zeus'un ablalarından biridir.* kendisi de erkek kardeşinin tecavüzüne uğramış ve bu tecavüzden kızı persephone doğmuştur.
diğer tanrı ve tanrıçalar arasında en yumuşak başlı olandır ve insanları cezalandırmaktan hoşlanmaz. sadece öfkeli bir anında bir kralı cezalandırarak öldürmüş daha sonra olimpos'daki sarayını terkederek kralın çocuğuna bakıcılık yapmıştır fakat yokluğunda tarım işleri mahvolunca geri dönmek zorunda kalmıştır.
okyanus ve denizlerin tanrısı tridentin sahibi tanrıdır. erkek kardeşi zeus ile aralarında her zaman çekişme olmuştur. çapkınlıkta kardeşini aratmayacak seviyededir.
athena ile atina şehri için savaşmıştır fakat athena'ya yenilmiştir. kıskançlığından bütün şehri seller altında bırakmıştır.
zeus'un eşi aile, doğum ve zenginlik tanrıçası ve tanrıların kraliçesidir. metis'in zeus tarafından yenmesinden sonra zeus ile evlenmiştir ve ona üç çocuk vermiştir. düzenli olarak zeus tarafından aldatılmış ve her seferinde eşinden korktuğu için ondan değil ama zeus'un kadınlarından intikam almıştır. bir seferinde zeus'un onu aldatmasına dayanamamış ve diğer tanrı ve tanrıçaları yanına alarak zeus'a isyan etmiştir. zeus'un yardımına oğlu hephaistos* koşmuştur ve zeus bu isyanın sonucunda eşini yakalayıp gökyüzüne zincirleyerek işkence etmiştir. daha sonra ise karısının ona bir daha isyan etmeyeceğine dair verdiği söz ile hera'yı affetmiştir.
afrodit'in oğlu aşk tanrısıdır. her zaman bir çocuk olarak tasvir edilir ve insanlara yay atarak onları birbirlerine aşık eder. çocuk olmasından dolayı genelde hatalı kararlar verir ve birbirine uygun olmayan insanları birbirine aşık eder.
öte yandan eros diye bilinen bir titan da vardı. kendisi ise tanrısal aşk olarak görülür ve fiziksel bir formda olduğuna pek inanılmazdı.
çok çirkin olduğu için doğduğunda annesi hera tarafından olimpos dağından atılmış, bir gün boyunca düşmüş ve bu nedenle sakat kalmış demircilik ve maden tanrısıdır. daha sonra annesine yaklaşmış ve onu bir şekilde bağlayarak öldürmeye çalışmıştır. bunun üzerine zeus tarafından hera'nın hayatına karşılık kendisine tanrılık ve afrodit verilmiştir.
en iyi niyetli ve yardımsever tanrıdır. eşi kendisini defalarca aldatmış olmasına rağmen eşini sevdiğinden dolayı asla boşanmayı düşünmemiştir. olimpos'u yöneten üç erkek kardeş olan zeus, poseidon ve hades'e onların en güçlü silahlarını da kendisi yapmıştır.
bir inanışa göre yunan tanrıları ve titanlar arasındaki savaşta zeus, babası kronos'un testislerini kesince denize düşen testislerden doğan güzellik tanrıçasıdır.
yunan mitolojisinde cinselliği simgelerdi ve anlatılara göre bir gün athena'nın kendi icat ettiği dokuma makinesi ile kumaş dokurken athena'ya yakalanmış ve athena'nın hışmına uğramıştır. çünkü afrodit'in tek görevi üremektir, athena ise zeka tanrıçasıdır. makineyi kullanarak afrodit bir nevi rol çalmıştır.
yunan mitolojisinin aykırı tanrısıdır ve adı iki kere doğan anlamına gelir. cinsel yönelimi ile ilgili çeşitli rivayetler vardır.
zeus'un yasak aşkının meyvesi olarak doğmuştur ve zeus'u olduğu gibi görmek isteyen annesinin isteğine ulaşınca yanarak can vermesi sonucunda gelişimini babasının baldırında tamamlayıp oradan ikinci kez doğmuştur.
zeus'un kıskanç eşi hera tarafından olimpos'tan kovulmuş ve insanlar arasında yaşamıştır. daha sonra tanrısal kimliğine kavuşmuştur.
