sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

alanya'da 22 yaşındaki kadına işkence

işkence yapan kişi yakalanmış.

(bkz: kübra yılmaz)
(bkz.: (bkz:#256114))

kübra yılmaz

tanım: işkence yapan eski sevgilisinin yakalandığı haberi medyaya düşen kadındır.

ubray

link ileride silinebilir ve kalıcı olsun diye haberin metnini kopyalayayım:

--- alıntıdır ---
eski sevgilisi bakın nasıl yakalandı
antalya'nın alanya ilçesinde yaşayan 22 yaşındaki kübra yılmaz, eski erkek arkadaşından gördüğü şiddeti bloğunda anlatınca sosyal medya ayağa kalktı. yetkililerden yardım isteyen genç kızın anlattıkları üzerine serdar d. bir bankta otururken yakalandı. kübra, 'sokakta öldürülürsem katilimi bilin' diye feryat etmişti.

alanya ilçe jandarma komutanlığı’na bağlı jandarma ekipleri, aile ve sosyal politikalar ilçe müdürlüğü’nde görevli 2 personel, antalya barosu alanya kadın hakları kurulu başkanı ve çağdaş hukukçular derneği alanya şubesi yönetim kurulu üyesi avukat halime şenli ve beraberindeki bir grup avukat, alanya’da eski sevgilisinden şiddet gördüğünü iddia eden kübra yılmaz’ın evine gitti.

yapılan görüşmenin ardından yılmaz, jandarma ve avukatlar alanya adliyesi’ne gitmek üzere sivil araçlarla yola çıktı. bu sırada kübra yılmaz, evin yaklaşık 300 metre uzağında, kendisine şiddet uyguladığını öne sürdüğü serdar d.’nin çalıştığı bir tur şirketine ait minibüsü gördü. yılmaz’ın uyarısı üzerine duran jandarma ekipleri, park halindeki minibüsün yanına gitti. serdar d.’nin de minibüsün yakınlarındaki bir bankta oturduğunu gören jandarma, şüpheliyi gözaltına aldı.

mahmutlar jandarma karakolu’na götürülen serdar d. sorguya alındı. serdar d.’nin şanlıurfa’da karıştığı bir olaya karışmaktan denetimli serbestlikten yararlandığı kaydedildi. kübra yılmaz ise jandarma ve avukatlarla birlikte olayla ilgili suç duyurusunda bulunmak üzere alanya adliyesi’ne geldi.

kaymakamlık açıklama yaptı

alanya kaymakamı hasan tanrıseven, basında çıkan haberlerin ardından konuyla ilgili ilçe jandarma komutanlığı’na olayın bir an önce aydınlatılması için talimat verdiğini söyledi. kaymakam tanrıseven’in yaptığı yazılı açıklamada, kübra yılmaz’ın mahmutlar jandarma karakol komutanlığı’na 20- 28 haziran, 3, 18, 30 temmuz, 4, 8 ve 27 ağustos 2015 tarihli toplam 8 şikayette bulunduğu, bu şikayetlerle ilgili adli işlem yapıldığı duyuruldu.

açıklamada, 28 haziran’da kübra yılmaz tarafından yapılan şikayet sonrasında ’kasten yaralama’ suçundan hakkında işlem yapılan serdar d.’ye 1 ay süreyle kübra yılmaz’ın kendisine ve ikametgahına yaklaşmama cezası verildiği kaydedildi. açıklamada ayrıca, bu kararın aile mahkemesi tarafından 1 temmuz 2015 tarihinde onaylanarak uygulamaya başlandığı vurgulandı.

kaymakam tanrıseven’in açıklamasında, ayrıca konuyla ilgili soruşturmanın devam ettiği vurgulanarak, ilçe sosyal hizmet merkezi müdürlüğü’ne kübra yılmaz’a gerekli psikolojik desteğin sağlanması talimatını verildiği aktarıldı.

öldürülürsem katilimi bilin

merhaba herkese, maalesef sesimi duyurabilmek için, başımdan geçen olayı ve hâlâ bir çözüm bulmaya çalıştığım bir derdimi, burada sosyal medyada yayımlamak zorunda kaldım. bana yardım edeceğinizi biliyorum, şimdiden herkese çok teşekkür ederim. ayrıca bu yazıyı buraya yazmamın bir ikinci nedeni ise, eğer bugün evden dışarı markete giderken, sokakta öldürülürsem ya da yine darp edilirsem ve eve gelemeden, morga gidersem, beni öldüren katilimi bilin, çünkü defalarca gittiğim jandarma karakolu beni ciddiye almadı ve bana yardım etmedi.

evden çıkamıyorum, korkuyorum

günlerdir evden dışarı çıkamıyorum, çok korkuyorum ve canım yanıyor. geçen hafta, apartmanımın önünde darp edildim. jandarma hiçbir şey yapmadı. kamera kayıtlarını almalarını istedim ama almadılar. beni darp eden adamı nezarethaneye koymadılar ve hatta ifadesini bile almadılar. mahkemeye bile çıkmadı. bana aylardır yaptığı tüm kötülüklerin hesabını vermedi.

adliyeye bile gidemiyorum

benim ismim kübra yılmaz, 22 yaşındayım ve alanya'da yalnız yaşıyorum. ailem yurtdışında, ben burada açıköğretimde okuyorum. geçen sene 2014'de tanıştığım serdar d., benim eski erkek arkadaşım. kendisinden ayrılmama rağmen benim peşimi bırakmıyor. beni dışarıda darp ediyor, hakaretler ve tehditler ediyor, evime zorla giriyor, beni rehin alıyor evimde, taciz ediyor, telefonumu ve paramı çalıyor, kapıyı açmadığım için, kapımın önüne işeyip gidiyor. artık tahammül edemiyorum hiçbir şeye. jandarma bana yardım etmiyor. serdar d. denetim serbestlikte olduğu için ve haftanın birkaç günü karakola gidip imza attığı için, oradaki komutanları tanıdığı için, ona kimse bir şey demiyor. adliyeye bile korkudan gidemiyorum şimdi evimden çıkıp, çünkü sürekli dışarıda beni bekliyor.
--- alıntıdır ---

karo

iskambil oyunlarında kullanılan oyun kartlarındaki dört cins karttan bir cinsidir karo; "baklava" da denir.

