sciencebaby

Durum: 70 - 0 - 0 - 0 - 27.10.2018 02:30

Puan: 840 - Sözlük Kezbanı

9 ay önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Taş üstünde taş yok
  • /
  • 4

dön bak dünyaya

türk müziğinde şüphesiz en iyi gitar sololarından birine sahip olduğunu düşündüğüm, bayıldığım şarkı. (bkz:akın eldes)

duyulan en tuhaf isimler

cansu otuzbir

kendisi dersaneden arkadaşımdı ve erkekti.

antalya valisi münir karaloğlu

verdiği kararları doğru bulduğum ve uygulatabilmesini umduğum kişi. 'devlete bi kapak atayım da gerisi kolay' zihniyeti ile memur olan kişilerin mesaiden harcadıkları her bir süre aslında bizler için kıymetli olan süreler. bunların yanısıra internet ulaşımına bile kısıtlama getirilmesi gerektiğini de düşünüyorum. bilgisayarda facebook'ta dolanan, canlı okey oynayan ve hatta 'dur bekle sıram geldi şu taşı oynayayım' diyen insanlarla da karşılaşmışızdır. evet çoğumuz çalıştığımız yerlerde arkadaşlarımızla geyik yapmak, çay, kahve içmek istiyoruz ama bunu gerçekten görevlerini yerine getirdikten sonra gönül rahatlığıyla yapmak gerek. sorumluluk ve görev bilincinin oluşturulması lazım gibi klişelere girerek daha derin politikalara değinmeyeceğim ama bu tutumu destekliyorum.

ayı sözlük'ün zararları

bir çok yazarın karamsar olduğunu düşünüyorum. benim için zarar teşkil eden bir durum değil aslında ama bence genç arkadaşlarımıza zarar verebilir.

ayı sözlük yazar nicklerinin okunuşu

arda turan berkay kavgası

arda turan hakkında haddini aşmakta sınırı yok dedirten haber. daha ne kadar kendini rezil edebilir dedirten haber. daha ne kadar götü kalkabilir dedirten haber.

ankara'da acil hücre bağışı yapabilecek yazarlar

ulaşabildiklerime ilettim.

virgülü doğru yerde kullanmak

son zamanlarda sıklıkla elektronik cihazlara ve web sayfalarına yazmaya başladığımızdan beri ekseriyetle özen gösterdiğim durum. kullanılan her virgülden sonra boşluk bırakılmalıdır.

üstteki yazarın gerçek adını tahmin etme oyunu

dimash kudaibergenov


bu şarkıyla gönülleri fethetmiştir. ağzımızı açık bırakmıştır.

j-pop vs k-pop

dinlediğim kadarıyla aralarında müzikal fark da var gibi. k-pop sadece pop müzikten ibaretken, j-pop'ta biraz daha rock, alternatif müzikler de bu kategorinin içine sokuluyor. j-pop forever.

sarhoşken söylenen sözler

bi hetero arkadaş sarhoşken “sana özel bir şey söyleyeceğim ama özel bak” diyerek beni bayağı şüphelendirmişti. yakışıklı da çocuktu. ne diyecekti acaba hala öğrenemedim üzerinden 3 ay geçmesine rağmen.

bengay

türkiye'de prep kullanımı

tek bildiğim mini prep, midi prep, maxi prep. onların da konuyla alakaları yok.
(bkz: sadece yazmak istedim)

alttaki yazara soracaklarım var

requiem for a dream.
bir gün gelecek ve nobel, oskar vs. işinin en iyilerine verilen ödülü alacaksın. sahnede ilk cümlen ne olurdu?

köftehor

osmanlı'da, karılarının cinselliğini başka erkeklerle yaşamasına izin veren erkek.

