ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe sırf sana benziyor diye usulca sokulup "götsün oğlum" dedim,adam eve kadar kovaladı beni elvan abeylegesseden daha hızlı koşuyordu.
işyerinde sakal traşı olmamış personel varsa, * yüzlerini elimin tersiyle kontrol edip, bir de makas aldıktan sonra, tatlı sert bir tavırla "günlük sakal traşımıza özen göstermeliyiz arkadaşlar" demek çok hoşuma gidiyor.

(bkz: işyerinde elle taciz)
hadi bakalım, uzun zaman sonra neler neler oldu, en son 2019 yılından beklentilerimi yazmışım, o derece uzun zaman geçmiş.

çok uzun yıllar sonunda ilişkimiz daha fazla devam etmez hale geldi, hiç kavgamız gürültümüz olmadı ilişki boyunca, sonunda da olmadı. sadece birbirimizi o kadar normalleştirdik ki akrabadan hallice olduk, heyecanı kalmadı, en son seks bile mastürbasyon yerine geçen bir hale döndü, yatakta zerre hareket etmeden bana arkasını dönüyordu, "ihtiyacımızı" görüyorduk. bazen, mastürbasyonu tercih ediyorken kendimi buluyordum.

üstüne bana o kadar sıradan davranmaya başlamıştı, ilişkinin başında dinlediğimizde gözlerimiz dolu dolu olan şarkılar bile aynı hisleri yaratmamaya başladı. bana dünyada bir tek ben varmışım gibi davranırken uzun süredir sıkılıyormuş gibi davranıyordu. neyse, tek seferde bitti, özlemiyor olmam bence en büyük acıdır, neredeyse 10 yıl, boru mu?

bir de, yediğinde içtiğinde giydiğinde gezdiğinde tozduğunda hiçbir şeyinde harcadığım parada asla gözüm yok ama annesinin sanki bunları cebinden karşılıyormuş gibi yorum yapması...

öte yanda, işim çok daha iyi gitti 2023'te, yıl ortalamasıyla ayda 160 binleri gördüm, bu bir anlam ifade ediyor mu bilmiyorum ama türkiyede kalıp avrupada gibi para kazandım. meslekte yeni seviyelere geldim, daha da gelmeye devam edeceğim, gazım hiç eksilmedi.

2023'te uzun süredir beklettiğim ve çok heves ettiğim yeni bir hobi edindim, hayatımın merkezine oturdu.

şimdi düşününce, ben çalışma ve hobileri derken ona çok az zaman ayırdım gibi geliyor, hemen kendimi suçluyorum. ama artık 30 ortalarında ve olaylara ergence mutsuz etmeden bakabilen biri olarak; hayır, onun yokluğundan bana kalan vakitleri geri alıyordum, tekrar kendime dönüyordum.

nitekim döndüm de.

sadece, yeni biriyle tanışmak istemiyorum. kimseyle tanışmak istemiyorum. dehşet bir libidoyla yaşadığım bu yaşıma kadar hayatımda ilk kez cinsellik dahi biriyle vakit geçirmeye beni yönlendirmez oldu. yeni bir insanı çekmek istemiyorum, insan diyince çekmek demek de apayrı bir gösterge nasıl hissettiğime. kimseyi ödünç alabilecek kadar dahi kendimde hak veya sabır görmüyorum.

o yüzden, tenga aldım. hayatımda gerçekten mastürbasyona yepyeni bir ışık çaktı. hatta ilk aldığımda 3 dakikada boşaldım, şaşkın bir köylü nidası çıkarttım, tontonlarım mutluluktan halay çekti. başta kendimi bir ezikledim, sen bir sürü insanın kalbini kırıp kendine aşık edip sekse doyunca bırakan adam tengaya mı düştün dedim ama dediklerime pişmanım. tenga, sen bambaşka bir icatsın, devlet bütün abazalara dağıtsa 15 dakikada kültür değişimi yaşarız millet olarak. ha bir de, hala bizim camiaya bakış açım herkesin birbiriyle en az bir kez birlikte olduğu ve bunun insanı eskiten (bedensel olarak değil, ruhsal olarak) ve hafiften iğrendirici olduğu yönünde. o yüzden, yaşasın tenga.

neyse, son 5 senenin özeti çok daha uzun sürer ama en küçültülmüş kırılımla ana başlıklar bunlar.
karmakarışık hissettiğim zaman 2019 sonrasında bitmesi planlanan istanbul metro ulaşım ağını inceleyip inanılmaz rahatlıyorum. beşiktaş'a, sabiha gökçen'e metroyla gitme hayali falan adeta mutlu ediyor. sanırsam hastayım.



