ayı sözlük itiraf

  • /
  • 178
dışarı çıkmak istiyorum ama gereksiz yere acayip bir gerginlik var üstümde. yarım saattir hala duşa giremedim.
yazın eve dönünce prezervatifleri kitapların arasına saklıyorum. her kitaba bir tane. don kişot'a falan koymuyorum çünkü o kutsal kitap.
her ne kadar her cumlenin sonunda olumden ote koy mu var desemde gercekci olmak gerekirse yaslanmak ve beyazlarla tanismak yeterince urkutucu...
buraya gelmemin asıl amacı arkadaş edinmekti. tahmin edersiniz ki işe yaramadı.
sözlük bence lgbt arkadaş edinmek için türkiye'deki en uygun online ortamı sağlıyor. ama bunun için ya zirvelere katılmak lazım ya da yazılarını beğendiğin insanlara mesaj atmak, muhabbet açmak lazım. çok kolay mı arkadaş edinmek, değil, çok fazla seçenek sunuyor mu, hayır oldukça dar bir kitle maalesef, gene de elimizdeki en iyi ortam bu ve iyi ki var diye şükretmek lazım. başka sözlüklerde de açık olarak lgbt olduğunu belirten kişilere de mesaj atılabilir tabii.
bir itiraf olarak hiç reel ilişkim olmadı
biraz önce bel soğukluğu olan birisiyle korunarak oral seks yaptım, tabi bunu sonradan söyledi. galiba ölmek istiyorum.
zorlama edebiyatçılar yüzünden çaya olan sevgimi dile getiremiyorum. valla fantastik edebiyat dışında edebiyat kültürüm çok yoktur, twitter'da cemal süreya rt'lemiyorum, zeki demirkubuz izlemiyorum. ama çayın yeri çok ayrı bende ya. şu an yazdığım bu girdiyi eksilemek istiyorum mesela, bu zihniyeti yaratana lanet olsun. *
uzun süredir yapmayı istediğim bir şeyi yaptım, kendimi garip bir şekilde rahatlamış istiyorum. bir de son zamanlarda kendimle daha barışık olduğumu fark ettim, insanlar beni hala kolaylıkla üzüyor olsa da en azından bu hüzün öfkeye ya da kine dönüşmüyor. o yüzden de daha huzurlu geçiyor günlerim. mutlu muyum bilmem ama mutsuz değilim, güzel o yüzden.
off daha demin gezmeye çıkmıştım. ne güzel sevinmiştim, hindistan cevizi suyu falan alıp ferahlamıştım ama sonra eve gelirken bir tane oğlan gördüm, inanamadım. bildiğim tumblr new york erkeği gibiydi ya. bembeyaz teni vardı, hafif ginger'dı, ama ginger değildi. çok koyu saçları vardı. ben ona dik dik bakınca o da bana baktı. çok tatlı bakıyordu. "ne baktı bu mal bana" falan demiştir kesin. halbuki bulunduğu yer de bildiğin motorcu dükkanı gibi bi şeydi. o dükkanda zaten hep taş erkekler var ama bu tavandı. dövmesi vardı dolu. off moralim bozuldu. neyse ki midye tava falan aldım dardanel'inkinden, yeni çıkmış. bari onunla moralimi düzelteyim.
ikinci şansa değmeyecek gibi sözlük, zira ben bile hiç onun kadar ne istediğini bilmez,dengesiz bir vaziyete düşmedim.
tatile geldim ve şimdi "sıkılıyorum" demeye utanıyorum ama sıkılıyoruuuuum.
4 gün arayla tekrar büyükadaya gittim. bu sefer aya yorgi kilisesine çıktım ve iki mum yakıp dilek adadım. o dik rampadan aşağıya bisikletle inişim var ki frenler patlamadığı için şanslı hissettim kendimi. her gitmeye bir ünlüyü görüyorum bu seferde ilker başbuğ paşa ile karşılaştım. karşılıklı bakıştık. lkadklasdlk. geçen seferde ediz hunla soppet ettiydim.
eski sevgilimi hala unutamadım. dünyanın en pislik adamı olduğu halde durum böyle. zaman zaman evlerimiz yakın olduğu için ve gittiğim salonu bildiği için, evin yanına gelerek ya da salonun uzak bir yerinde pusulanarak beni izleyip gözyaşı krizlerine girdiği haberlerini de almaktayım. sanırım bundan sonraki hayatım onu düşünüp bir araya gelmek için hiçbir adım atmadan delirerek geçip gidecek.
bu aralar ilginç bir dil teorisi üzerinde çalışıyorum. delillerim çok yetersiz, ama yine de bahsedeceğim. benim düşünceme göre, türkçe dil ailesi, hint-avrupa'nın çok eski bir kolu. ayrıca japonca da türkçeden çok önce ayrılmış bir dil. hemen desteğime geçiyorum.

