domuz eti

kesinlikle sığır etinden daha lezzetli olan ettir, sebebi de sığır etinden daha yağlı olmasındandır zaten. yağlı et sevmeyenlere lezzetsiz gelebilir tabiki. birde bu ete yabancı olan müslüman kişisi ilk yediğinde hatta gördüğünde böğürme gibi bir hisse kapılır. iyi pişirilmesi gereken bir ettir ayrıca.
aşağıdaki metin facebook da dolaşıyor. ne kadar doğru bilmem tabii. ne olursa olsun et üretimi için hayvanları hapsetmek, işkence etmek, öldürmek zulümdür.



türkiyede üretilen 3 milyon kg domuz eti hangi müslümanın midesine gidiyor ?
müslüman hükümetimiz müslüman seçmenine domuz etini niye layık görüyor ?
sucuk,salam,sosis,fastfood,pizza yerken birdaha düşünün...
veya hiç düşünmeyin afiyet olsun
""lütfen sonuna kadar okuyun, neler öğrendiğinize hayret edeceksiniz ! " "
istanbul gaziosmanpaşa hacımaşlı köyü domuz çiftliği'nin suları ve katı atıkları 300 metre mesafedeki sazlıdere barajı'na akıyor. baraj, 10 milyon kişinin su ihtiyacını karşılıyor. çiftlikte 5 bin domuz var.

türkiye'deki domuz çiftliklerinde yıllık 3 milyon kg. civarinda et üretiliyor. bu rakam neredeyse kırmızı et üretiminin yarısı. üretilen domuzlar otellere, yemek fabrikalarına ve marketlere 'kıyma' seklinde satılıyor. domuz etini salam, sosis ve sucuk olarak da piyasaya sürmek en çok kullanılan yöntem.

peki neden domuz?

türk yemek kültürüne aykırı ve en önemlisi 'dinen yasak olmasına, rağmen neden domuz cazip bir konu?'

çünkü domuz yetistiriciligi çok kârli bir iş.domuz üretken bir hayvan.cinslerine ve yaşına göre yılda 1, 2, bazen de 3 kez; ve her batında da 15-20'ye kadar varan yavru dünyaya getirebiliyor. bir domuz yılda 2 kez doğum yapsa, her batından 10 yavru yaşasa, 20 sene yaşayan bir domuzun 400 yavrusu oluyor. ve dahası yeni doğmuş bir domuz 4-5 ayda 100 kiloya kadar çıkabiliyor!

normal şartlarda evcil bir domuzun % 30'u yağ olarak ayrılabilmekte iken; bu rakam bazen % 50'yi bulabiliyor. yani 150 kg'lik bir domuzdan 75 kiloluk yağ elde edilebiliyor. bu da dana ya da koyuna göre tercih edilmesinde çok önemli bir etken.

beslenmesi çok kolay, cam dışında -leş dahil- her şeyi hatta kendi pisliğini bile yiyebiliyor. her domuz ortalama 80-100 kiloya ulaştığı zaman kesiliyor. kaba bir hesapla sadece bu çiftlikten yılda yaklaşık 1 milyon kg. et çıkıyor.

bu etlerin hangi kanalla, nerelere satıldığı meçhul!? diğer çiftlikler de göz önüne alındığında türkiye 'de yaklaşık 3 milyon kg domuz etinin piyasaya değişik yollarla sürüldüğü ortaya çıkıyor.

türkiye 'deki toplam kırmızı et tüketiminin de 6 milyon kg. olduğu göz önüne alınırsa tablonun vahameti daha da netleşiyor. kilosu 1 ile 3.5 türk lira arasında satılan bu domuz etlerinin ağırlıklı olarak kıyma, sucuk, salam ve sosis olarak satıldığı dile getiriliyor. çiftlik çalışanlarından ismail türk'ün verdigi bilgiye göre kesilen etler toplu olarak büyük otellere, yemek fabrikalarina kiyma ve sosis gibi ürünler olarak satılıyor.

bu ve benzeri çiftliklerden resmi olarak 5 firma domuz satın alıyor: 1-çerkezo, 2-polonez, 3-nuta, 4-namet ve 5-sütte ...