edit: akp propagandası gibi olmuş eheheh.
bugün taaa liseden iki kız iki tane de erkek arkadaşımla birlikte buluştuk. liseden mezun olalı yaklaşık 5 sene oldu ama o günden beri bu arkadaşlarımla görüşmeyi sürdürüyorum. onları çok seviyorum ama içimde hepimizde olduğu gibi bir ukte vardı. kendimi tüm çıplaklığımla onlara açsam beni hala severler mi? tabi cesaretsizlikten mi yoksa hazır olamadığımdan mı ne hiç kalkışmadım böyle bi işe. derken bugün bi muhabbet döndü aramızda. erkek arkadaşlardan biri "lgbtiler de amma çok ses çıkarmaya başladılar ya yok onur haftasıymış yok yürüyüşmüş. ramazan ayında yaptıkları yetmiyormuş gibi bir de sokak ortasında birbirlerine mastürbasyon yapıyorlar" dedi. ben de bu sefer kendimi tutamayıp "rahatsızlığını anlayabiliyorum ama asıl ramazan ayı onur yürüyüşüne denk geliyor, onur yürüyüşünün tarihi her sene aynı" dedim. ayrıca sokak ortasında mastürbasyonun kişisel düsüncem olarak bana da abartı geldiğini ama öpüşmenin el ele tutuşmanın cinsiyet ayırt etmeksizin rahatsız etmemesi gerektiğini düşündüğümü belirttim. arkadaş "ya olur mu öyle" dedi. "bi özgürlük verilse hepsi sokakta birbiriyle seks yapar ben bunları görmek istemiyorum" dedi. ben yine ortaya anti tezler koyunca bu sefer de "arkadaşlar nikimsi de lgbtilimiş (sanki öyle bi takım var da taraftarıymışım gibi)" dedi güldü. "yürüyüşlere falan da katılmış galiba" dedi (ki katılmıstım ama o bilmiyordu). o an kendince şaka yaptığını, amacının benimle dalga geçmek olmadığını biliyordum ama napacağımı bilemedim. diğer üç arkadaşımda hiç bir tebessüm dahi yoktu ve "olsun bu bizi ne ilgilendirir ki onun bedeni onun kararı onun aşkı bize saygı duymak düşer. lgbtileri sonuna kadar destekliyoruz" dediler. o an o kadar mutlu oldum ki sadece tebessüm ettim ve az önce bana o şakaları yapan arkadaşın "orası öyle tabi" deyişini büyük bir zevkle izledim. sanırım uzun süreden sonra geçirdiğim en hoş gündü bugün *
efendim malumunuz adeta filipinli tesktil işçisi bir çocuk gibi gece gündüz çalışan bir insanım ve çalıştığım şirketten nefret ediyorum. yeni müdürüm geleli 6 ay oldu ve hala hiç bir iş yapmadığından ne işi ne de projeleri öğrenebildi. mutsuz mutsuz onun işlerini de ben yapıyorum. neden konuşmuyorsun diyenlere "burdaki işimi sevmediğimden durumu düzeltmek ya da iyileştirmek için çaba sarfetmek içimden gelmiyor" diyorum. ama aslında bir gün iş bulıp da ayrılırsam göt gibi ortada kalsınlar istiyorum. bu nedenle yıllık izin kullanmıyorum ki ihbar süremde millete iş anlatmak yerine istifamı verip bir ay tatile çıkıp onlar kıvranırken evimden para kazanayım.
dün gece kendimi aştım ve bugüne kadar birlikte olduğum en güzel kadınla birlikte oldum. insan bir gecelik ilişkisiyle gurur duyar mı? ben duyuyorum sözlük...nasıl oldu ben de anlamadım ama çok güzel oldu.
2 saat uyuyup işe gelmeme rağmen enerji doluyum, yere göğe sığamıyorum. bir de gözüm sürekli telefonda mesaj atar mı diye, atsa da mutluyum atmasa da..
edit: mesaj attı, buluştuk filan ama olaylar olaylar..atmasa daha mı iyiydi acaba bilemedim.
sözlükteki herkes bana aşık ama ben aşık değilim onlara , çünkü aşk bu kızılötesi yaralı müzesi hareket edemem(serdar ortaç manasızlığı was here).
merhaba arkadaşlar size bir anımı anlatacağım. olay 2000'lerin başında geçiyor. bir gün evde otururken içim birden waffle çekti çünkü sittin sene yememiştim. hemen aranmaya başladım. böyle keser sapı gibi bir çilekli waffle arıyordum. aramalarım cevap vermişti ama bulduğum waffle, nasıl desem toplu iğne gibiydi. beni bir türlü doyuramadı. oradan çıkıp sokakta çaresizce yürüyordum. birden köşedeki siyahi saatçiyi gördüm, hemen yanına yaklaştım. konuştuk, anlaştık. adamın waffleları dehşetti :o. abartmıyorum bana bir saat nutellalı waffle çaktı. kendimi çok geniş hissettim ama şimdi iyiyim. herkes waffle tüketmeli.