annesi metis, inanılana göre şekil değiştirebilen ve son derece zeki sezgileri yüksek bir tanrıçaydı ve zeus'un ablası ve eşiydi. eşinin bu zekasından korkan zeus, metis hamileyken doğacak çocuğun kendisini tahtından edeceğine inanmış bunu engellemenin yolu olarak da metis'in zekasına sahip olmak istemiştir. bunu başarmak için de metis'i kandırarak onun kendini bir su damlasına çevirmesini sağlamış ve hamile eşini yutmuştur. bundan sonra korkunç bir baş ağrısı çeken zeus'un kafasının içinden zırhının içinde, yetişkin olarak athena doğmuştur. yunan mitolojisine göre athena eğer bir erkek olsaydı babasını tahtından indirebilecekti ama kadın olduğu için bunu asla başaramaz.
yunan mitolojisindeki savaş tanrısıdır. athena ile arasındaki temel fark athena'nın barış ve "stratejik" savaş tanrıçası olmasıdır. ares ise saf gücü ve barbarlığı temsil eder. dardanel bölgesine* hüküm sürdüğüne inanılırdı. en sevilmeyen ve kıskanç tanrı olduğuna inanılırdı. hephaistos'un eşi aphrodite ile ilişkisi vardı ve hephaistos tarafından yakalanmıştı. babası zeus tarafından bile pek sevilmezdi ve genellikle sorun çıkarırdı.
başlarında amon-ra ve eşi amunet'in bulunduğu tanrılar topluluğu.
amon-ra ve amunet ile ilgili ilginç bir bilgi: firavunlar döneminde bu tanrı ve tanrıçanın anlatıları tamamen farklı tutulurdu. bunun sebebi ise eğer bir araya gelirlerse amunet'in kötülüğün annesi olacağına yönelik olan inançtı.
kötü davranılmaya alışmış kişidir. sevgi beklentisi yoktur, varsa bile sevgiyi haketmediğine inanıyor olabilir. sevişmek ister ama onun yerine sadece sikilir. gördüğü kötü muameleden sonra artık umudu da isteği de kalmamıştır yaşama karşı pek. zamanla bir nevi stockholm sendromu geliştirir.
harika bir soundtrack albümü olan film. helena bonham carter açık ara en iyi performansı sergiliyor. rahmetli alan rickman ve timothy spall ise kötü karakterler.
bir de sweeney'nin genç arkadaşı sarışın arkadaş sanırım twilight'da da oynadı, başka bir yerde de görmedim. çok da iyi değildi zaten.
eğer erkekseniz büyük ihtimalle ayakta işiyorsunuzdur ve ayakta uyumak imkansızdır. kadınsanız ve tuvaletiniz sizi uyutacak kadar uzun sürüyorsa sanırım o zaman hatun kişi uyuyakalabilir. bu kişiler tuvalete girdiklerinde saat kurmalıdırlar, ayrıca uyku anında kasların bir çoğu çalışmayı durdurduğu için işeme eylemi de durabilir.
yunan mitolojisindeki savaş tanrısıdır. athena ile arasındaki temel fark athena'nın barış ve "stratejik" savaş tanrıçası olmasıdır. ares ise saf gücü ve barbarlığı temsil eder. dardanel bölgesine* hüküm sürdüğüne inanılırdı. en sevilmeyen ve kıskanç tanrı olduğuna inanılırdı. hephaistos'un eşi aphrodite ile ilişkisi vardı ve hephaistos tarafından yakalanmıştı. babası zeus tarafından bile pek sevilmezdi ve genellikle sorun çıkarırdı.
şaşırtmamış oluşumdur. önyargılarımdan dolayı değil deneyimlerimden dolayı biliyorum ki dini inancı kuvvetli olan insanlar sapkınlıklara daha yatkın oluyorlar.
ayrıca, bir adamın erkek çocuğunu (10 yaş civarındaki) tecavüz etmesi eşcinsellik değildir. pedofilidir bu. bu tip pedofililer illa ki yetişkin erkeklerden hoşlanacaklar diye bir kaide yok zira.
kadın vokalli metal grupları, yunan mitolojisi, popüler bilim (ne kadar bilgili olunabilir orası da tartışılır, geniş bir alan zira), pokemon, x-men, marvel evreni.
x-men evreninde telepatik mutantlardan biri. eski villian, yeni x-men. tam adı emma grace frost.
emma, ingiliz asıllı zengin bir boston ailesinin 4 çocuğundan biridir. ailede emma dışında herkesin çeşitli maddelere bağımlılığı varken emma temiz kalmayı başarmıştır. ailesindeki herkes babalarından korkar.
babası tüm servetini emma'ya bırakmaya karar verdiğinde emma bunu reddeder ve evini terkeder. başladığı üniversitedeki oda arkadaşı da kendisi gibi bir telepattır ve emma'nın karakterini inanılmaz etkiler.
