ne olursa olsun her türlü veririm diyen, genç ergen ayı türüdür. sonradan anüsü yerlerde sallanarak dolaşmaya başlayınca kendine gelen ama iş işten gecen, çifte kaşarlı genç ayı türleride mevcuttur. bunlarda kendi aralarında ayrılırlar ama, bu konu başlığı kaşarlıktan cıkar. bidahaki konuya artık
"kavuşmak özgürlükse özgürdük ikimiz de
elleri çığlık çığlık yan yana iki dünya
ikimiz iki dağdan iki hırçın su gibi akıp gelmiştik
buluşmuştuk bir kavşakta
unutmuştuk ayrılığı
yok saymıştık özlemeyi
şarkımıza dalmıştık.
mutluluk, mavi çocuk, oynardı bahçemizde"
if to be reunited was freedom, we both were free
two worlds side by side, their hands in screams
we both came flowing from two mountains like two uncontrollable streams
we met at a confluence
we forgot separation
we ignored longing
we gave ourselves over to our song
happiness, a blue child, played in our garden
acı çekmek özgürlükse, özgürüz ikimiz de
o yuvasız çalıkuşu, bense kafeste kanarya
if to suffer is freedom, we both are free
she is a wren without a nest and i was a canary in a cage
o dolaşmış daldan dala savurmuş yüreğini
ben bölmüşüm yüreğimi başkaldıran dizelere
she moved from branch to branch winnowing her heart
i divided my heart into rebellious verses
aramakmış oysa sevmek
özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmiş düşsel bir oyuncağı
yalanmış, hepsi yalan
yalanmış, hepsi yalan
sevmek diye bir şey vardı, sevmek diye bir şey yokmuş
love, however, was to seek
love, however, was to miss
it was losing an imaginary toy after having found it again and again
it was a lie, all was a lie
it was a lie, all was a lie
there had been something called to love
there isn't such a thing as to love
acı çektim günlerce
acı çektim susarak
şu kısacık konuklukta
deprem kargaşasında
i've suffered for days
i've suffered in silence
in this sojourn
in earthquake havoc
yaşadım bir kaç bin yıl acılara tutunarak
acı çekmek özgürlükse özgürdük ikimiz de
i've lived for a few thousand years holding onto sufferings
if to suffer was freedom, we both were free
acılardan arta kalan işte şu bakışlarmış
buğu diye gözlerimde gün batımı bulutlarmış
yalanmış, hepsi yalan
yalanmış, hepsi yalan
savrulup gitmek varmış ayrı yörüngelerde.
it was those looks that were left behind from the sufferings
it was sunset clouds that were mists in my eyes
it was a lie, all was a lie
it was a lie, all was a lie
there was being thrown away and moving in separate orbits
courtney love, ölümünden sonra ona yardım etmek için daha fazla ne yapması gerektiğini bilemediğini söyledi. hiçbir şey işe yaramamıştı. ne gerçek aşk, ne güçlü sevgi, ne kızları frances bean, ne rehabilitasyon, ne tedavi, ne de dualar. love, cobainin intiharını engelleyecek hiçbir şey yapamadığını düşünüyordu.
kurt cobainin ölümüyle, nirvana grubu dağıldı. dave grohl, foo fighters adlı grubu kurdu. krist novoselic de sweet 75 adlı gruba katıldı.
1993 sonu kaydettikleri "mtv unplugged in new york" ve canlı performanslarından oluşan "from the muddy banks of the wishkah" albümleri grubun hayranlarına buruk elvedası oldu.