edit: üstteki entrye hitaben yarı copy-paste ironi vardır. swh
deli gözlerin gelir aklıma... *
gülüşün, öpüşün, iç çekişin gelir... *
gay olduğum halde erkeklerle hiç cinsel ilişkim olmadı(öpüşme ve sevişme de hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bana yeterli gelmiyor. orgy partiler düzenleyip sonra hep birlikte uyuma hali bence en güzeli.
bugün akşam üzeri, asla yapmayacağım bir şey yaptım, hayatımda ilk defa sadece fotosunu gördüğüm ve toplamda dört cümle yazıştığım biriyle tanıştım. -selamlar, -avm'nin üst katında x yerde yemek yiyorum, -yalnız? -evet, gelsene... bu kadar. ne olacak ki, diyip bindim asansöre, çıktım yemek katına.
plansız bir durum ve önceden verilmiş başka bir sözüm olmasından dolayı kısa bir sohbet oldu ama nasıl güzel, nasıl tatlı adamın teki namussuz. şu kadarını söyleyeyim, elimden tutup -hadi deseydi, gitmiştim adamla. o an bu hissettiğimi ne belli ettim, ne de söyledim. eğer iletişim sürerse bir gün zaten anlatırım ona da, benim pek içimde kalmaz. ama o güne kadar ne siz okudunuz ne de ben anlattım ona göre...
şimdi düşündüm de, ister misin adam sözlük yazarlarından biri olsun, rezilliğe gel
24 saat "koli" ve "seks" dışında bir şey konuşamayan ibneleri sevmiyorum. iticiler, gereksizler, anlamsızlar, bunaltıcılar, dövülesiler, hadi sonra görüşürükcüler. *
bugün sınıfımızdan bir arkadaş, yüksek lisans yapan bir arkadaşının tezinde kullanmak için hazırladığı bir anketi uygulamamız için sınıfa getirdi ve uygulamamızı rica etti, biz de kabul ettik, başladık anketi uygulamaya. sorulardan birinde cinsel olarak ilgi duyduğunuz cinsiyet yazıyordu ve şıklarda "karşı cinsim-hem cinsim-her iki cins-hiç kimse" yazıyordu. başta gaza gelip doğrusunu mu işaretlesem acaba dedim ama yazımdan ve eğitimimle ilgili özel ayrıntılardan kaynaklı, anketi getiren arkadaşın beni tanıyabileceği ihtimalini düşündüm ve vazgeçtim. tam o sırada yanımdaki bir arkadaş bana "ne kadar saçma bir soru ya! doğru cevabı vermek zorunda mıyım? doğru cevabı versem millet güler" dedi. gerizekalı ben istemsiz bir şekilde "evet ya belki ben hem cinslerimden hoşlanıyorum onlara ne ki!" dedim. yanımdaki arkadaş önce bir şok ardından "ben onu demiyorum ki" deyip saçma sapan bir soruyu gösterdi. ben de dumur olmuş bir şekilde "aa evet doğru söylüyorsun" deyip geçiştirdim. o da "sen de doğru söylüyorsun" deyip güldü ve ankete devam etti. bense mal gibi kaldım.
ayı sözlük itiraf kısmında itiraf olmayan her entry i eksiliyorum. evet itiraf ediyorum.
belki alternatif bir evrende ben de mutluyumdur.
insanlarla olan iletişimimde yüksek ses kullanımı, bağırıp çağırma, kavga etme gibi faktörlerin yer almasından hoşlanmıyorum. sadece konuşarak, gerekirse susarak, diyaloğu azaltarak ya da ortamdan uzaklaşarak sorunları çözme eğilimindeyim. ama bu ılımlı ve kırılgan tavrın insanların sahte zaferler kazanmak adına daha çok savaşma isteğini tetiklediğinin de farkındayım. hayat ne yazık ki amaçlar ve onlara ulaşmak için kullanılan meşru olmayan yöntemlerle bezeli.
kedi beslemek istiyorum hatta adını şimdiden koydum: koli olacak.koli yatağıma sıçtı,koli bugün eve gelmedi,koli maması,kolim aç eve gitmem lazım gibi muhabbetler olacak ama olsun hoş isim.
bugün çocukluk arkadaşım olan bir dostumla kahve içerken, bir anda aslında onun yanında ne kadar sıkıldığımı fark ettim, orada oluş amacımın sadece rutini devam ettirmek olduğunu, zevk almadığımı...
ve daha da kötüsü, sonrası çorap söküğü gibi geldi. yaşadığım hayattan, birlikte olduğum kişilerden haz duymadığım dank etti.
merak ettiğim, tanımak istediğim kişileri tanıyamadığımı, hayatıma bir anlam katamadığımı, uzun zamandır kimseye tutkuyla bağlanmadığımı ve o ilgiyi gösteren kişilere de haklarını teslim etmediğimi düşündüm.
kötü bir gündü kısacası.
  • /
  • 91