utanırım,
utanırım fıkaralıktan,
ele, güne karşı çıplak...
üşür fidelerim,
harmanım kesat.
kardeşliğin, çalışmanın,
beraberliğin,
atom güllerinin katmer açtığı,
şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
kalmışım bir başıma,
bir başıma ve uzak.
biliyor musun ?
binlerce yıl sağılmışım,
korkunç atlılarıyla parçalamışlar
nazlı, seher-sabah uykularımı
hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
haraç salmışlar üstüme.
ne iskender takmışım,
ne şah ne sultan
göçüp gitmişler, gölgesiz!
selam etmişim dostuma
ve dayatmışım...
görüyor musun ?
nasıl severim bir bilsen.
köroğlu'yu,
karayılanı,
meçhul askeri...
sonra pir sultanı ve bedrettini.
sonra kalem yazmaz,
bir nice sevda...
bir bilsen,
onlar beni nasıl severdi.
bir bilsen, urfa'da kurşun atanı
binareden, barikattan,
selvi dalından,
ölüme nasıl gülerdi.
bilmeni mutlak isterim,
duyuyor musun ?
öyle yıkma kendini,
öyle mahzun, öyle garip...
nerede olursan ol,
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne - üstüne,
tükür yüzüne celladın,
fırsatçının, fesatçının, hayının...
dayan kitap ile
dayan iş ile.
tırnak ile, diş ile,
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni.
gör, nasıl yeniden yaratılırım,
namuslu, genç ellerinle.
kızlarım,
oğullarım var gelecekte,
herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
kaç bin yıllık hasretimin koncası,
gözlerinden,
gözlerinden öperim,
bir umudum sende,
anlıyor musun ?
okulda defterime, sirama agaçlara, yazarim adini
okunmus yapraklara, bembeyaz sayfalara yazarim adini
yaldizli imgelere, toplara tüfeklere, krallarin tacina
en güzel gecelere, günün ak ekmegine, yazarim adini
tarlalara ve ufka, kuslarin kanadina,
gölgede degirmene yazarim.
uyanmis patikaya, serilip giden yola,
hinca hinç meydanlara adini ey özgürlük.
kapimin esigine, kabima kacagima, içindeki aleve,
canlarin oyununa, uyanik dudaklara yazarim adini.
yikilmis evlerime, sönmüs fenerlerime, derdimin duvarina,
arzu duymaz yokluga, çirçiplak yalnizliga, yazarim adini.
geri gelen sagliga, geçen her tehlikeye,
yazarim ben adini, yazarim.
bir sözün coskusuyla, dönüyorum hayata,
senin için dogmusum, haykirmaya.
ey özgürlük!
en uyuz olduğum hatalardandır. başlıktan da anlaşılacağı üzere virgül kullanılmamasından anlam karışıklığına yol açan hatadır. misal "ağrısız kulak delinir". şimdi kulak mı ağrısız delinir, ağrısız kulak mı delinir.***
sözleri insanın canını acıtır, canını acıttığı kadar da huzur veren teslimiyetin, hayata teslim olmuşluğun şiiridir. hüsnü arkan'ın sesiyle dinlemek ayrı bi...
determinizm ve özgür irade arasındaki bitmek bilmeyen savaşın doğurduğu çelişkidir. burada determinizm yada kader deyin ne halt derseniz deyin işte. basit bir örnekle ifade edecek olursak parayı havaya attığımızda yazı yada tura gelmesinin şans olduğunu düşünürüz. amma velakin diyor ki determinizm bütün değişkenler; yer çekimi, rüzgar, basınç vs vs ıvır zıvır her şey bilinirse paranın yazı mı tura mı gelineceği şans değil bilinebilecek bir olgudur. bu durumda biz insanlarında her hareketi, davranışı, duyguları bilinebilecek bir olgudur. e hani özgür irademiz, ruhumuz vardı bizim. seçin şansımız vardı hani... eğer her şey olması gerektiği için oluyorsa bizim bir şeyleri özgür irademizle seçiyor olmamızın anlamı nedir? sorarım size senaryodaki oyuncular mıyız sadece... *
devlet tarafından ezilmişliğinin farkında olmayan ve ayrıca insanlar birbirine ötekileştiren oteritenin farkında olmayıp oteritenin ekmeğine yağ sürerek öteki dediğine saldıran insan söylemidir. ***