türkiye'de ensest gerçeği

cnnturk'e büşra senay'ın haberi. türkiye'de ensest gerçeği 'kızlar kardeşlerini doğuruyor' sıçtığımın ataerkil kültürü ve bu kültürü besleyen cahil, gerici dinci ve ırkçı insanlar oldukça daha çok iç burkan röportajlar okuyacağız. röportaj----) http://www.cnnturk.com/turkiye/turkiyede...

gerici, saf cahil dincilere karşı, ilerici onlarca adet edip yüksel, altan tan, hüda kaya gibi dindarın çoğalması dileğiyle; edip yükselin cübbeliye giydirmesin
muhakkak izleyin, içimizden geçenleri dile getirmiş adam



edit: okumuş kesimden de çıkıyor bu gibi durumlar. buradaki bahsettiğim cahil olan ataerkil kültürün devamını hak gören zihniyettir.
ensest vaka istatiksel verilere ve zagor'un gördüğü vakalar neticesinde en çok geleneksel ve dindar aile modellerinde görülmektedir. türkiye'de ensest vakalar o kadar sık olmaktadır ki fakat biz ataerkil toplum bundan utanıp ört bas etme gayesinde hiçbir şekilde hukuki boyuta taşımamaktayız. çünkü aileden birini gambazlamak büyük utançtır. o yüzden zincirleme cinsel istismar boyutunu alıp, vaka sürekli tekrarlanmaktadır. eğitim durumuyla da çok alakalı değildir kanımca. bu konuyu en güzel işleyen film bildiğim kadarıyla bikaç yıl önce çekilmiş atlı karınca'dır.
zorla ve istismar durumunda olduğunda istenmeyen seks işçiliğininde temelinde yatan sebeplerdendir. birkaç ropörtaj ve tanıklıkla emin oldum ki '' babam amcam yapacağına elin adamı yapsın '' mantığıyla birçok kadının kaçıp yanlış hayatlara sürüklenmesine sebep olmaktadır. ha tabi her iki tarafın rızasıyla bizde bir sigara yakar mutluluklar dileriz.
belli ki karşılıklı rıza pek yok bu haber ve röportajlarda. çekmeceler filmini izleyenler bilirler, bu travmaların çok daha şiddetlileri yaşanıyor bu coğrafyada. "sus" "kimse bilmesin" !!!
ilk okuduğumda donarak okumuştum. bugün bir kez daha baktım.. ''kız çocuklar kardeşlerini doğuruyor'' cümlesi içime öküz gibi oturmuştu. bir dönem itiraf ediyorum babamla bile yalnız kalmıyordum. cinsellik bir ülkede bu kadar tabu iken aslında beklenir bir şey ensest ilişkiler. ensestlik bir fantezi, ilişki değil tamamen ruh hastalığıdır.
iki erkeğin, iki kadının ya da karşı cinslerin el ele gezmesine laf eden insanlar kendi kardeşlerine, annesine, çocuğuna vs ağzı sulanarak bakabilmektedirler. eşcinsellik hastalık diyen bireyler neden ensest ilişkilere sessiz kalırlar? konuşması ayıp olduğu için mi müslüman bir ülkede olduğumuz için mi?

iki yüzlü ahlak anlayışımızla ilgili gerçeklerden biridir.benim anlayamadığım,yıllarca duyduğumuz bu ahlaksızlığın önü neden kesilmemiştir,bunu önlemenin bir yolu yok mudur dediğim acı gerçektir.
görünenden daha fazla olan pislik.türkiye halkının iki yüzlü ahlak anlayışı sadece sokağı kaplar.dört duvar arasın da dönen olaylardan kimsenin haberi yok.olanlar ise çevreye aktarılmıyor.ancak mağdurların yada vicdanı tanıkların sayesinde öğrenebiliyoruz.sosyal çalışmacılar,doktorlar,sağlık personelleri aslında binlerce olaya şahit oluyorlar.yargı ve toplumsal refleksler mağdurların tarafında değil.biz müslümanız,biz türküz,biz kürdüz biz zartı zurtuz diye olayı hemen kapatmaya çalışıyorlar.kapalı toplumlar her zaman pisliğe açıktır ama saçma nedenlerle pisliklerini saklarlar.
bugün okuduğum haber... içim acıdı içim. şükür ki çok ahlaklıyız(!)

