diş fırçalama alışkanlığı olmayan bir toplum için ütopik bir fantezi. bu kadar darbeyle o özenle saklanan, fırça bile değdirilmeyen dişler aşınır mazallah.
marc warrenlı british avantür dizi prodüksiyon. amerikalı emsallerine göre daha realist ve anlaşılır bir kurguya sahiptir. adrian lesterlı rapstar bölümü hala hatırımda. sanıyorum itv de yayınlanıyordu 2004 sularında ingilterede ama türkiyeye gelişi 2007 yi bulmuştur heralde.
not : mickey bricks rolü önce clive owena tekllif edilmiş adam kabul etmeyince adrian lester kapmış rölü diye hatırlarım.
ellerim nasır tutuncaya kadar yazıyorum , aklıma ne gelirse yazıyorum .
beğenmiyorum bazen gidiyorum , yakıyorum yazdıklarımı lavaboda suyla birlikte akıyor gidiyor tüm mürekkepler , hayaller , arzular .
bazende düşünüyorum bu kadar emeği saklasam ilerde bir şeyler yapardım diye düşündüm ama yaktım .
kolonya döktüm üstüne , param varsa vodka döktüm yaktım hepsini , yanarken birer birer kağıtlar kendimi buldum o duman kokusunda ve o kağıdın kor ateşi sönene kadar sürdü tüm hayallerim . bu seferde buraya yazayım dedim , yazıyorum işte aldım biramı yanıma . silmeye kıyamıyorum bu satırları nedendir bilmem .
belkide olgunlaştım , bu kadar yük beni olgunlaştırdı "adam" oldum belkide .
sorun "adam" olmak zaten , kendi ayaklarının üstünde durmak , kimseye ihtiyacının olmaması ama adam olamadım ben halen daha birine ihtiyacım var ve ayakta duracak gücüm , takaatim yok açıkcası .
neden yazdım bu satırları bilmem , bundan sonrada buraya yazarım ben hep .
acılarımı , sevdiklerimi , kaybettiklerimi .
bak şimdi bir şarkı çalıyor usulca canım.
şu dağlarda kar olsaydım diyor ,
bir asi rüzgar olsaydım ,
arar bulurmuydun beni beni
sahipsiz mezar olsaydım .
japon telaffuzlu ingilizce. japlish sözcüklerinin üzerine, onlarla birlikte normal ingilizce sözcüklerin japon telaffuzu, aksanı ile konuşulmasına denir. japlish'i kapsar ama tam olarak aynı şey değildir.