi kongo veya capoid ırkından birisini kendisinden aşağıda görürse bu ırkçılık olur. eğer avustralya ırkı, kafkas ırkından birisini kendisinden aşağıda görürse bu ırkçılık olur.

ancak bir italyan'ın bir türk'ü kendisinden aşağıda görmesi ırkçılık değil, milliyetçiliktir. evet, bu da faşistliktir ancak ortamlarda bilgiçlik taslarken gülünç duruma düşmemek için bu iki şeyin farkını iyi idrak etmek gerek.

kendi kendine oral yapan insan

seviştikten sonra böyle bir yeteneği olan ve bunu ispatlayan* partnerimi bir daha görmek istemediğimi hatırlıyorum.

yalnız uyanmak

en güzel şey.

hatta izin verseler hep böyle uyanmak isterim. kimsenin yanında uyuyamıyorum. tamam sarılmak güzel ama bir yerden sonra canımı sıkıyorlar. adamı uyuttuktan sonra kalkıp içeri gidip orada uyuyorum.

belki sevdiğim adamla uyumaya çalışmadığım içindir, bilemedim.

20 temmuz 2015 şanlıurfa suruç'taki patlama

bugün devlet bahçeli bu saldırıdan daha kan donduran bir açıklama yaptı.

"sizin orada işiniz ne?"

böyle saçma bir soru olabilir mi? neredeyse kısa şort giydi ve tecavüzü hak etti diye mahallenin bakkalı kıvamında kobane'ye gidiyorsan ölmeyi hak edersin demek istedi. yanlış anladıysam düzeltin.

işin en kötü yanı bu insanlar güzel insanlardı. iyi niyetliydiler. şu ülkede kaç insan başkası için kılı kıpırdatıyor? bu insanlar iyilik yapmak için ülke dışına, savaş bölgesine yola çıktılar. bunu devlet bahçeli'nin tabanından kaç kişi yaptı? tek bildikleri kırmak ve üç beş çekik gözlü pataklamak olan bu güruh, ne kadar boş bir topluluk ki ölen masum insanlar için sevine bildiler.

ülke saçma sapan bir hal almaya başladı.

nasıl birlik sağlanacak bilmiyorum.

eşcinsellerin kolayca seks yapabildiğini iddia etmek

son derece doğru iddiadır. ama bu kaşarlık demek değildir. bu sadece bir şanstır. sanki heteroseksüellerin böyle bir imkanları olsa kullanmayacaklarmış gibi düşünmeyi keselim. adam yokluktan eşek sikiyor, küçük çocuklara halleniyor, anasına bacısının iç çamaşırlarını koklayarak tatmin oluyor, game of thrones izlerken khaalesi olan sahneleri dondurup kendisini okşuyor... şimdi bu adam kadın buldu ve seks yapmadı mı?

ki öyle adamlar tanıyorum ki seks hayatı en az benimki kadar renkli.

kadınlarda durum bu kadar olağan değil. malum anadolu halkı, kadının aklını bekaret ve namus gibi bir sürü ataerkil kavramlarla dolduruyor. bu tabuları aşan kadınlarda var, yok değil. gözlerimle bir kadının üç vücut geliştirmeciyi odaya götürdüğünü gördüm. gözlerimle sevgilisi olan bir kadının başka bir erkekle seks yaptığını, seks yaptığı erkek bunu bilmiyor, ve statta koşu yaparken sevgilisini o erkeğin önünde dolaştırdığına şahit oldum.

imkanı olan yapıyor.

eğer yirmili yaşlarında bir kadın ile adam, ilişkileri sırasında seks yapmak için bekliyorlarsa bu muhtemelen kadının kararıdır. yani bunun orospulukla alakası yok.

evet ne demiştik, doğru bir iddiadır. hornet profillerinin yarısından fazla çıplak vücutlar... yarısından çok çok fazlası seks derdinde. size kalan katalogdan seçip almak.

yatılmak istenen sözlük yazarları

çocuğunun eşcinsel olduğunu kabullenen aile

hala atlatamadığımız bir küçük seks meselemiz var.* onu atlatınca güzeliz.

geçen annem "keşke lezbiyen olsan, en azından onlarda anal seks," yapmıyorlar dedi.

annemin "seks" konuşmasını duymamazlıktan gelerek "istersen lezbiyen olabilirim anne." diyerek kaşımı kaldırdım falan.

güldü biraz. ama az kızmıştı. sonra kalkıp gitti yanımdan.

3 yıl sonra istanbul

cadde'de cirit atacağım istanbul.

kadınlar

bizlerin aksine yıkmazlar. savaşmazlar. üretirler.

gerçek ad ve soyadıyla gay profili açmak

istanbul'a taşındıktan sonra, muhtemelen ailemde durumu iyice sindirmiş olur, yapacağım durum. ama şu var, böyle yapınca über gizli erkeklere katlanabilir miyim bilmiyorum. tamam, hepsine saygım var. tamam, kendilerini ne zaman hazır hissederlerse o zaman açılsınlar ancak aileme itiraf ettiğim ve büyük bir travmayı atlattığımız günden beri risk alamayan erkekler çok içi boş gelmeye başladılar.

kurokuma

  • /
  • 96
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1906

iğrençsin ama o kadar yol geldim sevişeyim bari

asla içinde bulunmadığımdır.

hayatımda bir kere sevişmek istemediğim birisiyle seviştim. o da hastalık gibiydi. uzun süre atamamıştım üzerimden.

artık "hayır," diyorum. "seninle sevişmeyeceğiz."

unutmayın, siz bir tanesiniz, kimseyle vakit harcamak peşkeş çekmek zorunda değilsiniz.

cinsel yönelim

herkes potansiyel biseksüeldir.

ayı sözlük'te dışlanmaktan korkmak

böyle biri/birileri var mı bilmiyorum ancak c tipi kişilik'e sahip olduklarını düşünüyorum.

vücut geliştirme

öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.

bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.

yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.

hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.

şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

erkeklerin sekse çok fazla önem vermesi. özellikle genç çiftlerin en büyük sorunu bu. seks, seks, seks. heteroseksüel bir çiftte en azından kadın ilişkinin duygusal tarafını sırtlayabilirken, bakınız lezbiyenlerin daha sağlam ilişkilerinin olması, bizde bu duygusal tarafı sırtlayacak kimsenin olmaması. bakınca otuza yaklaşmış veya otuzun üstünde geylerin ilişkileri daha sağlam. çünkü adamlar ancak belli cinsel hazzı içlerinde çürütünce ilişki yaşayabilecek kafaya gelebiliyorlar.

green apple'a cephe arkadaşları aranıyor

aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.

aranan kriterlerimiz;

-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.

hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.

onur yürüyüşünde iki kadının çırılçıplak soyunması

öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.

şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.

eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?

biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?

recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?

biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.

bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.

ayı sözlük itiraf

gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.

her boku yiyip domuz eti yemeyen tipler

bıkmadınız milletin yediğini içtiğini eleştirmeye.

başkaları sizin yaşam tarzınıza karışsa "kömsö bözö önlömöyör" dersiniz. adam belki her boku yemeyi seviyor ama domuz eti yemeyi sevmiyor, olamaz mı?





30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.

tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.

edit: 30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam beğenmedi.*

gay accountlarda feminenler ölsün akımı

genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.

ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.

bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.

ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

eksi oy verenin kim olduğunu bilmediğimiz halde bir yazarı eksici olarak suçlamak

geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.

şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*

mustafa kemal atatürk

(bkz: atam atam sen kalk ben yatam)

yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.

götten gelen kanı alna sürmek

aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!
Henüz takip ettiği biri yok.