ayı sözlük yazarlarının favori 10 animesi

eşcinsellerin ayı sözlüğe sahip çıkmaması

bu sözlüğü, diğer uygulamalardan ayıran noktalara getirdiğiniz eleştirilere katılıyorum. ancak daha önce dark bear’ın bi röportajına bakmıştım. ‘kaliteli ve söyleyecek sözü olan yazarlar olsa bile bize yeter. sayıya çok takılmıyorum’ demişti. bu noktada aslında hedeflenen bu olduğu müddetçe sahip çıkılmadığını da düşünmüyorum. tabi herkes bu noktadan bakmıyor olabilir sözlüğe ama olması gereken bu.

alttaki yazara soracaklarım var

harry potter serisi çocukluğumdan beri en severek okuduğum seriydi.
ben ölüm diyetindeyim de sen de aç mısın? yiyecek ne var?

yüzyüzeyken konuşuruz

attığım mesajları ciddiye almadın dimi?
hayvan gibi içmişim yine tutamadım kendimi.
yoktu hiçbir beklentim, zaten olsaydı bile ne farkeder?

  • /
  • 4

dön bak dünyaya

bir pinhani şarkısı.

yalnız kaldıysan, kalkıp pencerenden bir bak
güneş açmış mı, yağmur düşmüş mü
dön bak dünyaya

herkes gitmişse, sakince arkana dön bir bak
dostun kalmış mı, aşkın solmuş mu
dön bak dünyaya, dön bak dünyaya

yalnız kaldıysan, kalkıp pencerenden bir bak
güneş açmış mı, yağmur düşmüş mü
dön bak dünyaya

bir sonbahar kadar yalnız, bir kış kadar savunmasız
ya da ilkbaharsan, yolun başındaysan

asla vazgeçme, kalkıp da pencerenden bir bak
güneş açmış mı, yağmur düşmüş mü
dön bak dünyaya.

geçmişe yolculuk

bir bilet isteyip bilinmezlikten, geçmişin masumiyetine dönmeyi arzulamaktır. çünkü çok kırılmıştır kalp, perişan edilmiştir hayaller, tarumar olmuştur hevesler tarlası. dünyanın gerçekleriyle yüzleştikçe bel bükülmüştür git gide. zira dünyayı sırtında taşıyan atlas kadar güçlü değilsinizdir. başkalarının cehennem olduğunu fark ettiğimizde cennetimiz çoktan kirlenmiştir. yarına uyanabilmemiz için içimizde bir nebze olsun heyecan kalmamış, ilk gençliğimizdeki sevinçlerimiz bin bir aldatışla, ayrılıkla, küçümsenişle öldürülmüştür. bir bilet isteriz çaresizce, o günlere; dünyanın hâlâ güzel ve temiz olduğu geçmişe, asla o saf çocukluğumuza dönemeyeceğimizi bilerek.

şebnem ferah da şairane sözleriyle bu duygularını, can kırıkları albümünde yer alan şarkısında yüksek vokal performansıyla dinleyicisine sunmuştur.

"bugün kendimi kuru yapraklarla kaplı çıkmaz bir sokağa benzetiyorum. sadece o sokakta yaşayanlar üzerimden gelip geçiyor. bugün kendimi odalarından çoğu boş, bazen dolan bir otel gibi hissediyorum. içimden ne hayatlar ne hikâyeler ne aşklar geçip gidiyor. ben böyle değildim ne zaman kayboldum. rüzgârla dans ederdim, ne zaman savruldum. bir ses duydum geçmiş zamandan. bir ses duydum küçük bir kızdan. bir bilet istiyorum, sadece gidiş olsun, çocukluğun saflığına gidip orada yaşamam gerek. bilet istiyorum tek kişilik olsun, yarına çıkabilmem için heyecanı hatırlamam gerek. bugün kendimi parktaki bir bank gibi sessiz ve sabit hissediyorum. geceleri üzerimde şehrin ışıkları yatıp uyuyor. bugün kendimi tonlarca yük taşıyan gemilerin denizi gibi hissediyorum, kaldırma kuvvetim var ama şehrin atıkları içime akıyor."

call out my name

my dear melancholy'nin çok sağlam teklisi. nicolas jaar ben burdayım diyor.

