kedinin babasıdır. çoğunluğu sadece bir kişi bağlılık gösterir, ona da tam bağlılık denemez. hıh der sıkılır bir köşede kral/kraliçe gibi oturur. aslında bütün dünya ona aittir biz de onun misafiri.
1940 yapımı, alfred hitchcock ilk ve tek oscar ödülü alan psikolojik gerilim filmi. filmde rebecca karakterinin bir fotoğrafına bile rastlanmamaktadır. bunun sebebini ise hitccock' un herkesin kafasında canlandırabileceği bir rebeccası vardır, rebecca belirli bir sıfatla sınırlandırılamaz görüşünden kaynaklıdır. filmde rebecca karakteriyle ilgili size bir sürü done verir ve kendi rebeccanızı oluşturmanız beklenir. kesinlikle izlenmesi gereken kült bir eserdir.
italyan sinemasının mihenk taşlarından diyebiliriz. filmin ana kahramanı olan antonio ricci bu filmle beyaz perdeye adım atmıştır. daha önce tornacı olmasına rağmen ilk filminde gerçekten başarılı bir performans sergilemiştir. sıradan bir konu olmasına rağmen insanın içine işleyen bir anlatımı vardır. konu dramatik türde işlenmiştir.
gökhan özen' in ''resimler hayaller'' albümünün slow hitlerinden biri. şiri güzeldir.
gittiğinden günden beri
her gün ikiz sanki
rakamlar düşüyor takvimlerden
üzerime üzerime
bıraktığın yerde gel de bul beni
bana bir "gel" desen
yolları hiç geçilmemiş sayarım
hafızamı kurban eder
"asla"lardan cayarım
bir ''gel'' desen;
sana orucumu bozar
sensizliğe doyarım
bana bir "gel" desen
seni özledim
ilkokul yıllarımda video klipleri kral tv de yayınlanmaya başlamıştı. o dönem ki sosyal bilgiler öğretmenime o kadar çok benziyordu ki bakmaktan kendimi alamıyordum. kliplerini izleme sebebiyle dinleme şerefine de kavuşuyordum haliyle. bilinen türküleri sesi ve yorumuyla tekrar dinlenir hale getirmişti bir dönem.
perde asmak, yüksek raflardaki tabağa çanağa uzanmak, cam silmek gibi konularda yardımını isteyeceğim insan evladıdır. başka birşey kesinlikle düşünmüyorum gerçekten. *
çok güzel paravan olarak kullanılan kadındır. üzücü açıkcası. ''bu adam bende ne buldu acaba hem zengin hem taş'' diye düşünmedi mi hiç çok merak ediyorum. tamam gönül ota da boka da konar ama; az düşünseydin be anacım.
bülent arınç gibi düşünmediğim babadır. üzülmemiştir bilakis yusuf çekmiş babadır. imkanı olsa oğlunu satıp siyasi kariyerine devam etmek ister; ama nafile. bok ona da sıçramıştır.
aslında gitmemek değilde gidememek durumudur, yoksa gelmeyi çok istiyoruz öyle değil mi;
- sözlükte yazar olduğunu bilmeyen sevgilinin gazabından korkmak
- " bu yazıları bu tıfıl mı yazıyomuş lan bsg. bundan da ancak bu çıkar."ı işitmek
- uzun saç başlığındaki entryler sonucu can güvenliğinin sağlanamamış olması
- sap gibi ortada kalmak *
genelleme yapmadan konuya kenardan girmek gerekirse; eğer sevgiliniz olacak adamsa aldatma potansiyeli çok yüksek olan kişidir. zira " beni şu saatlerde arama lütfen" dediği saatlerde eşiyle birlikte değil başka bir erkekle birlikte olma olasılığı yüksektir. aynı zamanda adam eşini bile sizinle aldatıyorken elbette sizi de başka birileriyle aldatabilir. bu gibi durumlarda en iyisi karşınızdakinin doğru kişi olduğuna emin olmanızdır. zira bazı evli gayler de* ne istediğini bilen, aklı başında, ilişki kıymeti bilen erkeklerdir.*
anlamadığım bir sebepten ötürü günümüz ergen gençliğinin* marjinal olma çabası çemberine girmiş bir durumdur. zamane gençlerine bakarsak neredeyse hepsi;
1- vejetaryenim
2- metal müzikten başka dinlemem
3- ateist
4- süt mü iğğğkk mottosuyla yaşamaktadırlar. **