1. çerkezo aldığı ürünleri salam sosis olarak piyasaya sürerken aynı zamanda teşvikiye 'deki şarküterisinden de nihai tüketiciye ulaşıyor. (ki bu firmanin bir de "tadet" adı altında otellere ürün sattığı bir markası daha bulunuyor... ) ayn zamanda butik mağazalarda ve ulusal zincir mağazalarda satılan bonus markalı ürünlerin üreticisi de çerkezo...

2- ayazağa daki çerkezo'nun hemen yanında üretim yapan sütte firmasi da salam, sosis ve jambonlarını markasıyla satıyor. ancak bilinen bu firmalar ürünleri çeşitli zamanlarda farklı isimlerde piyasaya sürüyor. daha önce sütte olarak piyasaya sürülen domuz mamulleri son dönemde piggy adıyla satılıyor. üstelik ünlü amerikan fast food zincirlerinden little caesar's pizza tam 10 yılı aşkın süreden beri et mamullerini sütte firmasından temin edip bizlere bir güzel yediriyor!!!

3- polonez 5 yıl öncesine kadar resmi olarak domuz ürünleri imal edip migros'larda açık açık ürünlerini satarken, son yıllarda %100 dana etinden ürünler imal ettigini iddia ediyor.

'peki ya bunlar göz göre göre mağazalarında sattıran satın alma müdürleri aldıkları rüşvetin yanı sıra bu milletin vebalini aldıklarını da biliyorlar mı sizce?'

polonez'in ciddi anlamda piyasaya yayılmasındaki en büyük faktör migros' tur . o dönem migros'un et mamülleri satın almasında olan (şu an oyuncak reyonunda satın almacılık yapan) coşkun bey'in büyük paralar karşılığında polonez 'le işbirliği içerisinde olduğunu ve bizzat domuzlari bizlere yediren kişi olduğunu biliyor muydunuz?

peki ya
migros'ta çalışan tüm tezgahtarların eksiksiz olarak her ay sonunda polonez 'in sahibi mustafa akkas bey'den (veya satış müdürü sıfatı ile çalışan ali özyavaş'tan) maaşlarını ve primlerini (bizlere sattıkları et mamulleri üzerinden ) aldıklarını biliyor muydunuz?
peki
metro gros marketler'in (su anki değil bir önceki) satın almacılığını yapan kişinin şu an bagdat caddesinde bulunan polonez - barbekü restoranları' nın sahibi olduğunu biliyor muydunuz?

peki izmir'in kalesi olarak görülen kipa marketler'in satın almacılğını yapan bayanın polonez'in resmi hissedarı olduğunu biliyor muydunuz?

peki amerikan fast food zinciri
domino's pizza ve alman ekolü
dr. oetker pizzalarin içerisinde polonez et mamullerinin kullanildiğini biliyor muydunuz?

peki gima markali ve piyasalarda satilan "opi" markali ürünleri polonez'in ürettiğini ve bunun karşiliğinda ne kadar para yedirdiğini biliyor musunuz?

'peki, sizce türkiye de domuz eti yemeyen insan kalmış mıdır?'

4- nuta öncelikle 7 tepe markası ile tanınmakla beraber güneydeki - herşey dahil - tatil köylerinin bir numaralı tedarikçisi... ee tabi yabancı turistlerin yanında yerli turistler de güme gidiyor! bu firmalar özellikle büyük alışveriş merkezlerinde ayrı bir stant açıyorlar. ancak küçük şarküterilerde karışık olarak duruyor ve birçok tüketici farkına varmadan domuz ürünlerini satın alabiliyor . üstelik işin ilginç tarafi bu firma şimdi de firma tanıtım cd'si hazırlamış carrefour gibi büyük hipermarketlerde ne kadar hijyenik üretim yaptığını anlatıyor. ama 7 tepe sosis hafta sonları marketlerde kdv dahil 2.900 tl ye satılıyor.