giorgio by moroder

italyan elektronik müzik yapımcısı ve disco dj'i giorgio moroder'e ithafen yapılmış random access memories parçası.

yaklaşık 10 dakika süren ve iki bölümden oluşan şarkının ilk kısmında kendini ve disco kültürünü bizzat kendi sesinden anlatan moreder, ciddi anlamda hüzünlendiriyor hatta bu parçayı sık sık dinleyip ağlayanlar varmış. ikinci bölümde ise disco tınıları üzerine oturtulmuş güzel bir house parça dinliyoruz. daft punk'ın muhtemel singıl'ı olucağını düşündüğüm şarkı; promo ve tekli olarak yayınlanmadığı halde ingiltere ve amerika dans listelerinde ilk 10'da yer almasıyla da dikkat çekmişti.

dark bear'ın ayı sözlüğü despotca yönetmesi

eleştirilere gayet açığım, dark bear başlığını açıp okuyabilirsiniz, ailemden eşime işime kadar asılsız suçlamaların bulunduğu entryleriyle beni rahatsız edebileceğini düşünenler oldu zamanında, entryler hala duruyor. kimseyi memnun etme zorunluluğum da yok, sürekli hatalı entry giriyorsan ben seni uyarmak zorundayım, entrylerinden smile ifade silmeyle sürekli mesai harcayamam, kuraldır yapmayacaksın. başlıklarda entrylere entry ile cevap veremezsin bu da kurallarda yazar, uyarmak zorundayım, zamanımı senin entrylerini silmeye harcayamam. uyarılara rağmen hala da yapıyorsan uçurulursun, bu kadar net ve basit.

edit: bir de keşke açtığınız başlıkların arkasında durabilseniz, silmeseniz. bak entryleri ben değil kendiniz siliyorsunuz!

lgbti'yi kabul etmemek

benim yaptığımdır. kimse herhangi bir oluşumu kabul etmek zorunda değildir. istisnasız tüm oluşumlar tek tipleştiricidir. bizim gibi değilsen bizden değilsin, bize benzemek zorundasın düşüncesine sahip bir oluşumda yer almak istememek haktır. lgbt üyelerinin bir eşcinselden eleştiri aldıklarında saldırıya geçip, o eşcinsele karşı ayrımcılık yapmalarına da anlam veremiyorum. ne yapayım, benim düşünce yapımı ya da hayat tarzımı temsil etmeyen, haklarımı savunmayan bir örgüte illa biat mı etmeliyim? yürüyüşlerinizi biliyorum, isteklerinizi, pankartlarınızı, yürüyüşlerde soyunup sokak ortasında öpüşmelerinizi, velev ki ibneyiz pankartı taşımanızı, eşcinselliği feminenlik ve seks düşkünlüğü olarak topluma aşılamanızı biliyorum. bütün bunlara riayet etmek zorunda mıyım, bunlardan hoşlanmıyor olamaz mıyım? pride kelimesini bile gurur yerine bir ahlak terimi olan onur olarak türkçeye çevirip bu ismin altında yürüyüş düzenlemek, hem de ahlaki eylemler temelinde? toplum bize ibne diyor, ben de bu ibne kelimesinden rahatsız olmadığımı göstermek için evet, ibneyim mi demeliyim illa. eskiden eşcinsel olmakla gurur duyardım, hoş hâlâ duyuyorum. ama etrafımdaki insanlar her eşcinseli o yürüyüşlerdeki tipler gibi sanıyor. eşcinseller neden bu kadar dağıtıyor kendilerini bilmiyorum ama onlara karışamam fakat hayat tarzı olarak kendilerini lgbt oluşumuna ait hissedenlerden oldukça uzak olduğumu söylemeliyim. özünde utangaç, hassas ve duygusal bir insanım zaten. anneme bile eşcinsel olduğumu söylediğimde kadın olmak istediğimi sandı. peki ya neden böyle düşünüyordu, bunda kimin payı vardı? şayet bu tarz yürüyüşler, bu tarz abartılı şeyler olmasa ve eşcinselliği bu kadar göze batar hale getirmeseydiniz, ben de arkadaşlarıma rahatça eşcinsel olduğumu söyleyebilir ve biraz daha özgür hissederdim. en azından kafalarında bana dair ön yargıları olmadıklarını bilirdim.