ilk olarak, çok fazla değişmemiş bir hint avrupa dili olan norveççeyi ele aldım. aslında izlandaca çok daha iyi iş görür, ama onu bilmiyorum. norveççede dikkatimi çeken şey, "olmak" eylemi olan "å være" oldu. bildiğin türkçedeki "var" değil mi bu? bilmiyorum, dillerin en ilkel haline bakmak gerek. ikinci şey, "geçmiş zaman". norveççede ve ingilizcede, geçmiş zaman hep "rte", "te", "ed" gibi eklerle yapılıyor. ek demek doğru olmaz ama şimdilik ek diyelim, daha iyi anlaşılması için. geçmiş zaman ekini "ed", ya da "te" olarak alalım. türkçede geçmiş zaman eki "di". ingilizcedeki ve norveççedeki schwa sesi içeren e'lerin sönük olduğunu düşünürsek, ve ayrıca i sesinin de sönük olduğunu düşünürsek, "d"den sonra ya da "d"den önce bulunmaları çok ilginç bir durum değil. o zaman geçmiş zaman ekine "d" diyebiliriz. japoncada ise geçmiş zaman eki "ta". bana çok benzer geldi bu durum.

üçüncü durum ise, oluş bildirme eki. ingilizcede var oluşu bildiren bir sözcük daha var: "am". bu "am" sözcüğü farsçada da korunmuş. türkçede ise "gider-im"deki "im" şeklinde korunmuş olabilir. son olarak, su sözcüğü. "su" sözcüğünün eski dildeki karşılığı "sub"tur. farsçaya baktığımızda ise "ab". sessiz harf+sesli harf kombinasyonu bana çok benzer geldi. bir de avrupadan doğuya doğru gidildikçe gramatik cinsiyetin kaybolduğunu ve sondan eklemeliliğin arttığını görüyoruz. bu da ilginç bir durum. ama bu birbirine yakın dillerin birbirini sonradan etkilemesi de olabilir. dediğim gibi, bu konuda bilgi sahibi değilim.

dikkat ederseniz sadece çok basit sözcükler benziyor. "ben", "olmak", "su" gibi sözcükler. numaralar birbirine benzemiyor. sadece türkçedeki beş ile farsçadaki penç'i bağdaşlaştırabildim. bir de hafiften "dört" benziyor.

japoncayla türkçenin birbirine benzediğini zaten çoğu kişi biliyor. kuro-kara, nani-ne, iku-git gibi benzerlikleri biliyorsunuzdur. ayriyetten çoğu kişi buna "sui"-"su"yu da eklese bu çok yanlış bir yaklaşım. çünkü japoncadaki "sui" sözcüğü, çince kökenlidir. japonca karşılığı "mizu"dur. bazıları "de"ekini de ekliyor. "de" ekinin kullanılışı türkçedekine yakın olmakla birlikte, bu ekin tarihsel kökeni farklıdır. "ni te" diye hatırlıyorum ama yanlış olabilir. japoncadaki bazı sayılar, türkçe ile benzerlik taşıyor. örneğin hito(bir) ile futa(iki). japoncadaki "h" ve "f"nin kökenlerinin "p" sesi olduğunu düşünürsek, daha çok uyabilir. birisi de japoncadaki y seslerinin, türkçede d sesine dönüştüğünü söylemişti. örnek: "yama"-"dağ", "yon"-"dört". böyle bir kesin dönüşme bulabilsem çok iyi olurdu aslında. eğer dilleri karşılaştırabilecek bir algoritma yazabilirsem belki dillerin akrabalığını bulabilirim. ne dersiniz? yardımcı olmak isteyen var mı?
bir keresinde şu şekilde sigara yakmaya çalışırken kaza yaptım.
https://imgflip.com/gif/19hi1g
kütahya'da ineklerine yıldırım çarpan çift videosunu izlerken ağlamaktan helak oldum. çekilmez bir adam oldum yine. uykusuz, aksi, lanet.
başka bir hayatım olabilirdi ben mahvettim
gecenin karanlığında balkonda sigara içmeyi seviyorum .
  • /
  • 178
devark.cloud tarafından geliştirildi.