ayı sözlük itiraf

  • /
  • 178
buraya değil kendime bile itiraf edemediğim şeyleri ona teker teker yazdım. rahatladım lan. pandora'nın kutusu açıldı haaaanım.

edit: bu caps gibi oldu. ama artık çok rahatım. bir kez daha emin oldum. kızsa da canımı yakmaya çalışsa da artık onu tanıyorum ve buna sadece gülüyorum. halime şükrettim ilk kez. en azından sefilleri oynamıyorum.
az once en yakin arkadasima bir erkeklerden de hoslanabilecegimi soyledim. sanirim ruhum artik gercekten ozgurluk istiyor.
bir demet tiyatro dizisindeki demet akbağın oynadığı feriştah karakterine özenip ben de fentezilerimi yazıyorum
galiba tarihin gelmiş geçmiş en kötü ev sahibesine sahibim.
insan odun kırarken çok ses çıkıyor diye şikayete gelir mi ?
yada eve gelen arkadaşıma bu çocuğu gözüm tutmadı bu kızı sevmedim der mi ?
hadi onu boşver milletin attığı çöplerden de ben sorumluyum. kapının önündeki çöpleri bana toplatmaya çalışıyor ama ben yemem bunları
en kötüsü de kira olayı zaten sik kadar eve kira yerine ev parası alıyor bide kiranın geldiği günün saat sabah 10 nunda yavrucum kirayı ödesenize benim de faturalarım var demesi de cabası
iyi ki bu ay 7 gün veremedim kirayı.her gün kapıda her gün 2 kez gelip kirayı istiyor
bazen beni görmemesi için eve geç gidiyorum ama saat kaç olursa olsun damlıyor eve
teyzecim bu ay sıkışığım diyorsun ama anlamıyor kadın
yarın da gelecek ve yarında aynı stres
yakında ev sahibesini öldürdü diye haberleri okursanız bana temiz iç çamaşırı ve bikaç sigara gönderirseniz sevinirim
yarın iş görüşmem var dua edin bana elime para geçtiği an çıkarım bu evden
hem ruhen hemde kafa olarak rahatlarım
kilo aldım sözlük! o kadar yediğime içtiğime dikkat ettim en doğalından, sporumu da yaptım kaç zaman. annemler geldiler kuruldular günde 95 öğün yemekten kilo aldım. çok üzülüyorum sözlük kaç aylık emeğimdi bu benim.
yemekle aram yok ama diyet yaparken yemediğim şeylere üzülüyorum.sanki hemen diabet hastası olupta bir daha tatlı bir şey yemiyecekmişim gibi geliyor.
aşk hayatım çok boktan sözlük. aslında öyle bir hayatım bile yok. insan bazen istiyor biri olsun. belki de bunun eksikliğini çekmek bile kötü, bencillik yapıyorum belki de. insanlar yakınlarını kaybediyor, ölümlerden dönüyor ben yalnızım diyorum. ne ise..
sözlük tek yaşamaya çok alışmışım, ailem bende kalıyor bir süredir ama yok artık gitmiyor. bu hafta gidecekler ve gittiklerinin ertesi 2-3 güne izin alıp sadece evde yatıp bol bol müzik dinleyip alkol alacağım.
insanların ota boka tavır almasından ve sürekli ilgi beklemesinden bıktım sözlük!

