sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

opus magnum

orijinali "magnum opus" olan fakat galat-ı meşhur olarak opus magnum şeklinde yazılan, yüce yapıt, yüce eser, ulu eser anlamlarında ve türkçe'deki başyapıt karşılığı kullanılan latince söz öbeği.

başyapıt

latincesi opus magnum olan, bir sanatçının en iyi, en yüce eseri anlamındaki sözcük.

gölge avcıları kulübü

inanç çakıroğlu tarafından yazılmış, içine girdikçe çıkmak istenmeyen bir roman. hurufilik, gizem, komplo teorileri* ile örülü bir başyapıt.

inanç çakıroğlu

1974 bursa doğumlu, ikinci kitabı olan gölge avcıları kulübü'nün yazarı. birinci kitabı basılmamıştır ve ölümünden sonra yayınlanacaktır yazarın belirttiğine göre. gizemli bir kişiliği olan yazar, yazarlık ile geçinmemektedir.

şakşuka

kabukları çıkarılmış domates, alacalı/çizgili küp şeklinde kesilmiş patlıcanın tuz katılarak zeytinyağında kızartılarak pişirilmesi ile oluşan meze. ana tarifteki temel sebzeler aynı olmakla birlikte, patates, sivri biber vb. katılımıyla yapılan yan tarifler de mevcuttur.

ilk cümledeki tarifin akabinde, soğuduktan sonra sarımsak yoğurt ve ince ince kıyılmış maydanoz eklenmesiyle yapılanına da köpoğlu denir. köpoğlu ege bölgesi, şakşuka ise akdeniz bölgesi/ antalya yöresinden çıkma bir yiyecektir.***

yemekten ziyade meze olarak nitelendirilmesi gereken bir yiyecektir şakşuka.

resmi dil

bir ülkenin resmi yazışmalarında, kurumlarında, ordusunda, parasında, anayasasında ve yasalarında, zorunlu eğitim dilinde kullanılan dile denir.

genellikle halkın çoğunluğunun dilidir. bazı eski sömürge ülkelerinde halkın genelinin dilinden farklı olarak, ingilizce, fransızca gibi eski sömürgecilerinin dillerinin kullanıldığı da görülmektedir. bazı hallerde birden fazla resmi dil de kullanıldığı olur.
örneğin isviçre frangı**** banknotlarında* dört dil vardır: fransızca, almanca, italyanca ve romanşça*.

kfc

kanada'nın quebec eyaletindeki adı fransızca'dır; fransızcalaştırılmıştır.

(bkz: pfk)
(bkz: poulet frit kentucky)

pfk

poulet frit kentucky

quebec

orijinali, "qu ébec" şeklinde, sözcüğün ilk e harfindeki sağa yönelik aksan işareti ile yazılan ve resmi dilin fransızca olduğu kanada eyaletidir.
fransızca kullanımı zorunludur ve dükkan, mağaza isimlerinde bile resmen fransızca veya fransızcalaştırılmış isimler kullanılır. hatta uluslararası firmalar için bile bu böyledir. örneğin kentucky fried chicken yani kfc bile, quebec'te pfk olur. pfk'nın açılımı ise, " poulet frit kentucky". o derece fransız kökenlerine sahip çıkar quebecliler.

xavier dolan

tam adı xavier dolan-tadros olan ve 20 mart 1989'da doğan, quebec - kanadalı bir dahi sinema yönetmeni.

tom at the farm

orijinal adı tom à la ferme* (2013) olup, imdb kayıtlarına göre 20 haziran 2014'te türkiye'de de vizyona girmiş olan xavier dolan filmi:
lf

film, fransızca'dır ve kanada'nın quebec bölümünde doğan, büyüyen xavier dolan tarafından yönetilmiştir.

diğer "dolan" filmlerine nazaran biraz daha gerilimli bulmuştum izlediğimde filmi.

---- spoiler ----
filmde tom, sevgilisi guillaume’un cenazesi için quebec kırsalına gidiyor. orada, guillaume’un annesi ve son derece maço abisi francis ile tanışıyor. kederli ailenin bu ilişkiden haberinin olmadığı açık olmasına açık da, francis şaşırtıcı bir oyunun kurallarını birer birer koymaya başlayınca işler iyice karışıyor. bu oyun tom’u hem boğuyor hem de heyecanlandırıyor.
---- spoiler ----

güzin abla

güzin abla, defalarca karikatürlere, gülmece eserlerine, yazılara konu olmuş ve 2001'de en eski internet sözlüğünde, sözlüğün kurucusunca, anti-kahramanı yapılarak hicvedilmiştir.

(bkz: yarrak abla)

metroseksüel

bir metroseksüel, aynı zamanda homoseksüel, aseksüel, biseksüel, heteroseksüel vb.'dir de.

metroda seks yapmazlar genellikle.*

ssg

ekşi sözlük kurucusu sedat kapanoğlu'nun rumuzu, nick´i.
ingilizce okunursa "ssg", "es-es-ci" olur ki, eskişehirli biri için gayet makul bir rumuzdur.*

yarrak abla

bir zamanlar, 2001 yılında, ekşi sözlük kurucusu ssg´nin* oluşturduğu sanal bir "anti güzin abla" karakteridir yarrak abla. bir anti-kahramandır. halen, ilgili yerde arandığında bulunabilir.

sedat kapanoğlu

hiç prostat orgazmı yaşamamış erkek

züğürdün çenesi

şehinşah - züğürdün çenesi :

(bkz: rap)

yy

yüzyıl (yüz yıl), yani asır kısaltmasıdır yy.
  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.