dünyada eğer bir 'şey'sen daima seni temsil ettiğini iddia eden bir güruha tâbi olmak mecburiyetindesin. halbuki her insan eşsizdir. niçin eşcinsel denince akla gelen şeye dönüşmek ya da bunu kabul etmek zorundayım. ben kimseye düşman değilim, kimseyi de ötekileştirmek ya da toplumun homofobisini destekliyormuş gibi görünmek istemiyorum. zaten onların nefreti benim hayat tarzımla ilgili değil. tamam, toplum ve onun değerleri de umurumda değil. ama bir üçüncü dünya ülkesinde yaşıyorum. burada haliyle geçmişten de gelen bir baskı hissediyorum. eşcinselim dediğimde 'aa sen şöyle misin' denmesini ve dışlanmayı göze almak istemiyorum. çünkü ben 'aa öyle' değilim. olmak zorunda da değilim. bir kalıba uymak zorunda da değilim. bulunduğum çevrede rahat ve sıradan hayatımı huzurlu bir şekilde devam ettirmek istiyorum. tabii ki lgbt üyesi insanlar gibi biri olmak da sorun değil ama bana uygun değil. olmak zorunda mı? bu, onlardan nefret ettiğim anlamına gelmez. aynı şekilde beni homofobik de ilan edemezsiniz. ama ben bu yerleşmiş eşcinsel algısından da sıkıldım. tanıştığım her eşcinselin eğlence, imaj ve seks düşkünü olmasından da sıkıldım. adam akıllı biriyle arkadaşlık kuramamaktan, düzgün konularda muhabbet edememekten de sıkıldım. çocukluk travmalarımın önüme sunulmasından da sıkıldım. kendimi kabul edeli çok olmadı. kendimi kabul etme sürecim benimle uğraşan, sözlü ya da fiziksel tacizine uğradığım insanlar yüzünden uzun sürdü. belli bir yaşa kadar hep kabuğuma çekilip yaşamak zorunda kaldım, bu 'gurur' yürüyüşlerine de katılmak istedim ama yok, her şey sandığım gibi değilmiş. takıldığımız barlar bile leş gibi. kim kimin kucağında dans edecek ona bakıyoruz. bir bara girdiğinde yanına biri geliyor, sohbet eder gibi yapıp içki ısmarlamanı daha sonrasında da ücretini ödeyeceğin bir otele götürmeni istiyor. eşcinsellerin uğradığı kafelerde bile hornet sesleri havada uçuşuyor. herkes seks için kendine uyacak birini arama derdinde, gözler dört dönüyor, her gün seks yapsalar bile bu azgınlık gitmeyecek belli. yani, bu mudur türkiye'de eşcinsellik? bunları eleştiriyor olmam bile eşcinselleri sinirlendiriyor eminim. beni hetero akıllı biri olarak gördüğünüzü de biliyorum ama benim istediğim eşcinsel ilişkiler bu şekilde değil. norm-al'likten söz etmiyorum. normlara ait olmaktan değil ama ne bileyim düzgün insan olmak mesela? a mısın p misin sorusu yerine okuduğun bir kitaptan bahsetmek? abartılı cinselliğe vurgu yapan hareketler eşliğinde dans etmek yerine karşındakinin göğsüne koyup başını hafif müzikte sarhoşluğunun tadını çıkarmak? bu güne kadar hep, beraber film izlemeyi teklif etmişimdir, kabul eden çıkmadı henüz. bu lgbt toplantıları filan oluyor, onlara bir gideyim bakayım dedim ama kısacık şort giymiş bir erkeğin kolunda asılı 'sanane ayol' yazılı çantayı gördüğümde vazgeçtim. yok, bakmayın, bu beni tiksindirmiyor ama yok, bana göre değil.