dipnot : güzin abla mıyım?
lafının nereye gideceğini hesaplayamayan, sonrasında bir şey olmamış gibi davranmaya çalışan insanlardan hemen soğuyuveriyorum sözlük. bu huyumu sevmesem de işte adı üzerinde huy.
çok pimpirikli bir insanım sözlük. bu sabah baş gösteren burun akıntım ve halsizliğim sebebiyle domuz gribi belirtilerinden tut aids belirtilerine kadar google'da türlü türlü arama yaptım. ardından ölürsem insanlar nasıl tepki verire kadar gitti bu düşünceler. az önce lol'de de feedledim ve şimdiyse uyuyamıyorum. abdest alsam geçer mi acaba diye düşünüyorum.
apartta kalıyorum. bu dağ başındaki tek lüksüm sessizlikti. bu sene tüm odalara askerler ve aileleri yerleşti. gece gündüz sesleri bitmeyen, çocuklarının zırıltısı durmayan yan odalardaki aileleri öldürmek istiyorum. aslında kendileri bunu yapsa daha güzel olur tabi. yayılmacı, yaygaracı ve tüm evrenin kendilerine ait olduğunu düşünen, aile olunca her türlü hadsizliği yapabileceklerini düşünen hetero aileler ölsün lütfen.
geçen sene bi çocukla konuşuyorum. baya sohbet falan whatsapp üzerinden. sonra buluşalım mı falan oldu. ben de hmm. ok dedim. neyse buluştuk evinde tabi ki. seviştik falan. öncesinde baya konuşmuştuk muhabbet falan da iyiydi. sonra işte seviştik yine konuşuyoruz whatsappdan. iki haftada 4 kere falan buluştuk bunla. sonra bi pazar akşamı yine konuşurken "pikachu ben senden hoşlanıyorum galiba" dedi. "aklım hep sende. başkasıyla görüşemiyorum" falan filan. ben de şimdi direk "oleey ben de senden hoşlanıyorum" demedim. çünkü sadece seviştik. hani iyi sevişiyorum ben. belki o hoşuna gitti ki ihtimali yüksek bi durum falan diye bişi diyemedim. "aaa öyle mi ya kanki istersen buluşalım dışarda konuşalım" dedim. sevişmicez bu sefer çay sigara ortamı olsun istedim. işte böyle triplere girdi bu eleman. adı da sercan'dı. kız ismi gibi. neyse. mesaj atıyorum geç cevap veriyo falan ki en uyuz olduğum şeydir bu. bi süre konuşmadık bununla. arada buluşalım diyorum. yoğunum ayakları falan. bu da ekstra uyuz olduğum şeylerden birisidir. sonra geçen sene aralık ayı gibi. mesaj attı bu. numarasını silmiştim ben. yazmiyim de götü kalkmasın diye. dışardayım gelsene falan. ben de mecidiyeköydeyim biriyle buluşcam. mesaj gelince ektim onu atladım metrobüse. evet taksi değil metrobüs. gittim yanına. görünce bi özlemişim onu anladım. böyle az sarıldım. o da bana. yanında bi kankisi vardı. garsonlara asılan tipten. neyse bunun yanına oturdum. bi samimiyet bi şakalaşmalar bana. eli elimde nerdeyse. yaslanmalar. hani bildiğin flört mü ön sevişme mi adı neyse o. benim de hoşuma gitti ki zaten benim de ilgim vardı ama emin olmadan hop atlayım dememiştim zamanında. neyse akşam oldu 10 gibi. ben eve geri geliyorum. o da evine gidiyo kankisiyle falan. işte beni durağa bıraktı 76o durağına. sonra eve geldim." özlemişim" yazdım. o da "ben de :))) " yazdı. dedim "yarın sinemaya gidelim." "işim var yarın akşam ben sana haber veririm" dedi. tamam dedim. aradan günler geçti haber yok. ben de o buluşmadan sonra nasıl heyecanlıyım ama. kelebekler uçuşuyo modundayım. neyse yine cevap yok bundan. 2-3 gün sonra yazdım buna. "müsait olamadın galiba" diye." yaaağğ kem küm" falan etti. dedim "amk hayatımda ilk defa birine sinemaya gidelim dedim onda da reddedildim. senin bunu reddetme gibi bi lüksün yok. ne lan bu? iki gün önce buluşunca nasıldın. şimdi napıyosun" bi şamarladım. ağzıma ne geldiyse. sonradan pişman oluyorum çünkü söylemeyince. tecrübe ile sabittir. bkz. "izmitli" falan işte. sonra bi daha konuşmadık. iki gün önce kankisi yazdı hornet'ten. "slm pikachu. sen sercan'ın pikachu'su değil misin?" dedi. "evet" dedim. sercan napıyora geldi konu. "sevgilisi var iyi" dedi. "o kadar beddua ettim amk bana geri mi geliyo bunlar anlamadım ki. böyle hayatın amk dedim" çocuğa. o da "ahahah :ddddd" dedi. konu dağıldı ama ben sadece duygularımdan emin olup karşı tarafı üzmemek istemiştim. kafam dağıldı. toparlayamadım şu anda. toparlarsam edit'lerim.
gay olduğum halde erkeklerle hiç cinsel ilişkim olmadı(öpüşme ve sevişme de hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bana çok süper geliyor.yatsın yanıma sikişsin sonra dönsün uyusun hali falan da güzel.
gay olduğum halde erkeklerle hiç cinsel ilişkim olmadı(öpüşme ve sevişme de hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bana yeterli gelmiyor. orgy partiler düzenleyip sonra hep birlikte uyuma hali bence en güzeli.
gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.
bu entryden önceki 4 entryi okumak çok keyif verdi sözlük.

