sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

ayı sözlük'e üye olurken verilen sözler

tanım: bir açık bulamayınca (bkz:#255795) 'te tarafıma çamur atılan başlıktır. oysa bahsi geçen olay tarafımdan açıklanmıştır ilgili şahsa ve ayrıca da ilgili başlıkta.

ayı sözlük'ün türkiye cumhuriyeti kanunlarına bağlı olması gerektiğini düşünüyorum.

turkuaz

yeşil katılmış mavi rengidir. ismini türk'ten alır. türkler'in eski dönemlerde sıkça kullandığı bir renkti. tengricilik'teki gök tanrı ( kök tengri) inanışının da etkisiyle gök bayrak'a ve sanat eserlerine fon olmuştur turkuaz. eski türkler'in ulusal renklerindendir. halen çeşitli türk devletleri ve topluluklarının bayraklarında turkuaz rengi görülebilmektedir. camgöbeği rengi ile aynı renk sanılsa da, aralarında ton farkı vardır. camgöbeği daha çok yeşile, turkuaz ise maviye kayan bir renktir. firuze ile de aynı renk olduğu iddia edilse de, sanatçı gözüyle bakıldığında firuzenin de turkuaz renginden farklı bir renk olduğu görülür. bazen türk mavisi / turkish blue dendiği de olur turkuaz rengine.

çift kaşarlı tost

bir zamanlar ucuz bir ergen esprisine konu olmuş tosttur.

şöyle ki: "hayatta en gerçek dost, çift kaşarlı bir tost!"*

ayı sözlük'e üye olurken verilen sözler

tanım: her ayı sözlük üyesinin siteye üye olurken verdiği sözlerdir.

özellikle 7. maddenin bir süredir ihlal edildiği görülmektedir ayı sözlük'te.

bu gidişatın sonu iyi değil.

--- spoiler---
yazar olmadan önce aşağıda yazılanları okuyup, söz vermeniz gerekiyor.

1.dürüst olacağıma,
2.sistemde benden başka, bir yazar ben olmayacağıma,
3.18 yaşından büyük rolü yapmayacağıma,
4.gereksiz yere bkz verip sözlüğü kirletmeyeceğime,
5.küfürlü konuşmayacağıma,
6.başka inançlara, görüşlere saygı göstereceğime, aşağılamayacağıma,
7.bölücü faaliyetlerde bulunmayacağıma,
8.konsepti çiğnemeyeceğime
--- spoiler ---

1 eylül dünya barış günü

almanya'nın 1 eylül 1939'da polonya'ya saldırarak 2.dünya savaşı'nı başlatması nedeniyle bugün dünya barış günü olarak seçilmiştir.

kamus

arapça olarak sözlük anlamına gelir. ayrıca dünyayı çevreleyen engin deniz, umman, okyanus anlamlarına gelir; bir 12. yy. sözlükçüsü olan fîrûzâbâdî'nin eseridir aynı zamanda.

(bkz: lugat)
(bkz: lügat)
(bkz: sözlük)
(bkz: şemsettin sami)

şemsettin sami

kamus-u türki (türkçe sözlük) ve kamus-u fransevi (fransızca sözlük) adlı iki önemli sözlüğün yazarıdır.

kırmızı başlıklar

call of cthulhu

cthulhu nun çağrısı

the call of cthulhu

h.p. lovecraft'ın 1926 tarihli aynı adlı eserinden uyarlanan filmin adıdır. 2005 tarihlidir. yönetmeni, h. p. lovecraft historical society / h. p. lovecraft tarihsel derneği'nin kurucularından da olan andrew leman'dır ve süresi 47 dakikadır.
film, siyah-beyaz ve sessiz olarak çekilmiştir. ingilizce kartonetler kullanılmıştır diyalogları verebilmek için. filmin türkçe altyazısı mevcuttur. esere sadık kalınmıştır.

imdb: http://www.imdb.com/title/tt0478988/

(bkz: call of cthulhu)
(bkz: cthulhu nun çağrısı)
(bkz: cthulhu)

undo

1) bazı bilgisayar programlarındaki yapılan işlemi geri alma komutudur.

2) 1994 yapımı bir japon filmidir. film "bağlanma ve bağlama"* üzerinedir; süresi 47 dakikadır.

imdb: http://www.imdb.com/title/tt0111555/

3) ...

tanrılar çıldırmış olmalı

orijinal adı the gods must be crazy olan film. 1980 yılında vizyona girmiştir. çokça devam filmleri ve taklitleri çekilmiştir

kalahari çölü'ndeki bushman'lar filmin yerlileridir.*

imdb: http://www.imdb.com/title/tt0080801/

ehven-i şer

her şerde bir hayır vardır

lugat

lugat'ın lügat olarak yazılışı ve söylenişi, tdk'nın da katkılarıyla galat-ı meşhur olmuştur!

lügat

müessese

eski dilde*, kurum, kuruluş, mağaza, dükkan, işletme anlamlarına gelir.

j'adore

fransızca'da "taparım", "tapıyorum", "taparcasına seviyorum" anlamlarına gelen sözcük.

başlığın ilk girisinde bahsedilen müessesenin adı ki, " oh la la beatrice" denilen ürünü meşhurdur.* bulunduğu sokağın adı emir nevruz sokak'tır; eskiden rejans'ın olduğu olivya geçidi'ne, galatasaray tarafından gelirken soldaki sokaktır.
  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.