woof

bir gay uygulaması için reklamı çekilen bearlar arasındaki konuşma şekli.

soldakine aşığım*

ilk eşcinsel deneyim

ilk deneyimimi bir yıl önce yaşadım.
çocukluk,ilkokul,ortaokul,lise ve üniversite yılları,her zaman hem cinslerimden etkilendiğimi biliyordum.
çoğu insan gibi bir müddet bu durumu yok sayarak yaşadım.özellikle ortaokul ve lise yıllarında,herkes sevgili olmaya başlamışken eli yüzü düzgün,etrafımda benden hoşlanan bir sürü insan olmasına rağmen ben kimseyle sevgili olmuyordum.bir kızla sevgili olma fikri beni hiç cezbetmiyordu.kendimi derslere verdim.bir iki zoraki sevgili,ulaşılamaz platonik aşklar yaşayarak gizlenmeye çalışıyordum ama tamamen bilinçaltı,bunu farkında olarak da yapmıyordum,tamamen öyle gelişiyordu.
üniversite yılları ise biraz daha zorlu geçti,insanlar sürekli sevişiyor,ben bu duruma uzaktan bakıyordum,yakın arkadaşlarım sevgilim olmasa bile seks yapacak birilerinin olması gerektiğini söyleyip duruyorlardı.kendime uzak mesafe,bir iki uzun metrajlı sevgili yapıp üniversiteyi de öyle geçirdim.hetero rolünü olabildiğince dikkatli oynamaya çalışıyordum.kadınlarla oldum,çok fazla kadınla oldum.kendimi bir süre kadınlarla sevişebileceğime bile inandırdım.
iş hayatına başladığımda yalnızlık artık zor gelmeye başlamıştı.arada sanal seks kaçamaklarım oluyordu ama artık yetmemeye başladı.bu sefer gerçekten bir hetero olmaya,bir kadını gerçekten sevmeye,bir kadınla beraber olmayı sevmeye çalıştım.
bir sevgilim daha oldu,başlarda zorlamadan gidiyordu,kadınla da olsa düzenli bir cinsel hayatımın olması hoşuma gitmişti.denedim,oluyor gibi düşündüm ama aklımın bir köşesinde bir erkekle beraber olmak vardı.maddi açıdan da özgürdüm artık.kimseye hesap vermek zorunda da değildim.yalnız başıma tatile çıkmaya karar verdim,tatilimin tek amacı yalan yok,bir erkekle beraber olmaktı.belki de gay değilimdir diye düşünüyordum.denemeden anlamak imkansızdı,hatta büyük ihtimalle hoşuma gitmeyeceğini düşünüyordum.
biletlerimi aldım,valizimi hazırladım,sadece gideceğim şehir belliydi.daha önce hiç gitmediğim,kimseyi tanımadığım bir deniz şehriydi.
bulduğum ilk otele girdim.ilk gece biraz vakit geçirdim kendi kendime,tüm hayatımı sorguladım.bolca içtim.ama cesaret bulacak kadar içtim.mantığımı da kaybetmemem gerekiyordu.
gay dating uygulamarından birini indirdim.full aktif,full p ler ve sikicileri eledikten sonra zaten geriye bir iki kişi kalıyordu.biriyle konuşmaya başladım.tüm gece muhabbet ettik nerdeyse.ertesi gün yine tek başıma vakit geçirdim.büyük buluşma bugün olacak dedim kendi kendime,sözleşmemiştik ama biliyordum bir şeyler olacağını.hiç bir zaman yeteri kadar cesur bir insan olmamıştım.biraz daha bolca içtim o gün ve akşamında sahile buluşmaya davet ettim konuştuğum kişiyi.
o kadar içkiye rağmen hayatımda o anki kadar heyecanlı bir bekleyiş içinde olduğumu hatırlamıyorum.her ne kadar korksam da kararlı bir şekilde biramla beklemeye başladım.nasıl biri olduğumu tarif etmiştim.on beş yirmi dakika sonra biriyle göz göze geldik.ufak bir selamlaşmayla birbirimizden emin olduk.
benden yaşça büyüktü,beklediğimden çok daha hoş bir adamdı.