(bkz: gay değilim aktifim)
sözlük size başından beri yaşadıklarımızı anlatacağım. özelden yorumlarınızı bekliyorum.

bu dönem yeni sınıfımda vanilya adında bir çocuk vardı. ben ona vanilya diyeceğim. açıkçası kendisinden pek hoşlanmıyordum. deri ceketiyle sınıfa gelip gidiyordu. hiçbirimizle muhattap olmuyordu. kendi arkadaşları vardı.

bunu sonradan öğrendim ki daha ben onun adını bilmezken ve o derse gelemeyeceği bir gün ödevini bir arkadaşa vererek "bu ödevi cikolatali kek diye birisi var, ona ver demiş!" tabii o ödev bana ulaşmadı. bunu sonradan öğrendim.

benim onun farkına varmam hocanın ve sınıftakileri kendisini "the best" diye çağırmasından sonra oldu. itiraf ediyorum ondan hem hoşlanmıyordum hem de sınıfın en iyi unvanını almasına sinir olmuştum. beni tanıyan bilir, girdiğim ortamda en iyi olmak isterim.

zamanla küçük küçük muhabbetlere girmeye başladık. ben laser-tag oynamaya gidelim dedim, o zaman destekledi. hatta whatsapp grubunda beni desteklediğinde yüzü aklıma bile gelmemişti. profil resmine tekrar bakmıştım. sonra beraber bir şeyler yapalım dedik, ben fitness antremanım olduğu için gelemeyeceğimi söylemiştim. arkadaşlar gitmeyi ver ne olacak dediğinde gene beni desteklemişti, antremanını aksatmasın diye.

sanırım o aralar kendisi hakkında kötü düşüncelerim gitmişti. tamamen nötrdüm.

bir gün ders çıkışı bayan başağrısı ile beraber üçümüz yemeğe gittik. orada daha iyi tanıdık birbirimizi. yaşadığımız şeyler neredeyse aynıydı. ikimizinde iflas etmişti. ikimizde ailesi boşanmanın eşiğinden dönmüştü. ikimizinde ablası vardı. ikimizde diş teli takmıştık, en azından ben hala takıyordum. ve itiraf ediyorum o yemekte bir şey olmuştu. bana bakarak gülümsüyordu, ve mutlu oluyordum. gerçekten çok güzel gülüyor. ama bu konuda pek düşünmek istemedim. çünkü yakın çevremden birisinin beni etkilemesini istemem. gece 23:57'de bu tarz entryler yazmamak için istemem...

uzun bir süre vanilya ile sadece arkadaş kaldık. ara ara midemle kalbim arasındaki o aşk organında kelebekler uçmasına sebep oluyordu ama bu konuyu düşünmek istemiyordum. belki de düşünürsem korktuğum şeyi kabul etmekten korkuyordum. hayatımda bir kere aşık olmuştum. aşık olmayı sevmiyordum. en azından gay app'lerden bulduğum birine aşık olmam benim için daha yararlı olurdu. ama işte... kısaca düşünmek istemiyordum.

