olağan hayat akışımızda gerçekleşen olaylar zincirinin , hiç olmayacakmış gibi düşünülen uç bir kavramın karşlığıdır.kahinatta olup biten her olayın gerçekleşme zamanı ve yerine göre bir sebebidir.sözlüklerde geçen, hayatta tam karşılığı olmayan ucu açık bir kavramdır.tesadüf bir paradoksun yansımasıdır aynı zamanda,gerçekte var olan olguların olmamalarının yerini tutar.
1700lu yıllarda yaşayan ingiliz denizci james cook, sosyete adalarını ve yeni zelandayı keşfedip, haritalarını çizdiği 1769 yılında, avustralyanın doğu kıyılarını da ortaya çıkardı.
kaptan cook, bitki ordusunun zenginliğinden ötürü botany bay (botanik koyu) adını verdiği koyda, avustralyalı yerlileri ilk gören yabancı oldu (aslında sömürgecilik sistemi her dönem o bölgeyi keşfetmek ve medeniyet yerleştirmek manasında kullanılmştır). yerlilerle el kol hareketleri ile güçlükle anlaşabilen james cook, karınlarındaki ceplerde yavrularını taşıyan ve arka ayakları üzerinde zıplayarak hareket eden uzun kuyruklu hayvanları görünce, yine el kol hareketleri ve çeşitli işaretlerle bunların adlarının ne olduğunu sordu.yerlilerin kanguru demesinden sonra da bu hayvanları dünyaya kanguru olarak tanıttı.
aradan 50 yıla yakın bir süre geçtikten sonra, 1800 lerin başında, kanguru sözcüğünün gerçek anlamı anlaşıldı... kanguru, avustralyalı yerlilerin(aborjinlerin) dilinde; ne demek istiyorsun yabancı? anlamına geliyordu.
kafe, bar ve kamuya açık oturmalı yerlerde, sevgilisizlikten kuruyan bünyelerin sıklıkla bu durumu dile getirdiği, kullandıkları büyük harfler nedeniyle çevredekilerin kulak misafiri olma olasılığının yüksek olduğu maruftur.
bir tayyip erdoğan açıklaması. ayrıca bu aleviliği almanya destekliyormuş. adam yeni bir sivas katliamı olmadan bu nefret dolu konuşmalarına bir son vermeyecek anlaşıldı. hayır böyle gerizekalı açıklamalar yaptıktan sonra da islami terör diyenlere sinirleniyor.