akışkan cinsiyet
cinsiyet kimliğiyle cinsel kimliği bir tutmak ne kadar doğru? genderfluid kavramı cinsel akışkanlıkla bir değil diye biliyorum ben, hatta açıklaması da şu diye geçiyor: " gender fluid person may at any time identify as male, female, neutrois, or any other non-binary identity, or some combination of identities." cinsel yönelimle alakası yok.
nötr cinsiyet
chris pratt
bbc'de jennifer lawrence'la çıktıkları bir şovda transfobik "şaka" yapmıştır. yapmasaydı keşke.
2017 yılından beklentiler
jürim iyi geçsin. cidden tek dileğim bu. hatta siz de benim için dua ederseniz pek bir mutlu olurum.
tecavüzcüler bilimsel deneylerde kullanılsın
tecavüzcü bile olsa kişinin kendi rızası olmadan bedeninde işlem uygulanmasını nasıl haklı görebiliriz ki... kısasa kısas yürümemeli hukuk sistemi, ne devletin ne de vatandaşın eline böyle bir güç verilmemeli. kişisel fikrime kalsa kendi ellerimde boğazlamak isterim hepsini çektirdikleri acılar yüzünden ama insan haklarına uygun davranmak bizi insan yapan şey zaten, karşımızdaki sınırları aşmış diye biz de aşmamalıyız bence.
lgbti temalı diziler
the oa diye bir dizi var, lgbt temalı değil ama trans bir genç başroller arasında. inşallah 2. sezonda hayatı hakkında daha çok şey öğreneceğiz...
sözlüktekilerin çoğunun hdp'li olması
azınlıklar çoğu zaman muhafazakar değil sol tarafa yönelir, bu da zaten elimizde chp ve hdp'yi bırakıyor (eğer meclise girmiş partilerden bahsediyorsak). eh, çoğu insanın da chp'nin ama muhalefet olmasına rağmen gösterdiği işlevselsizlikten bıktığını düşünürken, hdp'ye yönelmeleri mantıklı. ideolojik sebeplere girmiyorum bile. ki her şeyin ötesinde, "ahlaksız,kural tanımaz,iğrenç" ne demek gerzek?
diğer yandan, milliyetçilik tehlikelidir. vatansever olmak güneydoğu'da devletin yaptığı iğrençlikleri yok saymak değildir, dindar... yorum yapmayacağım, atatürkçü olmakla hdpli olmak arasındaki karşıtlık nereden çıktı anlamış hiç değilim yine. bir yandan atatürkün modernleşme ve devlet kurma çabalarını takdir edip, bir yandan da hukuk süreçlerine bağlı olmayan mahkemeler kurup dersim'i bombalattığını eleştirebiliriz. "nereye dönsek nanköre rastlıyoruz" demek de çok garip. nankör dediğin insanlar çoğu zaman toplum tarafından aşağılanan, nefret edilen, ırkçılığa maruz tutulan taraf herhalde?
ayı sözlük itiraf
bazen cidden her şeyi salıp sadece her gece dışarı çıkmak istiyorum. ama bir yandan da her şeyi mükemmel yapma ihtiyacı ile doluyum.
ıspanak
taksim'de bir bar. en son iü radar tarafından transfobi üzerinden ifşa edilmişti galiba.
selahattin demirtaş'ın gözaltına alınması
olayın demirtaş muhteşem mi değil mi, kürt problemi var mı yok mu kısmını geçtim (demirtaş ortalamanın üstünde, kürt problemi diye bir şey var ve kürtler haklı) - ortaya türk devleti ile pkk'nin hareketlerini karşılaştırma derdi çıktı şimdi de. düşünün, hukuki sınırlar içinde uluslararası düzeyde tanınan, insan hakları sözleşmesini imzalamış olan bir bürokrasi ile bölgesel baskı ve zulm sonucunda ortaya çıkmış bir gerilla kuvvetini karşılaştırmak, "olsun ikisi de insan öldürüyor neden hep askerleri suçluyorsunuz!!!" demek falan, çok garip. daha da garip olan, bunu sadece kürtler üzerinde kurulacak bir baskı olarak görmek. daha da garip olan, bunun gerçekten hukukun nasıl işlemesi gerektiği olduğuna inanmak. garip yani.
aceleniz varken önünüzde sallana sallana yürüyen insanlar
bunu yaparsanız çocuğunuz eşcinsel olur
lütfen, lütfen barbie bebeklerle oynatmayı unutmayın. bir de canı evcilik oynamak isterse izin verin, zorla top oynamaya göndermek onu heteroya çevirir çünkü.
sadece heteroseksüel arkadaşlarımla görüşüyorum diyen eşcinsel
ben ilk başta bunu aileye söylenilen yalan olarak algıladım. ama özellikle üniversiteye geçene kadar kendi yaş grubunda eşcinsel bulmak zor olduğu, bir de insan kendini çok "açık" etmek istemediği için gayet normal bir şey bence. tabi üniversiteye geçtikten sonra başka.
istanbul'daki insan nüfusunun azalması gerekliliği
şöyle bir yarısı kadar. lütfen.
evimden kadıköy'e gitmem geçen sene maksimum 45 dakika sürerdi, ki teknik olarak o bile fazla. çünkü teknik olarak ben de kadıköy'de oturuyorum. harita öyle diyor ya. ama neyse, alışmıştım ben buna tabi, çekiyordum yolu, ama bu sene ne olduysa oldu (yol çalışmaları + inşaatlar oldu yani, ardı arkası kesilmeden oldular hem de), yolum yarım saat daha uzadı. artık deniz yoluyla gidemeyeceğim günler okula gitmekten korkuyorum. trafiğin boş olduğu tek saat gecenin üçü. mesela babam ehliyet almam için baskı kuruyor, ama anlamıyor ki ben yola çıksam üç güne kalmadan katil olurum.
erkeğin kaldırma kuvveti
fiziksel gücün psikolojik etkiye dönüştüğü andır. derin bir nefesle ciğerler şişer, oturuş biçimi değiştirilir, göz teması anında akıllarda ne fanteziler kurulur.
uyandığında iç çamaşırının olmaması
ya hava baya sıcaktır, ya da bir gece ansızın birileri gelmiştir.
yazarları şu anda mutlu eden şeyler
kendimi en sonunda vizelere hazır hissetmeye başlamam... geçen senekinin iki katı kadar dersim olmasına rağmen sadece iki adet vizem olması... okulun güzel gitmesi...
kıro erkeklerin ortak özellikleri
anneye "valide", babaya "peder" deme.
lgbt yazarın ayı sözlük'te bile kendisi olamaması
burası bir güvenli bölge olsa bile biz hala daha toplumun öğretilerini beraberimizde taşıyoruz, belki de sebebi odur.
erkek stereotipi
hiper maskülen, futbol sever, evde yardımcı olduğu iş salata hazırlamaktır.