sonra ablam ve arkadaşlarım yeni arkadaşlarımı tanımak istediler. fotoğraflarımızı gösterirken, tüm kız arkadaşlarım vanilya'yı sordular. ben sebepsiz yere "çok tatlı değil mi?" falan diyordum. ilk o zamanlar ufak ufak kendime itiraf etmeye başladım. en son ablama gösterdiğimde, onu özel olarak göstermemiştim konu onda yoğunlaşmıştı nedense, bana imalı bakış atmıştı. "yok canım öyle bir düşüncem yok," dedim.

ertesi gün derse bayan baş ağrısı gelmemişti. normalde ikimizin arasına o otururdu. o oturunca bizim pek muhabbetimiz olmazdı. ilk gün onun yanına oturmak istiyordum ama yanlış anlaşılır diye, neyi yanlış anlaşılacaksa, oturmadım. ama muhabbete başladık. gerçekten iyi anlaşıyorduk. ben son ders yanına geçmeye cesaret edebildim. ertesi günde yanında oturdum.

ertesi gün onun sunumu vardı. gözlerimin içine bakarak anlattı. bundan hoca bile o kadar kıllandı ki ara ara dönüp bana bakıyordu. bende yanaklarım kıpkırmızı "ehe" falan yapıyordum. hatta şöyle bir olay daha var, bir yerde "partner" diye bir kelime geçti. hoca resmen bize dönerek "gayler bu kelimeyi eş anlamında kullanıyorlar," dedi.

üçüncü gün çok güzeldi. sıralarımız dip dibe oturuyoruz. sürekli beraberiz. artık teneffüslere arkadaşlarının yanına bile gitmiyor. hatta çıkışta laser-tag oynamaya gittik. aynı takımdaydık. ne yiyeceğimize ben karar verdim. aynı şeyi söyledik. oyundan sonra dondurma yemeye karar verdik. ben lavaboya gittiğimde bana dondurmamı ve suyumu almıştı. tanrım, elinden o dondurmayı ve suyu alırken o kadar mutluydum ki anlatamam.

sanırım o an vücudumun her tarafının enfeksiyon kaptığını fark etmiştim. vücudumun her köşesi "vanilya" tarafından işgal edilmişti. zaten o zamana kadar öyle bir hale gelmiştim ki kimseyi yan gözle bakamıyordum bile. yan gözle bakmayı bırak aklıma seks bile gelmiyordu. onunlada dahil! sadece onun olmak istiyordum. hala istiyorum. nasıl ve ne şekilde olduğu önemli değil. sadece sarılıp uyumak ya da ne bileyim yanımda olsun yeter...

ertesi gün bayan başağrısı ile kavga ettik. çünkü yerinden kalkmak istemedi. gerizekalının üstelik erkek arkadaşı var yani. çocuk gibi sırf yerine oturdum diye sınıfta bağırdı çağırdı. zaten öyle şımarık bir kız ki tanısanız ifrit olursunuz. ilgi budalası, herkes beni sevsin insanı. cins. vanilya, ben taraf tutmayacağım dedi. kendi aranızda halledin. bir kaç kere "aranız bunun için açılmasın," falan dedi. "yerini geri ver istersen," dedi ama yapmadım. çünkü hem bana o kadar dayılandıktan sonra affedersiniz ama "bok" verirdim hem de vanilya'nın yanında kalkmak hiç istemiyordum.

o günden sonra her sabah sınıfa erkenden gelip yer kaptım. zaten vanilya'da erken geliyordu. sohbet ediyorduk.

seneye benle beraber kürek takımına gelmeye karar verdi.

ne zaman sınıfa ziyaretime bir kız gelse, gözlerini dört açıp bizi izliyor. kaç kere yakaladım.

sabahları sınıfa gelir gelmez tuvalete gidip saçını düzeltiyor. kaç kere gözlemledim. bende yapıyorum. sabahları aynanın karşısına geçip 32 kere saçımı sağa-sola tarıyorum.




geçen gün kız arkadaşımla onu unutmam gerektiğine karar verdik. bunun için her teneffüs beni dışarı çıkaracaktı. sabah dip dibe oturuyorduk. sonra benimki sınıftan beni aldı. ben her teneffüs dışarı çıktım. o zamana kadar hep sınıfta kalan çocuk, o da arkadaşlarının yanına gitmeye başladı tekrar! çünkü ben sınıfa ne zaman gelsem onu göremiyordum. ama ben çıkana kadar o çıkmazdı.

