çocukken yapılan saflıklar

kuzenim beni kızdırdığı için basından aşağıya zem zem dökmüştüm, 20 yıl gecti kendisi hala "ulu insanım" diye gezer
sürekli yukarda allah var dediklerinden allah'ı bizim evin çatısında zannederdim. sanırım daha da vahimi elektriği edison yerine uzunca yıllar bizim ediz hun'un bulduğuna inanır ve milletim adına umarsızca sevinirdim.
misafirliğe gittiğimizde beni odaya kapatıp salonda eğlenmelerine kinlenip sehpaların altına ev sahipleriyle ilgili kötü düşüncelerimi yazardım. daha sonraları mahallede küfür etmeyi öğrendim. sonra da beni bir daha gezmeye götürmediler.*
yaşadığım şehir yazları çok ama çok fena sıcak oluyordu. bir yaz günü gece uykudan uyanıp çok fena susadığımı fark edip mutfağa doğru gitmiştim ve ne kadar gözüm dönmüşse o uykulu hal ile buzdolabı yerine tezgah dolabını açıp su diye yarım litre durmaksızın ayçiçek yağı içmiştim. *
salakça bir çocukluk geçirdiğimi bu üç hadise ile kabul etmem lazım zannediyorum: 1) ampulü bulan kişinin bizim ediz hun olduğunu sanar ve hem sanatçı hem bilim adamı diye ülkemiz adına övünürdüm. 2) "yukarda allah var" deyip durduklarından allah'ı ev bizim apartmanın çatısında zannederdim. 3) sabah akşam ferhunde hanımlar'ı izlediğimden kendimi deli nermin yerine koyup günlük hayatımı o gibi idame ettirirdim.
bir kadının parmağına yüzük takıldığı zaman hamile kaldığına inanmak. bohçacı teyzelerin çocukları kaçırıp zorla dilendiren kimseler olduğunu düşünmek. bir işte çalışmayı sabahtan akşama kadar arcade makinası gibi bir makinayı kurcalamak ve gün sonunda makinanın atm gibi para verdiğini sanmak.
abim ile pokemon oynadığımız zamanlar, bana "sen pokemonsun. yatağın altına gir. ben seni yakalıcam" dedikten sonra yatağın altına girip, çıkamazdım. annemin yatağı kaldırıp beni çıkarmasını beklerdim. evet, beklerdim çünkü yatağın altına sıkışırdım ve bunu her pokemon oyununda yapardım. girdiğim gibi çıkamazdım. tombiş olmanın zorlukları vardı işte.

komşumuzun oğlu ile yine bir gün pokemon faciası yaşamıştık. birinci katın balkonundan kendimizi aşağıya çimenlere atmıştık. çünkü biz pidgeot idik.
tabii ki uçtuk canım, saçmalama ne düşmesi?!
kaçan muhabbet kuşunun geri döndüğüne inanmak, kesinlikle anneniz yenisini almadı, kuş iki turlayıp eve geri döndü.
bebeklerin oluşunu kafamda çok bilimkurgu canlandırmışım. güya erkeğin genital bölgesinden usb kablo gibi şeyler çıkıyor kıvrımlı, sonra kadının bölgesine bağlanıyordu... *

gerçeği öğrenince üzüldüm..
saçını kesip halının altına koymak.
insanlara, özellikle aileme beni hiç yalnız bırakmayacakları konusunda inanmıştım.
tanesini 50 kuruşa aldığım iki kalemi 25 kuruştan satmak
spiderman resmi çizme karşılığı oyuncak vermişti biri bana. neden oyuncağı verip resim istiyorsa. o safmış bence. *
annem evde yokken evdeki perdeleri kesmek.
erken uyumayı ceza olarak nitelendirmek. naive..
bir keresinde bir şeye sinirlenip yu-gi-oh kartlarımı parçalamıştım, sonra yeniden sinirlenip ağlamıştım.
  • /
  • 3