muhabbet etmeye başladık.en başta herkes anlıyor hissine kapılıp,geçici bir paranoya yaşadım.ellerim terledi,bir yandan da çaktırmamaya çalışıyordum.ben ne kadar tecrübesiz ve heycanlıysam karşımdaki kişi bir o kadar kendinden emin ve sakindi.bütün gerginliğime rağmen,ilk defa kendimi gizlemeye çalışmadan birileriyle her şeyi konuşabilmek,yadırganma korkusu olmadan her şeyi anlatabiliyor olmak,yalan söylememek,rol yapmamak çok fazla iyi hissettirmişti.etrafımdaki insanları da umursamaz olmuştum bir yerden sonra,zaten hiç kimseyi tanımıyordum da,ayrı bir güven veriyordu bana.iki saat kadar muhabbet ettikten sonra arabasıyla yüksek ama sakin bir yere gidip biramızı yudumlamaya başladık.gece olmuştu,deniz karanlık,şehrin ışıkları biraz uzaktaydı.tüm cesaretimi topladım,ilk defa bir erkeği öptüm.öpüşmeye başladık.kalbim kulağımda atıyordu sanki.ikimizin de dudaklarında alkol ve sigara tadı vardı.hayatımda ilk defa biriyle gerçekten öpüştüm.onlarca kadın öpmüştüm ama bu bambaşkaydı.öpüşürken hafif kirli sakalını okşadım,kadınlarda en hafif tüyden bile rahatsızlık duyarken sakallarından öptüm.defalarca.
eve gitmeyi teklif etti.bir an bile düşünmeden kabul ettim.niyeyse ilk defa tanıyor olmama rağmen en ufak bir güvensizlik hissetmedim.
evde biraz daha içtik.nerdeyse sarhoş olmak üzereydim.içerken bu sefer yanyanaydık,elinden tuttum,o gece yaşadığım her şeyi ilk defa yaşıyordum.ilk defa bir erkeğin elini tuttum,ilk defa bir erkeğin saçlarıyla oynadım.gözlerinin içine baktım.
yatak odasına geçtik daha sonra,gömleğimin iliklerini yavaş yavaş çözdü.beraber olduk.biraz müzik dinledikten sonra uyuduk.o gece sürekli uyandım,sarıldım,dokunabildiğim kadar dokundum ona.ertesi gün gidecektim.istesem bir gün daha uzatabilirdim.sabah oldu,alkolün etkisi geçince bir an pişmanlık duydum,kendimi kötü hissettim.o sınırı geçtim diye düşündüm.bir gece beni bambaşka biri yapmıştı.apar topar çıktım evden,çıkarken telefon numarasını aldım,bir daha görmeliyim onu diye düşündüm.
tüm yol boyunca onu düşündüm.o geceyi düşündüm.bir gece daha geçirmediğim için kendime lanet ettim.gittikçe eski hayatıma yaklaşıyordum,sevgilim beni evde bekliyordu.yol hiç bitmesin istedim.
eve döndüm.ona da durumu sezdirmemeye çalışıyordum ama olmadı.bir erkeğe,ona dokunduktan sonra,sevgilime dokunurken bir daha hiç bir şey hissedemedim.kısa süre sonra ayrıldım.karşımdaki kadına benden daha çok haksızlık ediyordum.en doğru olanı yaptım,zaten en başta büyük bir hata yapmıştım,onla ya da geçmişteki diğer kadınlarla beraber olmakla.kendime nasıl işkence ettiğimi hala sorguluyorum.
o adam da o geceden sonra hiç aklımdan çıkmadı.her gece konuştuk telefonda saatlerce,her fırsatta yanına gittim.gayliğimi sınamak için tanıştığım adama aşık oldum.ilk defa aşık oldum.belki her şeyi ilk defa yaşıyor olmanın verdiği heycandı bilmiyorum,belki ben biraz kezban ruhluydum.
ilk deneyimim hayatımın en güzel deneyimiydi.ve ben bunları yaşamadan önce hiç planlamamıştım.sadece biriyle seks yapıp,unutup geçeceğimi varsaymıştım.gayler sadece seks yapar diye düşnüyordum.ama öyle değilmiş.
ilk deneyimim benim devrimim,miladım oldu.belki de şansım yaver gitti ve tanışabileceğim en doğru insanlardan biriyle tanıştım.
umarım siz de benim kadar şanslı olursunuz.benim yaptığım hataları da yapmazsınız.hetero rolü yapmak uğruna birileriyle olmaktansa yalnız kalmak emin olun daha iyi.biraz cesaret ve biraz da insanları seçebilirseniz istediğiniz hayatı yaşamak için hiç bir şeyi ertelemeyin.
edit:aldattı lan.vazgeçtim gayler sadece seks yaparmış.güvenmeyin olum kimseye çok acıyor sonra.

