sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

yıl olmuş 2013 hala aptal insan var

20. yy. biteli çok oldu; aynı durum vardı. 21. yy.'da da sürmekte. 2016'da da, 2099'da da aynısı olacak; 2100'de de... 22.yy'dan da umut yok bence.
insanoğlu varlığını devam ettirdiği müddetçe, aptalı da olacak, zekisi de.

error 524

"a timeout occurred" yani bir zaman aşımı sonucudur. sunucu / istemci arasındaki veri akışının olması gereken zaman aralığında gerçekleşememesi halinde verilen hata kodudur.

flamanca

felemenkçe

yanlış olarak hollandaca denen dildir.

(bkz: hollandaca)

hollandaca

felemenkçe yani flemish, belçika'daki valonca yani belçika fransızcası konuşulan yerler hariç konuşulan ve asıl olaraksa hollanda'da konuşulan dildir.
hollandaca veya flemenkçe denmez. doğru yazım ve telaffuz şekli felemenkçe'dir. güney afrika'da kullanılan afrikaan dilinde de felemenkçe tesiri, boer etkisi yüzünden oldukça fazladır. "dutch" ile "flemish" farkına takılmamalı. "flemish", genel olarak felemenkçe, "dutch" ise sadece hollanda'da kullanılan türü denebilir belki ama fark o kadar azdır ki, aynı şeydir denebilir. belçika fransızcası ile, fransa fransızcası arasındaki fark daha fazladır örneğin. flemish'e flamanca, yanlış olarak hollandaca denen dile de ta osmanlı zamanından beri felemenkçe deriz.
hollanda guyanası ve başka bazı eski sömürgelerinde de konuşulur.

hoşlanılan kişinin tam bir odun olması

kışın şöminede, odun sobasında, yazın odun ateşinde pişirilecek yemekler için vb. kullanılabilir. hemen dışlanmamalı!

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

rainbow - gates of babylon :


look away from the sea
i can take you anywhere
spend a vision with me
a chase with the wind

move closer to me
i can make you anyone
i think you're ready to see
the gates to babylon
the power of what has been before
rises to trap you within
a magic carpet ride a genie maybe more
a city of heavenly sin
sleep with the devil and then you must pay
sleep with the devil, the devil will take you away
oh gates of babylon

you can see but you're blind
someone turned the sun around
but you can see in your mind
the gates of babylon
you're riding the endless caravan
bonded and sold as a slave
a saber dance removing all the veils
getting as good as you gave
sleep with the devil and then you must pay
sleep with the devil, the devil will take you away

look away from the sea
i can take you anywhere
spend a vision with me
a chase with the wind

move closer to me
i can make you anyone
i think you're ready to see
the gates of babylon

the power of what has been before
rises to trap you within
a magic carpet ride a genie maybe more
a city of heavenly sin
sleep with the devil and then you must pay
sleep with the devil, the devil will take you away
black gates of babylon

the devil is me
and i'm holding the key
to the gates of sweet hell
babylon

sevgiliyi izlediği diziden bile kıskanmak

doğaldır. aşık, maşuğun kendine vakit ayırmasını ister. maşuk, aşığından başka şeylere vakit ayırdığında kıskanılır. roller değiştiğinde de bu böyledir. tutku ile olan aşklardan bahsediyorum. geçici, günlük ilişkilerden değil.

çeşme

"çeşm" farsça göz demektir ve çeşme sözcüğü göz'den türetilmiştir. çeşmeden akan su da gözyaşıdır.

çeşme sözcüğü, göz sözcüğünün etimolojisinden müstesna, tek başına kaynak, pınar anlamlarındadır.

bu bağlamda, göz de, gözyaşının pınarıdır, kaynağıdır.

evet, farsça, oldukça şiirsel bir dil olabilmektedir çoğu zaman.*

turkcell güvenli internette ayı sözlük erişim engeli

biraz araştırmayla bulunabilecek çeşitli programlarla, uygulamalarla ve ayarlamalarla aşılabilecek bir yasaklamadır.

tatlı krizi

şeker pancarı, şeker kamışı gibi şeker elde edilen bitkilerde olabilecek bir hastalık sonucu, şeker stoklarının azalmasıyla ve belki de bitmesiyle oluşabilecek dünya çapındaki bir krizdir tatlı krizi.
sentetik tatlandırıcılar*, yapay şeker es geçilmiştir*.

açtırma kutuyu söyletme kötüyü

kutumda küçük hissediyorum

kutumda büyük hissediyorum

açtırma kutuyu söyletme kötüyü

"daha fazla konuşup, asabımı bozma." vb. anlamındaki hafif argo deyim.

lola + billy the kid

orijinal adı şu şekildedir: "lola + bilidikid"

kafaya sıkmak

nankörlük

vefasızlık ile arkadaştır nankörlük.

erkekler neden siyah çorap giyer

siyah, gri, lacivert gibi renklerde, koyu tonlarda takım elbise giydiğimde veya benzer renk ve tonlarda spor giyindiğimde de, renk uyumu sağlasın diye, belirli estetik kaygılarla siyah çorap giyerim. elbette takım elbiselerle giydiklerim ile spor giyindiğim zaman giydiklerim farklı cins ve tipte siyah çoraplardır. bu saydığım haller dışında, siyah çorap giydiğimi anımsamıyorum.

kiri göstermesin diye siyah çorap giyenler varsa, ki var, pis insanlardır. başka söze gerek yok.

heteroseksüel erkeklerden ayı sözlük'e tavsiyeler

böyle kalın. iyi gidiyorsunuz.*
  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.