çünkü maalesef bu adamlar sosislerin içerisinde "hayvan küspesi" gibi lafını bile etmek istemedigimiz katkılar kullanıyorlar ... domuz hammaddeli salam ve sosislerin kesiminin yapılıp piyasaya sürüldüğü bir başka yer de nuta 'nın üretimini yapan kişinin işlettiği dolapdere'deki imalathane. ("ideal" markali salam sosis imalatçısı )

5- namet ünlü eminönü hasircilar çarşisinin içinde yıllardır tanınan namli pastirmaci'nin modern hali !!! şu an modern(!) üretim tesisleri bayrampaşa megacenter (gida hali) içinde derme çatma bir imalathaneden öteye geçemeyecek konumda olan ve üretim kapasiteleri aylık -günün 24 saati çalıştıklarını düşünürseniz-70 tonu geçemeyecek olan bu imalathanede namet ayda tam 270 ton et mamulü üretiyor ve satıyor!!!

bu aradaki 200 tonluk kapasite açığını ise istanbul dişinda ne idüğü belirsiz imalathanelerde, merdiven altı firmalarda üretim yaptırıp üzerine ' %100 namet kalitesi' bastıktan sonra (üretim yeri olarak bayrampaşa'daki adreslerini gösteriyorlar) bizlere afiyetle yediriyorlar.

carrefour ve diğer tüm zincir mağazalarda polonez'in uyguladığı benzer taktikleri uygulayan namet bugün kapasitesinin 3 kat üzerinde üretim yaparak gururla ülkemizi temsil ediyor!..

peki,cem yilmaz'ın dedigi gibi janjanlı ambalaja sahip namli pastırmaları' nın sahipleri olan engin & esen mepa kardeşlerin aynı zamanda çorlu'daki domuz çiftliklerinin yarı hissesine sahip olduklarını da biliyor muydunuz?

2000 yılında patlak vermiş olan kaçak buffalo (yaban öküzü) etlerinin de namli pastırmaları' nın sahipleri olan engin & esen mepa kardeşler tarafindan getirildiğini hatta bayrampaşa'daki imalathanelerinin gazetecilerin ve kameralarin gözü önünde basıldığını, engin mepa'nin show tv'ye, o dönemin 1 trilyon lirayı kendi elleriyle hediye ettiğini, sonra da milliyet, hürriyet ve sabah gazetelerine verdikleri dev ilanlarla tüm olanlarive baskinlari yalanladıklarını biliyor muydunuz?

namli pastırmalarının hem % 5 hissesine sahip olan, hem de imalat müdürlüğünü yapan "muzaffer ...." adındaki şahsın aynı dönemde kardeşi ile bağcılar semtinde açmış olduğu imalathanede at ve eşek etinden yaptığı pastırmaları dilimleyerek zincir marketlere sattıklarını biliyor muydunuz?

2004 yılında da uğur dündar ekibi tarafından basilarak ekranlarda gösterildiğini hatırlayabildiniz mi?

domuz konusunda herkes topu başkasına atıyor! bu noktada tüketicinin yapması gereken şeyi çevre saglık il müdürlüğü gıda ve çevre kontrol şubesi

müdürü irfan yilmaz özetliyor:

'- piyasadaki etleri denetlemek mümkün olmuyor.' 'kısacası ne yediğinize dikkat edin. çok emin olmadığınız ve bilmediğiniz markaların ambalaj güzelligine kanmayın.' ömer kizilirmak tübitak-sage planlamalar ve kalibrasyon birim amiri
hiç yemediğim ve yemeyi de düşünmediğim ettir. dini sebeplerden dolayı değil ama domuzların temiz hayvanlar olmadığını düşündüğümden tercih ediyorum.
et, et'tir sonuçta. köpek eti yiyen toplumlar da var, eşek eti yiyen de. böcek eti yiyen de var özellikle. yani aslında bir sorun yok. sadece dini sebeplerden dolayı satılmıyor. hinduların inek eti yememesi gibi. * *
aslında lezzetli bir ettir. belki de tek problemi tıpkı koyun etinde olduğu gibi kendine has bir kokusunun olmasıdır. ziyadesiyle yağlı bir et olmasından dolayı sevmeyeni hiç sevmez ya da çok sever. avrupa'nın belli ülkelerinde çok tercih edilirken, abd gibi memleketlerde dana eti daha çok sevilir. müslümanlar gibi yahudiler de domuz etini haram diyerek yemez.

