kedi
hiç de nankör değildir. hastalıkta sağlıkta kıçımın dibinden ayrılmamıştır. sıcak su torbası niyetine kullanılabilir. ona sarıldığınızda bütün sıkıntılarınız uçar gider.
hayvandır nihayetinde..abartmanın alemi yok.
iran kedisi fazla tüy döken bir cins olmasına rağmen tercih ettiğim kedi türüdür.
kaburgalarını avuçlayıp gövdesinden kavrayarak sevmeyi adet bellediğim canlı sevimlisi. böyle sevince daha bir uysallaşıyorlar.
***
kedi, 6 ay önce sokakta ufacık tefecik tek başına yürümeyi bile beceremeyen, her yeri kir pas içinde iki gözü enfeksiyonlu ve kapalı olarak bulduğum, haftalar boyunca benden bir parça gibi titizlikle özenle baktığım, bu zamana kadar getirdiğim, ben hariç kimseye kendini sevdirmeyen, odama sokmayan ve ben yatarken elletmeyen; evin neşesi, fırlama ve tek gözlü oğlandır benim nazarımda!
kedi = felis domesticus (latince)
bu felis domesticuslar her ne kadar kökenleri insanla hiç alakası olmasa da, insanlarla yaşadıkça kendilerini insan yerine koymaya başlayıp, ciddi anlamda insan gibi davranmaya başlarlar.
şahsen benim kedim baya baya ağa misali oturuyor, kendi koltuğunda değil bizim koltuklarımızda oturuyor, yatağında değil, benim yastığıma kafasını koyarak uyuyor. değişikler yani. bir de onlara insan değilmişçesine davrandığınızda, kendinizle aynı kefeye koymadığınızda bozulup söylene söylene gidiyorlar.
dip not: bir de kedim su kabından değil, kafasını suyun altına sokarak çeşmeden su içiyor. tam fırlatma yahu.
gün gelir yemeden, icmeden kesilirler. evde kose bucak pesinizden kosan bu guzel yaratiklar gun gelir yemek kabinin yanina ugramazlar. su icmezler. kuvete girip, su içmeye calisirlar. gardrobun üstüne tek ziplayisla cikan kiz, o gun geldiginde diz boyundaki kuvete cikacak enerjiyi bulamaz. yaptiginiz hicbir saklabanlik dikkatlerini artik çekmez. kardesi birseyler olduğunun farkindadir. yatak icin kavga etmez onunla, gider ufak olan yatakta yatar. dalasmaz hasta kardesine...
geçici tuy yumagi problemidir diye kendinizi avutursunuz bunun dogru olmadigini bildiginiz halde. ama umut fakirin ekmegidir ya!
gidersiniz veterinere. tahliller, ölçümler... beklersiniz ertesi gun bir umut gelen telefonun iyi bir haber verecegini. ancak beklenen olmaz. gun gelir, artik onlarin da miladının dolduğunun farkina vardığınızda koskocaman 17 yil ne cabuk gecti diye sorarsiniz kendinize. yutkunamassiniz. icinizdeki acinin tarifi de yoktur. onun aci cekmesini istemediğiniz icin uyutmaktan başka da care yoktur. onlara hep gozunuz gibi baktiginiz icin, aci cekmeleri en son isteyeceginiz secim olur.
iki gun sonra gidilir kliniğe ve son kez bakarsınız yorgun gozlerine. veterinerin ve asistaninin yaninda aglamak olur mu? bal gibi olur. hungur hungur aglarken saniyeler icinde kapar gozlerini sonsuzluğa biricik kızınız.
hoşlandığım hetero çocuk geçen gün kedi sahiplenmiş bi kıskandım bi kıskandım kediyi.nasıl pis kıskandıysam çocuk kedinin hasta olduğunu farketmiş iyileşmeyince de barınağa geri götürdü.nihahaha...
zekasıyla şaşırtan insanların karakterlerini kadim bir büyücü gibi analiz eden dört ayaklı minik dostlar.
