kadınları kategorize edip tek hamlede eye lineer çeken kadın becerikli çekemeyenler beceriksiz gibi bir olgu yaratmak istemem lakin tek seferde düzgün bir eye lineer çeken kadına hayran olmamak elde değil. Âşık bile olabilirim, ne hayranı... kullandığım üç makyaj malzemesinden biri eye lineer ve şu ana kadar kendim çekmedim ilk denememi saymazsak. ki o denemeden sonra kendim çekmemeye başladım.
profesyonel basketbol oyuncusu. beş dakika içinde üçlük çizgisinin gerisinde aynı bölgeden yaptığı 135 atışın 132'sinde sayı bulmuştur. haberi biraz evvel gördüm, pek sevindim. http://video.ntvmsnbc.com/5-dakikada-132-ucluk-atti.html
sabahın sekizinden beri ayaktayım, öğle yemeği ile karışık olsun tam bir kahvaltı yapayım sucuklu yumutayla diye bekledim ve dolabı açınca sucuk diye bir şey yoktu. amanın. (bkz: hayata dair hayalkırıklığı dolu anlar)
ukde veren: sarosbalik
açıklama: "fotoğrafı çevçevelenip duvara asılacak insan" diyip geçecek üşengeçlikteyim şu anda. ondan ukde olsun hepimize :)
tarih: 21/12/2012
her sabah kahvaltı öncesi, yıkandıktan sonra, akşam yemek yaparken, ev temizlerken, işteyken, koşu yaparken, bir şeyler yazarken... her an dinlenilebilen şarkı. hoşlandığım kadına bakıp ohohohohoh my baby, how beautiful you are diyemedim ya la, içimde kaldı.
ayı sözlük için kullanılabilecek bir iltifat olabilir. daha doğrusu, ayı sözlüğün yazarlarının çoğunlukla ayı olduğu düşünülürse. dünden bu yana epey ayının dibi insan gördüm sözlükte. amanın, ne kadar hoş bir şey. iltifatı çok sevdim. kıssadan hisse, ayının dibisiniz hepiniz. teşekkürler herkese.
latince -loji eki bilim demektir. biyo da canlı. türkçeleştirdiğimizde biyoloji, canlıbilimi oluyor. yaşayan her varlık biyolojinin ele aldığı konulara girer. biyoloji üzerine uzmanlaşmış, biyolojiyi meslek edinmiş kimselere biyolog denir. günümüzde biyomühendislik bitiren bilim insanlarına da biyolog deniyor ülkemizde.
nightwish grubunda, marcus'un seslendirdiği muhteşem ötesi bir parçadır. marcus yıkıp geçiyor. tarja turunen daha iyi söyler miydi? neden olmasın(tarja turunen, gruptan atılan solist).. akustik gitarla çalıp söylemesi ayrı güzel, dinlemesi ayrı güzel... bilemedim, ben çok seviyorum. lieksa filminin soundtrackidir. klibi filmden görüntüler taşır.
şarkımız şudur:
sözleri:
sweet little words made for silence
not so young, heartfelt love not heartache
dark hair fall, catch in the wind
light the way, the sight of a cold world
kiss,
while your lips are still red
while hes still in silent rest
while bosom is still untouched
unveiled on another hair
while the hands still without a tool
drown into eyes while theyre still blind
love while the night still hides the withering dawn
first day of love never comes back
compassion, its powers never a wasted wrong
the violin, the poets hand
every thawing heart plays your theme with care
kiss,
while your lips are still red
while hes still in silent rest
while bosom is still untouched
unveiled on another hair
while the hands still without a tool
drown into eyes while theyre still blind
love while the night still hides the withering dawn
kiss,
while your lips are still red
while hes still in silent rest
while bosom is still untouched
unveiled on another hair
while the hands still without a tool
drown into eyes while theyre still blind
love while the night still hides the withering dawn *
roger hudgson, richard davies, richard palmer ve bob miller adlı kişiler tarafından 1969 yılında daddy adında, 70 senesinde de supertramp olarak değiştirdikleri adda kurulan müzik grubudur. rock pop progressive rock tarzında müzik yapmıştırlar. breakfast in america albümü, ünlenmelerini sağlamıştır/ünlerine ün katmıştır. en çok bilinen şarkıları:
breakfast in america
the logical song
dreamer
goodbye stranger
ukde veren: loranahmes2
açıklama: benim adım khan. indiremediğim içün izleyemiyorum ukde doldurucu. çok ağlamak mümkünmüş bu filmde onu duydum.