neyse 3. ders, dibimde oturan çocuk sırasını bayan başağrısına doğru çekti. salakta "ayyy sırasını bana yaklaştırdııı" diye daha çok çocuğun dibine girdi. hayır, sevgilin var be orospu, ne yapmaya çalışıyorsun?!

benim başım ağrımaya başladı. zaten ne zaman bu salakla konuşmaya başlasalar başım ağrıyor. hayır, başka birisi olsa bu kadar rahatsız olmam. gerçekten. ben elmayı seviyorum diye elmada beni sevmek zorunda değil. elma, elma kurdunu sevebilir. ama bu kızın sesini duymak deli ediyor. bağıra bağıra konuşuyor, bir şeyi yüz kere tekrar ediyor, yaşadıklarını çok ilginç şeylermiş gibi bağırıyor...

ikimizde teraziyiz.

bu hafta sonu ikimizde saç traşı olmuşuz. sınıfta birbirimizi aynı anda görünce gülerek "sıhhatler olsun," dedik.
hayır, giydiğimiz kıyafetler bile uyumlu! bu kadar mı olur.
aynı burçtayız.
çevresinde çok fazla kız arkadaşı var.
bunun yanında elleri çok çirkin. gerçek anlamda çirkin. normalde ellere çok takarım ama nedense onda pek önemsemiyorum. hayır, bugün ondan soğumak için cidden ellerine odaklandım ama yapamadım. hatta bir kere bir yarışma sırasında soruyu yapmayayım diye ellerimi tutmuştu. o an mutluluktan ölebilirdim. şakayla karışık ellerimi kurtarmaya çalışıyordum ama ellerini daha sıkı tutuyordum.
yüzünde sivilce var. tamam hoş çocuk, kesin ama tüm çevrem " cikolatali kek hiç senin tipin değil," diyorlar. ha bu arada sivas'lı. anne tarafım sivas'lı. bu da mı tesadüf?
ayrıca bana şöyle dedi, "eğer iş imkanı çok olsaydı, senin bölümünü okumak isterdim,". tamam bu belki önemli bir detay değil ama işte benzerlikler mutlu ediyor.
bana gelip gidip "iphone saatini alır mısın?" diyor. eşek, bir gün gidip alacam. :)
pff.

bayan başağrısı olmadığı zaman, hep dip dibeyiz. ama o salak geldiğinde sürekli çocuğu lafa tutuyor. hatta bugün sabah derse girmeden vanilya, onunla konuşmayı bırakıp bana dönerek bambaşka bir konu açtı. nasıl bozuldu?! ama işte dediğim gibi bana göre beni kıskandı. çünkü 3. ders bayağı bayağı görmezden geldi gibi bir şey beni.

sonra bay ağız kokusu var. bu çocuk muhafazakar bir ailede yetişmiş. okulun başından beri bana asılıyor. ben vanilya ile bu kadar ilgilenmiyorken sorun yoktu ama şimdi hepten boka sardı. sürekli bizimle uğraşıyor. derste laf sokmalar falan! son ders the fault in our stars izliyoruz. her zamanki gibi dip dibeyiz. "size fazla yaklaşmayın!" dedi ayı. sonra geçen gün gelmiş "konulu film çekicem baş rollerde cikolatali kek ile vanilya oynatacağım," diyor. sürekli vanilya ile aramıza girmeye çalışıyor. imalı laf sokmalar falan...

tüm bunları sürekli düşünüyorum. tüm bunları ve şu an aklıma gelmeyen öteki şeyleri düşünüyorum. sürekli sonuç "senden hoşlanıyor," çıkıyor. ama 5 senelik platonik deneyimi olan üzgün, mutsuz, karanlık cikolatali kek diyor ki "boş yere umutlanma."

evet, ne düşünüyorsunuz beyler. özelden görüşlerinizi dinlemek isterim.
  • /
  • 178
devark.cloud tarafından geliştirildi.