ps: bacon olsa yerdik...
trişin isimli hastalığın tek bulaşma sebebi olan şeydir. ağır bir hastalık değildir ama öldürücüdür.
domuzun herşeyi yedeği için sağlıklı olmayan eti.
sığır ve koyun etini bile yiyemezken bu etin ismi bile mide bulandırıcı geliyor.ayrıca kokusu da iğrenç.
müslümanlara göre haram, başkalarına göre löp löp olan hayvan eti.
önceleri dini inanç vs. nedenlerle yemezken, hollanda'dayken mecbur birkaç defa yemek zorunda kalıp, yememe nedenimi gerekçelendirdiğim, vıcık vıcık lezzetsiz et. ayrıca çok yağlı olduğu ve vücutta erimediği için yenilmesi sakıncalı yiyeceklerdenmiş.
yeni tatlar denemeye çok meraklı biri olarak tabi ki domuz etini de denedim. "pork" dediğimiz cinsini hiç sevmedim, çok tatsız tuzsuz geldi. bacon yine ona göre daha yenilebilir. amerika'da kaldığım ilk zamanlar domuz etiyle yapılan bir köfte denedim ki aman allahım o nasıl bir lezzet. her gün yiyoruz deli gibi. bu böyle bir hafta sürdü. o bir haftanın sonunda hayatımda bir daha görmeyeceğimden emin olduğum hayvani boyutta sivilceler çıktı vücudumda.(ki ergenlikte bile sivilce derdi olmamış insanım) o kadar yağlıydı ki köfteler, ondan olduğunu anladım neyse ki. köfteyi bırakınca sivilce falan da kalmadı tabi. sonuç olarak domuz eti sayfası benim için orada kapandı. hem lezzetsiz hem sağlıksız olduğunu test ettim onayladım.
yeni kanunla sonunda işlenmiş domuz etine rahat ulaşabileceğiz.

not: müslüman tatlı su ateistiyim.
migrosta görmüştüm ben. güzel tadı.
efsaneleştirilerek büyük bir günaha dönüştürülmüş, sembolik yasak konusu.
böyle bir dini yasağın esas hedefi, sağlıklı beslenmek ve hijyendir.
hijyenik koşullarda yetiştirilmiş bir domuzun etini yemek haram olmayabilir...
velev ki haram olsa bile, cezası cehennem değildir.
kanımca esas büyük günah, vicdanlarımızın domuza dönüşmesidir...
insan yiyenler; etini yemesini yasaklamıştır. *
fark etmeden pizzada yediğim, hiçbir bok anlamadığım et türü. şov bence.
belki alışkın olmadığımdan da olabilir ama kokusu çok ağır gelen et, işlenmişini yemedim. tek çataldan sonrasında mevzuyu kapattım hemen, bizımla deyılsin tatlı küçüğüm.
domuzun sindirim sistemi zayıf olduğundan eğer zehirli madde içeren gıda yemiş ise, bu zehirli maddeler iyi sindirilemediği için et içerisinde birikebiliyor derler. ancak artık seri üretim gibi beslenen ve kesilen hayvanların her hangi bir seçim şansları olmadığından bu günümüzde pek mümkün değil. ayrıca kokoreç veya daha kötüsü midye yiyip ''domuz pis hayvan'' demek biraz garip açıkçası.

geyik, tavşan, deve kuşu ve bilimum afrika, latin, japon, alman eti yedim ve en iyisi sanırım alışık olduğumdan dolayı bildiğimiz normal dana geldi. pilav üstü döner gibisi yok! eh normal, çünkü (bkz: hairy beef). tabii eğer sosis ise fark etmez hele ki alman wurst gibi sert, kalın ve sulu olursa ister domuz olsun ister ayı olsun tadından yenmez. bence hurafelere fazla takılmadan şu hayatta ne kadar çok deneyim yaşasak kar. çok klişe olacak ama zaman cidden dar.
elime çok fırsat geçmiş olmasına rağmen daha ağzıma sürmediğim ettir. pis olmasından değil, dini bütün bir hiper müslüman olduğumdan da değil, sadece etin çiğken görüntüsü ve pişerken kokusu hoşuma gitmiyor. ayrıca hayvanın kendisini çok sevimli buluyorum. o yüzden yok bok içinde yüzüyormuş eşini kıskanmıyormuş o hayvanın kendi özel hayatı. yoksa gözüme lezzetli görünsün maymun eti bile yerim
  • /
  • 2