12 kasım 2002 tarihinde, içinde daha önce yayınlanmamış parçaların da yer aldığı bir best of nirvana albümü piyasaya çıktı, müzik marketlerindeki yerini aldı. courtney love, 10 yıl önce intihar eden eşinin küllerinin gömüldüğü arazinin el değiştirmesi nedeniyle kurta yeni bir mezar arıyor. kurtun küllerinin havaya serpilmesini arzuladığını dile getiren love "bana kalsa kurt'ü rüzgara bırakırım gider ama hayranları çok sevdikleri idollerini ziyaret edecekleri bir yer olsun istiyor. bunun için uğraşıyorum diyor. courtney love, kurtu kurtarmak istediği uyuşturucu yüzünden kızı francesin velayetini 2 kez kaybetti. geçtiğimiz günlerde tedavi olan lovea mahkeme kızını tekrar verdi. usta yönetmen gus van saint kurt cobainin son günlerini anlatan last days filmini yaptı. film, cannes film festivali'nde gösterildi. ülkemizde gösterime girmedi. aşk ve ölüm: kurt cobain cinayeti, max wallace ve ian halperinin kitabı. özel dedektifler, gazeteciler, cobain'in kimi arkadaşları o dönemde ısrarla bunun bir cinayet olduğunu savunsalar da konu kapanmıştı bir kere. başta polisler ve adli tabip olmak üzere kimse işini baştan savma yaptığını kabul etmek istemiyordu. cobain'in ölümünün göründüğünden daha karışık olduğunu iddia eden birçok gazeteci vardı ama wallace ve halperin'in hazırladığı cobain dosyası dikkat çekiyordu çünkü bir araştırmacı gazetecilik örneğiydi. aşk ve ölüm'deki temel iddia kurt cobain'in intihar etmiş olamayacağı, çünkü kanında kafasına kurşun sıkmasına izin vermeyecek ölçüde yüksek miktarda uyuşturucu bulunmuş olduğu.
insanlar, yunuslar ve bonobolar cinsel ilişkiye sadece üreme amacı ile girmezler. cinsel zevk ve tatmin genelde bu ilişkilerin ana nedenidir. bu nedenle dişi yumurtlama yeteneğini kaybetmiş ya da hiç sahip değilse bile bu çiftlerin ilişkiye girmesine engel değildir. insanlar da, yunuslar da, bonobolar da, grup hâlinde sürdürdükleri yaşam bireysel olarak yapabileceklerinden çok daha başarılı olan sosyal ve zeki varlıklardır. bu canlılarda seksin yapılış amacı üremeden çok bazı sosyal ihtiyaçlar ile bazı diğer kişisel gereksinimlerdir. seks daha geniş sosyal yapılar oluşturmak ve sosyal hayatta bir yere sahip olmak için bireyler arasındaki samimiyet bağını güçlendirir.
mustafa kemal atatürk' ün 20 ekim 1927' de yazmış olduğu hitabe olup, arada bir okunması gereklidir.
birinci vazifen, türk istiklâlini, türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
ey türk istikbalinin evlâdı! işte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
pembe üçgen (almanca: rosa winkel), eşcinsel kültürün en sık rastlanan ve en popüler simgelerinden biridir. kökeni ii. dünya savaşı'na uzanan pembe üçgen, naziler tarafından cinsel yönelimi nedeniyle toplama kamplarına konulmuş eşcinsel erkeklere (gey) verilmiştir. yine cinsel yönelimi nedeniyle tutuklanmış eşcinsel kadınlar (lezbiyen) ise siyah üçgen takmak zorunda bırakılmıştır. eşcinseller, nazi rejiminin baskı ve soykırımına maruz kalan gruplardan biridir.
pembe üçgen, gökkuşağı bayrağı ile birlikte eşcinsel yürüyüşlerinin ve eşcinsel haklarının başlıca sembollerinden biri olarak kullanılmaktadır.
"senin arkandan milli yas ilan edilmeyecek tayyip.bir anıtkabirin olmayacak.öldüğünde yaşamının anlamsız kalacağı kadar değerli bir yaverin olmayacak.kimse senin ölüm tarihini hatırlamayacak.senin için milyonlar ayaklanmayacak.askerler üzüntüden bayılmayacak.yabancı dillerde tayyip gibi olmak diye "şerefli olmayı" anlamlandıran deyimler olmayacak.ölümünden onlarca yıl sonra ölümünü okuyan gençler senin için gözyaşı dökmeyecek.sen sadece öleceksin..arkanda sadece nefret birakarak, hatirlanmamak üzere..atam izindeyiz !
mustafa kemal atatürk' ün 20 ekim 1927' de yazmış olduğu hitabe olup, arada bir okunması gereklidir.
birinci vazifen, türk istiklâlini, türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
ey türk istikbalinin evlâdı! işte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!