bollywood, 2010 yapımı bir karan johar filmidir. başrollerinde shah rukh khan, kajol, katie a. keane gibi ünlü isimler vardır. müzikleri ve kullanım yerleri kesinlikle çok iyi bana göre. sinemalar.com'dan özetini objektif olarak okuyalım zîra ben çok abartacağım anlatmaya kalkarsam: rızvan khan (shahrukh khan) küçüklüğünü annesiyle (zarina vahab) ıssız bir yerde geçiren bir müslümandır. annesi öldükten sonra amerika'ya küçük kardeşinin yanına gider. orada tanıştığı ve aşık olduğu mandira (kajol) adında dul ve hindu bir kadın ile evlenir. rızvan khan aynı zamanda da asperger sendromu hastasıdır. bu hastalık otizm rahatsızlığının bir çeşididir ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. 11 eylül saldırılarından sonra mandira'nın oğlu faşist kesimler tarafından döverek öldürülür. öldürülme sebebi annesi evlendikten sonra khan soyadını almış olmalarıdır.
ege bölgesinde köy düğünlerinde hüdayda adı altında oynanır. şıkıdım şıkıdım bir türküdür.
aman bulguru kaynatırlar
haydi bulguru kaynatırlar
serine yaylatırlar
aman serine yaylatırlar
bizde adet böyledir
aman bizde adet böyledir
güzeli ağlatırlar
aman çirkini söyletirler
fidayda da ankaralım fidayda
beşyüz altın yedirdim bir ayda
gitti de gelmedi ne fayda
başını da yesin bu sevda
aman dama çıkma baş açık
haydi dama çıkma baş açık
arpalar kara kılçık
aman arpalar kara kılçık
aman eğer gönlün var ise
aman gönlün var ise
gey galucu yola çık
ama gey galucu yola çık
fidayda da ankaralım fidayda
beş yüz altın yedirdim bir ayda
gitti de gelmedi ne fayda
başını da yesin bu sevda *
bol kayganlaştırıcı ile yapılırsa, iki taraf için de daha kolay olan ilişki türüdür. arko krem, vazelin, şampuan, sabun, zetinyağı falan değil. lütfen. kayganlaştırıcı. ve tabii ki anüs dışkılama organımız olduğu için bakteriyel açıdan mükemmel-ultra-über-hijyenik bir bölgemiz değil. prezervatif kullanımı penisin sağlığı açısından iyi olur.
iki üç sefer seviştiğim bir kadın, inatla her seferinde saçlarımı bağlattırırdı. ninja gibi, tam tepemden. saçı uzun biriyle sevişirken saç uğursuzluk getirirmiş de uzak dursunmuş. bayağı absürd gelmişti. hâlâ absürd geliyor gerçi. saçlar çok terlersen, rahat etsin ensen sırtın diye toplanır onu anlarım da kötülükle alakasını anlayamadım. hatunun saçları da kısaydı ama, yaşadığı yerden gelen bir kültür mü diye düşünmüştüm.
kadın: ben lezbiyenim, kadınlardan hoşlanıyorum.
temel: ben de lezbiyenim, kadınlardan hoşlanıyorum.
fıkra bir yana, lezbiyenlerin "lezbiyenim bas git, çükünü de al git" şeklinde bir sloganı vardır. heteroseksüel erkekler, kadınların genellikle muhteşem, olağanüstü, dünyanın etrafında döndüğü penislerine muhtaç olduklarını ve bu yüzden lezbiyenliğin geçici bir şey olduğunu düşündükleri için ısrarcı davranırlar. hoş değil bu sözler.
anısına, grup yorum'un yaptığı bir parça var. "diren berkinim çok var sabaha," kısmını her duyuşumda gözlerimi dolduran, ağlatan. uyan lan. uyan çocuk. seni öldürenlerin allah belasını vermiş zaten. sen sadece uyan.