bazen kediye dönüşüp kedilerle çıkmak istiyorum. çook güzeller
11 senedir bana ev arkadaşlığı yapan tüylü dostum
insanın negatif enerjisini elektrik süpürgesi gibi çeken can dostum. sokaktan edindiğim iki kedim var. biri 4.5 yaşında erkek evin sümbül ağası pan efendi. diğeri de tekir cinsi olan annesini daha 1 haftalıkken trafik kazasında kaybeden ve aç bir kedinin ağzından aldığım kızım lulu hanım. moralim bozukken iki mıncıklıyorum neşem yerine geliyor yahu.
aha bu da benim oğlan http://imgim.com/12188924_10153687678588050_9221441215412002894_n.jpg
bu da kızım http://www.imgim.com/lulu.jpg
benim ev sahibim olur kendileri sanırsın ev onun ben hergün misafir geliyorum.belli bir süre gelir benle ilgilenir,sevdirir kendini,oynar,mama kabından birşeyler çıkartır onume koyar sonra gitmemi ister gibi piskopata bağlar beyfendi
*
yaklaşık 3 - 4 aydır görmediğim kedim bu hafta bana gelecek, kızgınlık dönemine girmiş, hırçınlaşmış ve her tarafa koku bırakıyormuş. nasıl başa çıkabilirim bilmiyorum ama asla ondan vazgeçemeyeceğim bir gerçek.
nankörlüğüyle ün salsa da, samimiliğin tillahıdır. gurur timsalidir. burnu düşse yere almaz, onu anca onun size izin verdiği kadar sevebilirsiniz.
farklı türlerden olmanıza rağmen, en büyük dostunuz olabiliyor. başına buyruk karakterleri çok hoşuma gidiyor. bildiğini okurlar... laf anlatamazsınız kedilere, hatta coğu kez yapmaması gereken şeyleri " piçlik yapacam" bakışıyla seve seve yaparlar sizi kızdırma pahasına. gözünüzün içine baka baka yatağınıza işer, tırmalamaması gereken yerleri ( tırmalama tahtası olmasına rağmen) gözünüzün içine baka baka tirmalar. tuvalet kağıdını erişebileceği bir yere mi bıraktınız? ders notlarınızı masanızın üstünde mi unuttunuz? tebrikler! eve döndüğünüzde büyük bir panayır bekliyor olacak sizi! tırnaklarının arasına sıkışmış o kağıt parçacıkları, failin kim olduğunu işaret ediyordur size zaten.
canları istediğinde kendilerini sevdirir. canı istemiyorsa zaptedemezsiniz, atlar kucağınızdan. evde bir kovalamaca başlar, "eşşek sıpası" şeklindeki mırıldanmanızla sizin pes etmenizle biter kovalamaca. ama hüzünlü oldugunuzda iş değişir. canınızın sıkkın olduğunu anlar, dibinizde biter hemen. elinizi, kucağınıza çıkıp yüzünüzü yalar; bir dostun "sıkma canını, geçecek" demesi gibi.
uyurken seyrediyorum, nefes alış verişini duyuyorum ya o ayrı bir duygu, tarifi yok o duygunun. nemli burnunu öpmek kaçınılmaz.( evet bir kediye aşığım asdffhkkl) hele mırıltısı eklenirse... antidepresan gibidir kediler.
yaramazlık yaptığında arada bağırıyorum, siniyor hemen, yüzüne yerleşmiş endişeli bakisiyla. pişman ediyor bağırdığına yani o korkusunu görünce, vicdan yapıyorsun hemen.. üzülüyorsun bir de neden benden korkuyor diye.
bu bakış hayvanların genel özelliği sanırım.
hayvanlara zarar veren insanların iyi bir insan olabileceğine ihtimal dahi vermiyorum.
o masumiyete, o bakışa nasıl kıyabiliyor insanlar,yüreklerinden kopmuyor mu hiç birşeyler.. anlayamıyorum hiç.
giderek burjuvazi olan ev arkadaşımdır. vakti zamanında yemiş olduğu morina balıklı & portakallı mamasını bu ay şehir dışında olduğumdan alamadım kendisine market maması ve arkadaşımdan aldığım royal canin verdim yine de bana mısın demiyor pezevenk. hayır öyle aç aç gezince bu sefer ben kahroluyorum. ulan pezevenk yüzünden iki gündür mutfakta tavuk mu haşlamadım ciğer mi haşlamadım ton balıklı sebzeli mama mı yapmadım yok yemiyor. allahtan bir hafta sonra evimize döncez