aynı zamanda mavi sakal, birçok insanın kendisinden çirkin ve korkunç mavi sakalı yüzünden korktuğu zengin bir soyludur. üç kere evlenmiştir, ancak kimse evlendiği kadınlara ne olduğunu bilmemektedir ve bu yüzden, bölgede yaşayan bütün kızlar ondan kaçarlar.
bir gün komşularından birini ziyaret eder ve üç kızından biriyle evlenmek istediğini bildirir. kız kardeşler evlenmesi için birbirlerini öne sürerler ve sonunda mavi sakal ile evlenmek en küçük kardeşin üzerine kalır. evlilik töreninden sonra kız kardeşleri ona en kısa zamanda kendisini ziyaret edeceklerini söyleyerek onu mavi sakalla birlikte şatoya uğurlarlar.
bir süre sonra mavi sakal bir yolculuğa çıkacağını bildirir. karısına şatodaki bütün kapıların anahtarlarını vererek yola çıkar. bu anahtarlar arasında karısını girmemesi konusunda kesinlikle uyardığı küçük bir odanın anahtarı da vardır. ancak, küçük kız kendisini ziyarete gelen kız kardeşlerinin de kışkırtmasıyla odaya girer. odada gördükleri onu dehşete düşürür. yerler kanla kaplıdır ve duvarlarda mavi sakalın önceki eşlerinin cesetleri asılıdır. üstelik küçük anahtara da yerdeki kan bulaşmıştır. anahtarın üzerindeki kan lekesi ne kadar uğraşsa da çıkmaz.
şatoya dönen mavi sakal daha eşini görür görmez durumu anlar ve onun kafasını keseceğine yemin eder. kız kardeşler kendilerini şatonun en yüksek kulesine kilitlerler. bu sırada erkek kardeşleri şatoyu basarak mavi sakalı öldürüp onları kurtarır. (alıntıdır)
growlr'ı açtığımda yaklaşık 10 tane görüyorum. doktoru da var, mühendisi de, bankacısı da, öğretmeni de. suriye'nin ayısı bol sanırım, hepsi kıllı, göbekli, hoş tipler. bir de suriyeli dilenciler geliyor aklıma, çelişip kalıyorum.
dersin başlamasını beklerken kapıda sigara içiyordum, bir kız gelip çakmağımı istedi verdim ve sohbet etmeye başladı. hangi bölümdensin, aslen nerelisin vs. sonra ayıp olmasın diye sen nerede yaşıyorsun diye sordum. istanbulda dedi. yaa ne güzel neresinde dedim - sanki çok biliyormuş gibi- -monopoly bilgimle- ve kızın gözleri doldu bembeyaz suratı kızardı sesi çatallaştı bir anda. lan acaba yanlış bir şey mi dedim diye şok geçirdim. etilerde yaşıyorduk aslında ama babamın işi yüzünden tuzlaya taşınmak zorunda kaldık dedi ve ağlamaya başladı. ne diyeceğimi nasıl teselli edeceğimi şaşırdım. kusura bakma utanıyorum bu durumdan, memnun oldum tanıstıgıma dedi ve hızlıca gitti. bi 10 dakıka kendıme gelemedım sözlük. bu tarz burjuva dertlere çok kederleniyorum, ah allah kimseyi etilerden aşağı komasın amin.