covid-19

bilim kurulu üyesinden çarpıcı açıklamalar gelmiş. böyle bilim adamlarımız varken kendimizi güvende hissedebiliriz. *

dedikodu kaynaklarını da hedef aldı.

(bkz:2020 dedikodu kıtlığı)
çok değişik bir süreç oluyor dünya için. kendimi kapatmaya çalıştığım evde geçen hafta o kadar corona haberine, yorumuna maruz kaldım ki bayılmak üzereydim. artık daha az okumaya çalışıyorum. “ellerinizi bol bol yıkayın” diyen birini daha görürsem kafa göz dalma gibi bir his dolacak içimde gibi hissediyorum.

evlerinde durabilen ünlülerin bunu sosyal medya eğlencesi haline getirmesi,

evlerinde duramayan insanları “sokaklar kalabalık” diye eleştirmeleri,

son zamanlarını huzur içinde geçirmek isteyen yaşlıların olayın ciddiyetini kavramak istememeleri,

onlara kötü davranan insanlar,

ailelerini göremeden boğularak yaşamına son veren binlerce insan,

venedik kanallarında gezinen balıklar,

tükenen antibakteriyel jeller, tuvalet kağıtları,

üretilen ve test aşaması hiç bitmeyecekmiş gibi gelen ilaçlar, aşılar,

kendimden çok kendileri için endişelendiğim ailem,

“gençlere bir şey olmuyor, normal gripten bu yıl 100.000 kişi öldü” diyen arkadaşım,

vefat edip başka bir hastalığı da bulunmayan birkaç istisna genç,

balkonlarda şarkı söyleyen insanlar,

new york’ta pozitif çıkan 50.000 insan,

plan yapamama düşüncesi,

seks yapamıyor olmak (biz tercih ederken o kadar da kötü değildi),

dating uygulamalarına “evde kal” yazmak,

izlenen pornoda “yemekten sonra ellerini yıkamadılar” diye gelen düşünce,

“bu virüsü ilk taşıyan kişi şu an yaşıyor mu” düşüncesi, yaşıyorsa neler hissediyor oluşu

sebep olan sevgili hayvanın şu an ne yapıyor oluşu,

uzak doğuda hayvan pazarında kafesin içinde bekleyen köpeğin hissettikleri...

bütün gün bu tip şeyleri düşünmekten beynim durma noktasına geldi. eminin birçok insan da böyle. yine de evde sıkılmak bile büyük bir lüks sanırım.

evde kalalım bakalım.
ne zaman gelecek diye bekliyordum. yeni sözlük yazarı. hoş geldin.

(bkz:askk)
vaka sayımız 24bine dayandı.

ölü sayısı 500'ü geçti.

iyileşen sayısı 700'ü geçti.

yoğun bakım üniteleri giderek doluyor. geliyor gelmekte olan.
bizdeki dincilerin, homofobiklerin, ak-itçilerin israil versiyonunda da virüs tespit edilmiş.

"koronavirüsün "eşcinsellik karşısında ilahi ceza" olduğunu iddia eden israil sağlık bakanı yaakov litzman ve eşinde koronavirüs tespit edildi."

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israil-sa...

https://www.breakingisraelnews.com/14840...
bu virüsün en sevdiğim yanı statü, itibar, kademe, kıdem farketmemesi. burnu kaf dağında olanların kendine getirmesi.

malesef vaka sayısı 34bini geçti. her gün ortalama 75 ölüm haberi alıyoruz. tabi bunlar tespit edilebilenler. tespit edilemeyenler kim bilir ne durumda.

bugün bir uzmanın tvde konuşmasına kulak diktim. salgının ülkede pik yapması nisan sonunu bulur diyor. en erken haziran'da normal hayata dönebilirmişiz. tabi bu süreç izolasyonun sıkı bir şekilde devam etmesi şartıyla bu şekilde ilerleyebilir.

pozitif vaka haberlerini artık sosyal medyada alabilir olduk. içimizden birileri sürekli hasta oluyor. tedbiri elden bırakmamalı. aman dikkat.
sağlık çalışanları halen şiddet görüyor.

malzeme sıkıntısı ezelden beri varolan bir şey, fakat böyle zamanlarda hasta yakınlarının doktorlara, hemşirelere şiddet uygulaması süreci de olumsuz etkiliyor.

böylesi bir virüsün ihtimali bile çok acı olmasına rağmen işini yapmaya çalışan sağlık çalışanlarının bu teröre maruz kalmasının acilen engellenmesi gerekir.
türk tabipler birliğinin son açıklamasından sonra ölüm oranlarında ki düşüklüğü başarı değilde algı yönetimi olarak görmek daha mantıklı gibi.
https://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?...
hep dinciler, faşolar zırvalayacak değil ya. "çağdaş" biyologdan, ilk 50 hastayı öldürme teklifi gelmiş. bunu derken kullandığı sözcük de "itlaf" !!