üniversiteden sonra duygularını bastıran, zekasını insanları yaralayacı yorumlarla belli eden emma, hellfire club üyesi sebastian shaw ile tanışır. sebastian'ı gözlemleyerek erkeklerin isteklerinin ne kadar basit olduğunu öğrenir ve onun yolundan ilerleyerek ailesinden daha zengin olmayı başarır. hellfire club, x-men ile çeşitli sorunlar yaşdığından emma jean grey tarafından komaya sokulur. uyandığında hellfire club'dan ayrılır ve hellions adını verdiği bir ekip kurarak onları eğitmeye başlatır. fakat hellions ekibindeki herkes öldürülünce emma depresyona girer ve ona yardım eden kişi prof. xavier (x-men'in lideri) olur. daha sonra emma, başka bir x-men olan bahnsee ile yeni genç mutantları eğitmeye başlar. o grup da dağıldıktan sonra genosha'ya yerleşerek orada öğretmenlik yapmaya devam eder. genosha adasının patlatılmasından sonra ise x-men'in kalıcı bir üyesi olur ve zamanla jean grey ile evli olan cyclops'a aşık olur. ikilinin ilişkisi jean'in ölümünden sonra resmiyet kazanır. emma, prof x x-men'i bırakınca cyclops ile ekibin liderliğini üstlenir.
emma'nın temel yeteneği telepatidir. bu yeteneği prof x'in yeteneği kadar gelişmiştir. ikinci yeteneği (secondary mutation) ise vücudunu organik elmasa çevirebilmesidir. bu durumda aşırı şekilde güçlü olur ve telepatik saldırılara karşı bağışıklık kazanır ama telepatik yeteneklerini kullanamaz.
x-men serisinde jean grey'in kullandığı mutant kod adlarından birisi. diğeri için: marvel girl
jean dünya üzerinde bulunan sayılı omega level mutanttan biridir. telepatik ve telekinetik yetenekleri vardır. telepatik yetenekleri bir insanın tüm varlığını (anılarını, duygularını, karakterini) parçalayıp dünya üzerindeki her insanın içine ufak bir parça gönderecek kadar güçlüyken telekinetik yetenekleri gezegenlerden tutun atom altı parçacıkları kontrol edebilecek kadar kuvvetlidir. bu kadar güçlü olmasından dolayı yeteneklerini zaman zaman kontrol edemez.
jean ile ilgili en illginç konulardan biri ise kod adının geldiği phoenix force. phoenix force, bazı kaynaklara göre jean'in ekstrem yeteneklerinin bir manifestosuyken kimilerine göre ise jean'in de bir parçası olduğu çok yaşlı (big bang'in alevlerinden doğan) bir tanrıdır. işin sıkıntılı kısmı ise phoenix force'un insan duygularına yabancı oluşu ve jean'in duygularını deneyimlediğinde kötü duyguları (nefret, şehvet, kontrol) daha çok sevmesidir. tabi bir de anka kuşu olduğundan ölse bile her seferinde geri gelmeini işe katmak gerekir.
desteklediğim açıklama. şöyle anlatayım, ben bilime inanan bir insanım. darwin'in eserini okudum ve doğal seçilimin ne olduğunu biliyorum.
eğer, bir insan diyanet'in verdiği fetva ile (ki dinler bile hayatın değerli olduğunu söylerler) ölüme gözünü kırpmadan gidiyorsa bence ölmeyi hakediyordur, doğal seçilimdir bu.
ama, çocuklara bunu emretmek, 7 - 8 yaşındaki çocuklara ölümü, şehit olmayı, hayattan vazgeçmeyi güzel birşey gibi düşünmek... iğrenç...