ayı sözlük yazarlarının mutsuzluk tanımları

üst kapağının yarısı kırılan şam fıstığı tipi mutsuzluk
içeceğini, çerezini hazırlayıp kanepeye bir güzel kurulduktan sonra televizyona kumandayı doğrultup açma tuşuna bastığında, kumanda pillerinin bitmiş olduğunu anlamak.
(bkz: derdini sikeyim butonu)
oyle bir haldir ki yasamak icin gerekli minimum hayati fonksiyonlar disinda bir sey yapmak istemez insan. hatta bazen herseyi kokten bitirmek istemektir. caresizligi dibine kadar hissedip olmeyi arzulamaktir, bir yandan da bir avuc seni gercekten seven insani dusunmek ve daha da dibe batmaktir. kisacasi iki ucu boklu degnektir be sozluk.
hani bazı kelimeler vardır önden eklemeli, başlarına bir ek aldıklarında anlamları zıtlaşır veyahut değişir; normal - anormal gibi. mutluluk da öyle bir şey, insan mutlu olmayınca umutlu olur. çünkü ümit, zor zamanların ekmeğidir.
1) sıcak bir yaz günü dolapta gördüğün dondurma kabına büyük bir istekle yönelmek ardından kapağı açtığında içinde dün akşamdan kalmış yemeğin olduğunu fark etmek.
2) yine sıcak bir yaz günü hararetini bastırsın diye buz gibi bir su içmek için buzdolabına yönelmek ve buzdolabından aldığın bu suyun ılık olduğunu fark etmek.
3) kapıyı kapattıktan sonra anahtarı yanına almadığını fark etmek.
4) tuvaletini yaptıktan sonra tuvalet kağıdının bitmiş olduğunu fark etmek. * *
5) oturduğun yerde hunharca esneyip yatağa geçtiğinde gözünü kırpmamak.
belli bir tanımım yok ama yaşadığım kötü bir olay var, işte o olaydan beri ne zaman mutsuz olsam kendimi "siyah pazar poşetleri" gibi hissediyorum.
mutluluk anlıktır. sürekli mutlu olabilenler sanırım ancak zırdelilerdir. bu bağlamda mutsuzluk hayatın içinde daha çok kapsayıcıdır.

kimi insan vardır, mutsuzluğu ile mutludur; çünkü doğal bir akış olduğunu bilir ve mutlu olacağı anların geleceğini de bilir.

bir de, mücadele ederken, direnirken, hayata ve olumsuz olarak getirdiklerine karşı durabilirken mutlu olabilen insanlar vardır.

mücadele edemeyecek derecedeki yılgınlık, bezginlik, kendini koyverme halidir öyleyse benim mutsuzluk tanımım.
anlık olarak hissettiğin o "aşırılı" sevinçli durumu paylaşamadığın an, seni mutlu kılan o "şey"in elinden alınmasından daha beter kırar içindekileri..
sonra o da demiş ki o palyaço benim.
sahip olduğum hisleri kontrol edememek. "şu an bunu hissetmem kesinlikle yanlış ve etik değil" diyebiliyorum ama o his bir yere gitmiyor mesela.
kaburga kemiklerimin arasında bi yer dar bi iç çamaşırı giydirilmiş testis gibi sıkışır, ara sıra da ağrı saplanır. işte tüm bu süreçte t*şşak oldum derim, tanımım kısaca orası. *
ishal olmuşsun haberin yok, toplum içinde yelleniyorsun, kesin sıçtın.
yapılan ayı sözlük zirvelerine uzaktan, boynu bükük ve bir damla gözyaşı ile izlemek, katılamamak.. o zaman müslüm babadan zirvelerde fink atanlara gelsin, kadere rest çektim, isyanlardayım.. *
birkaç gün sonra tekrar ilaçlara başlanacağı bilindiği için, sarhoş olurcasına son defa şarap içmek ve greyfurt yemek. artık umudun kalmaması.
sigara içersin külünü ciğerine çekersin..