nintendo switch

yakın zamanda satmayı düşündüğüm konsol. her ne kadar pokemon oyunları için saklasammı diye düşünsem de oyunların pahalılığı yüzünden çelişkide kaldım

bimde satılan muhteşem ürünler

delites incirli bisküvi

Toplam entry sayısı: 70

ayı sözlük chat

berber dayaması

yıllardır rastlamadığım durum. son zamanlarda gittiğim berber gayet yakışıklı. her fırsatı kolluyorum ama olmuyor işte olmuyor.

7. nesil

kendimi pokemon gibi hissettim. 7. nesil pokemon benim efenim.

dön bak dünyaya

türk müziğinde şüphesiz en iyi gitar sololarından birine sahip olduğunu düşündüğüm, bayıldığım şarkı. (bkz:akın eldes)

eşcinsellerin ayı sözlüğe sahip çıkmaması

bu sözlüğü, diğer uygulamalardan ayıran noktalara getirdiğiniz eleştirilere katılıyorum. ancak daha önce dark bear’ın bi röportajına bakmıştım. ‘kaliteli ve söyleyecek sözü olan yazarlar olsa bile bize yeter. sayıya çok takılmıyorum’ demişti. bu noktada aslında hedeflenen bu olduğu müddetçe sahip çıkılmadığını da düşünmüyorum. tabi herkes bu noktadan bakmıyor olabilir sözlüğe ama olması gereken bu.

berber dayaması

yıllardır rastlamadığım durum. son zamanlarda gittiğim berber gayet yakışıklı. her fırsatı kolluyorum ama olmuyor işte olmuyor.

antalya valisi münir karaloğlu

verdiği kararları doğru bulduğum ve uygulatabilmesini umduğum kişi. 'devlete bi kapak atayım da gerisi kolay' zihniyeti ile memur olan kişilerin mesaiden harcadıkları her bir süre aslında bizler için kıymetli olan süreler. bunların yanısıra internet ulaşımına bile kısıtlama getirilmesi gerektiğini de düşünüyorum. bilgisayarda facebook'ta dolanan, canlı okey oynayan ve hatta 'dur bekle sıram geldi şu taşı oynayayım' diyen insanlarla da karşılaşmışızdır. evet çoğumuz çalıştığımız yerlerde arkadaşlarımızla geyik yapmak, çay, kahve içmek istiyoruz ama bunu gerçekten görevlerini yerine getirdikten sonra gönül rahatlığıyla yapmak gerek. sorumluluk ve görev bilincinin oluşturulması lazım gibi klişelere girerek daha derin politikalara değinmeyeceğim ama bu tutumu destekliyorum.

ayı sözlük yazar nicklerinin okunuşu

ayı sözlük itiraf

gay bara gitmek istiyorum. çılgınlar gibi dans edip, sarhoş olmak istiyorum. ama ilki dışında diğerlerini yapamayacağımı da biliyorum.

gaydar

kesinlikle bende olmayan şey. yok abicim ben göremiyorum yaa.