maça

iskambil oyunlarında kullanılan oyun kartlarındaki dört cins karttan bir cinsidir maça; "pik" de denir.

kupa

iskambil oyunlarında kullanılan oyun kartlarındaki dört cins karttan bir cinsidir kupa; "kalp", "coeur"* da denir.

feminen ayı

kişiliğini ve yönelimini bilemem ama "nick" olarak var gibi sanki:

(bkz: beariye)

eşcinsel bir erkeğin rüyada bir kadınla seviştiğini görmesi

"fake" bir rüya tabircisi olarak açıklıyorum; içiniz rahat etsin: tersine çıkacak bir rüyadır! yani kadınla değil erkekle sevişeceksiniz üç vakte kadar.*

sinek

iskambil oyunlarında kullanılan oyun kartlarındaki dört cins karttan bir cinsidir sinek; "trefl" da denir.

alttaki yazara soracaklarım var

hayır. yapabilirim ama yapmak istemem ve yapmam.

alttaki yazara sorum: pratik olsun diye evine, evinin banyosuna pisuvar taktırmayı düşündün mü hiç?

hayvan eti yemiş

a) hayvan, eti yemiş. = örneğin bir köpeğin kendisine verilen eti yemesi için denebilir.

b) hayvan eti, yemiş. = birisi için et yemiş denmesi gibi ama hayvan eti denince biraz tuhaf kaçıyor. bitki eti mi var? gerçi suni etler yapılıyor ve daha da gelişmişleri yapılacak* ama şu an için tuhaf kaçıyor.

c) hayvan eti yemiş. = b şıkkındaki gibi ama anlamı oksimoron. söylenirkenki vurgu, yazarken verilememiş ve nasıl söylendiği de meçhul. söylenirkenki vurguyu verebilmek adına virgül kullanılsa iyi olurdu.

d) eti derken akla bir bisküvi markası ve ilgili reklam geliyor.** hayvan eti yemiş, hayvan ülker yemiş, hayvan bilmem ne marka bisküvi yemiş!

e) yesin efendim. afiyet olsun!*

f) ilk giride kastedilen anlam.

(bkz: virgülü doğru yerde kullanmak)
(bkz.: (bkz:#250123))

oh la la beatrice

j'adore ürünü bir tatlı. bir kek dilimi üzerine çikolata ve kenarlarda muz ve çilek parçalarından oluşur.

(bkz: yeme de yanında yat)

enrico fermi

atom bombası yapımında önemli katkısı olan bir fizikçidir. abd'de "manhattan projesi" denen atom bombası yapımı projesinin başındaydı. enrico fermi, faşist mussolini yönetimince çıkarılan ırk yasaları yüzünden, italya'dan 1938'de abd'ye göç etmiş ve vatandaşı olmuştur; zira karısı laura bir yahudi idi ve ırk yasalarından karı-koca etkileneceklerdi! 1901-1954 arasında yaşamıştır.

gökmen

bir özel isim olmasının yanında, tdk'nın uzay adamı için önerdiği türkçe sözcüktür.

(bkz: taykonot)
(bkz: astronot)
(bkz: kozmonot)

taykonot

çinliler'in uzay adamlarına verdikleri addır.

(bkz: kozmonot)
(bkz: astronot)
(bkz: gökmen)

wd-40

çok değişik amaçlar için kullanılabilen özel ve yağlayıcı bir spreydir. motosiklet bakımında kullanmaktan, gıcırdayan kapı menteşesine kadar sürüyle kullanım alanı vardır. paslanmaya karşı da koruyucudur. bir efsanedir kendi alanında. ingilizce " water displacement - 40th. attempt/formula" sözcüklerinden gelir adı; ürün gelişitirilirken, laboratuardaki 40. denemede son şeklini almıştır bu ürünün formülü.

kırmızı ruj

ruj sözcüğünün fransızca kırmızı demek olan rouge'dan* geldiğini bilince, gülünç gelen bir tanımlamadır kırmızı ruj yani "kırmızı kırmızı".*

divanü lügati't türk

kaşgarlı mahmut'un eseridir. sadece sıradan bir sözlük olarak değil, tarihsel, sosyolojik, coğrafi vb. olarak da eşsiz bir kaynaktır. tdk, dört cilt olarak yayınlamıştır bu eseri. eserin adının doğru yazılışı da dîvânu lugâti't-türk'tür.

dakka

bangladeş'in başkentidir. büyük bir metropoldür ama halkın çoğu varoşlarda yoksulluk içinde derme-çatma yapılarda yaşamaktadır. dünyanın en yoğun nüfuslu kentlerindendir*; resmi rakamlara göre 13 milyon civarı bir nüfusu vardır.

getr

bir tür tozluktur. bacağın alt kısmından başlar ve ayakkabının üst kısmını örter. 19. yy sonları ve 20.yy başlarında bir erkek akseuarıydı, modaydı. törensel askeri kıyafetlerde ve binicilikte halen kullanılmaktadır. kösele deri veya sert kumaştan yapılır. fransızca "guêtre" sözcüğünden dilimize girmiştir ve guêtre'in anlamı da tozluktur.

karma chameleon

  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.