"halk tv'de korona virüsü konusunda konuşan prof. dr. ali demirsoy, çin'de korona virüsü hastalarının ilk ortaya çıktıkları anda öldürülmeleri gerektiğini savundu: "siz eğer orada 50 kişiyi itlaf etmiş olsaydınız, 1 milyon kişinin ölümünü engellemiş olurdunuz."

başka bir salgın olursa umarım kendisi o hastalığa yakalanan ilk 50 kişi içinde olur ve kendisi hayatta kalma mücadelesi içindeyken birileri de onun başına ne geleceğine karar verirler. *

https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2...

bilmeyenler için, halk tv bu adamın kitaplarını pazarlıyor sürekli.
şu ortamda kimin çaresizliğine bakacaksın? hastaneye gitmek zorunda olan kanser hastasının mı? tek başına yaşayan yaşlıların mı? parası kalmamış gündelik işlerde çalışan insanların mı? ülkesindeki savaştan kaçmış statüsü olmadığı için tıbbi yardım alamayan mültecinin mi? çalışmakla yükümlü kılınan modern kölelerin mi? bunlar ve benzerleri "dışarıda" bulunmak zorunda olanlar.

aşağıdaki haber ise başka türlü "içeride" kalanlar ile ilgili. neredeyse haber değeri bile olmamış bu facianın.

"maden çöktü: üç işçi vefat etti"

https://www.gazeteduvar.com.tr/turkiye/2...
hava kirliliğinin azalması sonucu yaklaşık 30 yıl sonra ilk defa delhi'den himalayalar görülebilir olmuş.
https://edition.cnn.com/travel/article/h...
(bkz:akp)

"istanbul’da 38 yaşındaki eczacı ismail durmuş, korona virüsü yüzünden öldü. ismail durmuş’un 24 gün önce ak partili sancaktepe belediyesi’ne eczanesinin dezenfekte edilmesi için başvuruda bulunmuştu. belediye, ismail durmuş’a ölümünden sonra yanıt verdi."

https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/20...
dinci faşistler yine açmışlar ağızlarını. virüsün sorumlusu yine lgbtler.

aralarında asiye türkan isimli bir kadın-cık da var. bu isimleri yazalım bir tarafa.

tuvalet kağıdı olarak bunların fotolarının olduğu sayfayı fotoğraflarında ağız kısımları denk gelecek şekilde kullanayım diyeceğim ama bunların çok sevdiği bir şeyi onlara hayali de olsa yedirmek istemem. *

https://www.kaosgl.org/haber/muhafazakar...
devletimizin halihazırdaki mülteci ve suriye politikasına karşı olsam da şu anda mültecilerin, göçmenlerin bu virüsle ilgili durumları nelerdir?

enfekte olanlar var mıdır? iyileşenler var mıdır? sağlık kuruluşlarına yatışı yapılanlar, tedavi edilenler var mıdır?

bu soruları neden soruyorum. bizim insanımız disiplinden uzak olsa da para cezasını, jandarmayı, polisi duyunca azami şekilde şu anda kurallara uyuyor gibi duruyor.

herhangi bir yaptırımdan uzak gibi gözüken göçmenlerin sıklıkla olmasa da daha gevşek davrandığını duyuyoruz.

ne oluyoruz, nereye gidiyoruz ey ahali!
salgın ile birlikte mültecilerin durumu daha da kötüleşiyor. hasta olsalar da olmasalar da zaten suçlu, sorumlu vs. olarak ele alınıyorlar ama gerçekte istatistik bile değiller. aşağıdaki haber türkiye'de pinpon topu gibi oradan oraya savrulan bir mülteciden. dünyanın her tarafında mülteciler için durum berbat. gerçi sokağa çıkma yasağından iki saat önce marketlere hücum edenlerin, sokakta birbirine saldıranların yarattığı tehlikenin yanında mültecilerinki solda sıfır kalır. (bkz:#417060)

ilk karşıma çıkan haber linklerini de ekliyorum.

...afganistan vatandaşı a. t, birgün’e yaşananları anlatırken “koronavirüs ile ilgili bilgi verilmiyor. avrupa’ya gitme hayali ile gelmiştik buraya. kimde koronavirüs çıktığını bilmiyoruz. bundan sonra ne olacağına dair de bilgimiz yok. ayrıca yola çıkarken karantina için nereye götürüleceğimiz de söylenmedi”

https://www.birgun.net/haber/cileleri-bi...

https://www.ntv.com.tr/galeri/dunya/coro...

https://www.amerikaninsesi.com/a/corona-...

https://www.evrensel.net/haber/401682/ko...

https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya-for...

https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya-for...
eldeki verilerle pik tarihi 26 nisan atak sonlanma tarihi 20 mayıs gibi hesaplanmış.tabi sokağa çıkma yasağı öncesi dün yaşanan izdiham bu süreci ne kadar geciktirecek göreceğiz.birdaha yaşanmaz umarım.
(bkz:10 nisan 2020 sokağa çıkma yasağı)
yapılan araştırmalara göre virüsün osuruk yoluyla da insandan insana bulaştığı tespit edilmiştir.

https://www.gercekgundem.com/galeri/sagl...
  • /
  • 5