bıyıkları yeni terlemiş daha
genç yaşı takılıp kalmış siyaha
diren berkinim çok var sabaha
diren
uyan, uyan, uyan a berkinim
uyan uyan, uyan berkinim uyan
eridi bedenin, daha 15'inde
düşlerin sararıp soldu içinde
ekmek aç kurtların tok dişlerinde
uyan
uyan, uyan, uyan a berkinim
uyan uyan, uyan berkinim uyan
tezer özlü 'nün ilk romanıdır. sürekli var olan bir çocukluğu ve bu çocukluğun başkaları tarafından nasıl sonlandırıldığını anlatır yazar. kendi çocukluğunu, gençliğini, "kadınlığına" adım attığında hissettiklerini, ölümü, hastahanede yaşadıklarını, yediği elektrikleri... çok şeyi anlatır. ben bir abla tavsiyesi üzerine okumuştum. tavsiye edeceğim kitapların başında gelir. çocukluğun soğuk geceleri, canınız sıkıldıkça raftan alıp alıp altını çizdiğiniz yerleri okuyabileceğiniz bir kitap bana göre. başucu kitapları olur hani, hiç sıkılmadan defalarca okusanız da özelliği, yarattığı ilk izlenim hiç gitmez. hah işte, bu kitap da o kitaplardan. şimdi müsaadeniz olursa, altını çizdiğim birkaç bölümü aktaracağım buraya zîra kitabın her satırı, her harfi ayrı güzel. tamlamaları ayrı güzel: tanrısıyla evlenen rahibeler. ukdeyi görünce içeri gidip kaptım geldim raftan.
--- önbilgi ---
yaşam, şimdi ancak kavranılması ve anlaşılması gereken; oysa yaşanması, gerçeğine inilmesi ilerideki yıllara atılan bir yabancı öğe gibi önümüze getirilmiş. coğrafya derslerine getirilen yerküre gibi. kimse yaşadığımız mevsimin, günlerin ve gecelerin yaşamın kendisi olduğundan söz etmiyor. her an belirtilen bir öğretiye, bizler hep hazırlanıyoruz. neye?
öfke içinde büyüyoruz.
sevişmeyi kendi gövdelerimizde tatmaya, kendi bedenlerimizde öğrenmeye koşullandırılıyoruz.
ölen bir nisanı gerçekten bir kez daha görebilir misiniz? ölen bir okula gidebilir misiniz? ölen bir evde uyuyabilir misiniz? o yıllar öldü. o yılları bize öldürecek biçimde yaşattılar.
sonra ana karnındaki gibi, geçici, tedirgin bir uykuya düşüyorum.
ama ne anlatılmaz, ne hızlı bir yokoluş! korkunç! kesin. dehşet verici bir an. ertesi gün şok yapılmıyor. o gün boyu bu büyük korkuyu yaşamamak, onu bir gün sonraya ertelemek büyük bir rahatlık. gerçek bir mutluluk.
beni iyileştiren ne şok. ne de ilaçlar. beni iyileştiren, bu kliniklere bir kez daha kilitlenme olasılığının verdiği büyük ve derin korku.
sonra yeniden sevmek istiyorum. ... onu sevmeyi bir tutku hâline dönüştürüyorum. bu sevgide tüm sevgilerim, sevebilme gücüm var. gelecekteki sevgileri de yaşar gibiyim. geçmiştekileri de. ... onun gidişini, bomboş yolda, tarlalar, tapınaklar arasında yiten küçük arabayı izlerken, ne garip, gelecekteki sevgilerin de, yaşamın da gidişini izler gibiyim.
güzel yaşamın sınırları, ölen, gömülen arkadaşlarımızın yaşadığı kadar.
ve son olarak tezer özlü'nün çocukluğun soğuk geceleri adlı kitabından bir paragraf:
akşamüzerleri sokaklarda midye kızartılır, sahilde dizilen meyhanelere müşteriler dolmaya başlar. yamaçlara yeşil, beyaz, mor ve sarı gelir bahar. papatyalar açar.
--- onbilgi ---
20 dakika, arada sırada da olsa izlediğim tek türk dizisi. tuba büyüküstün için izliyordum ilk başta sırf. bir kere sevişsem dediğim ünlülerden. fazla güzel kadın.