http://www.ntv.com.tr/turkiye/abisinin-t...
yabancıya gitmez hem aile en iyisi
ensest ilişkilerin çoğunda baskı ve zorlama söz konusu. bu sebeple de intiharlar, ağır travmalar yaşanıyor. çoğunluğunda da yaş farkı var. aynı aileden iki insan isteyerek yapıyorlarsa bundan zaten bize ne.
ensest mağdurların da genelde reşit olmayan çocuklar fazladır.ayrıca zaten kanıtlanmış bir çok vaka zorla yapılan cinsel taciz ve tecavüz konularıdır. ortada karşılıklı rıza olmayan durumlar zaten adli makamlara ulaşır.yoksa iki yetişkinin arasında karşılıklı rızaya dayanan ilişkiler asla açık edilmez.kim ben babamla-annemle-kardeşimle seks yapıyorum diye analatır ki?
ahlaklı ve yüzde 99'u müslüman olan ülkede bugünde istatisklere bir yenisi eklenmiştir.

http://www.radikal.com.tr/turkiye/antaly...
diyanet işleri başkanlığınca da onay verilen sapkınlıktır. üstelik diyanet hemen her fetvasında eşcinselleri, ateistleri, alevileri "sapkın" olarak nitelendirmesi de "tencere dibin kara seninki benden kara" deyimini akıllara getiriyor. diyanet işleri, soruyu soran adamı ihbar etmek yerine sorusuna cevap vermiş, daha sonra sosyal medyada tepki çekmesi sebebiyle internet sitesinden kaldırmıştı. ama iş işten geçince... olayın patlak vermesi üzerine din işleri yüksek kurulu başkanı "din işleri yüksek kurulumuzun böyle bir fetvası kesinlikle olmamıştır. olmaz. olamaz” şeklinde açıklama yaptı ve yorumun sabotaj (!) olduğunu açıkladı. bir sonraki gün yapılan yeni açıklamada ise diyanet işleri, yorumu yazan ilgili arkadaşların açığa alındıklarını duyurdu. hatta diyanet işleri başkanı rte üslubu bir savunmayla suçu haberi yapanlara atarak “islamofobik bir nefret içeren, gayri ahlaki bir haber mühendisliği” sözleriyle yorumu yazanlara değil haberi yapanlara sarıyor. öyleyse ortada sabotaj filan yok. ama lafa gelince sapkın olan eşcinseller oluyor. sapkın soru ve sapkın diyanet işlerinin cevabı aşağıdaki gibidir:

öz kızını öperken şehvet duymanın nikaha etkisi olur mu?

diyanet’in soruyla ilgili fetvası şöyle:
“babanın kendi öz kızını öperken şehvet duyması durumunda nikahının ne olacağı konusunda görüş ayrılığı vardır. bazı mezheplere göre, babanın şehvetle kızını öpmesi ya da şehvetle ona sarılmasının nikaha bir etkisi yoktur (bkz. ibn rüşd, bidayetü’l-müctehid, mısır 1975, ii, 33; ibn kudame, el-muğni, vii, 486; ibn cüzey, el-kavaninü’l-fıkhiyye, 138). hanefilere göre ise; babanın, kızını şehvetle öpmesi, kızına şehvetle sarılması durumunda, kızın annesi bu babaya haram olur. ancak bu tür sonuç doğuracak tutmanın, teni tenine değerek olması, ya da altının sıcaklığını iletecek kadar ince bir örtüden olması gerekir. kalın elbisesinden tutarak, ya da vücuduna bakıp düşünerek şehvet duymak, bu tür bir haramlık oluşturmaz. ayrıca kızın, 9 yaşından büyük olması gerekir. şehvet duymanın işareti, erkeğin organında bir uyanma, uyanıksa uyanışının artması, kadının da kalbinin heyecanla çarpmasıdır (merğinani, el-hidaye, i, 192; mevsıli, el-ihtiyar, iii, 109).”