sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

benden nefret edin ama bana acımayın

"benden nefret et ama bana acıma!" şeklinde eski yeşilçam filmlerinde sıkça kullanılmış bir ifadenin, günümüz dizilerine ve bilinçaltımıza yansımış hali.

tuvalet kağıdı olarak kullanılması gereken gazeteler

lost soul

eski girilerine sözlüğün tozları arasında rastlıyor ve okuyorum; daha sık yazmasını dilediğim bir yazar.

beyin göçü

bazen kişi durduğu yerde durur da, beyni gider, göçüverir. artık o kişiden bir hayır gelmez. sığlığa, yobazlığa saplanmıştır çünkü. beyin diye bir et parçası taşır. asıl beyni ise, bilinmez bir yere gitmiştir o kişiden, kendisini taşıyan bedenden kaçmak için.

dünyanın en güzel gözleri

benim için rahmetli anneannemin gözleriydi. elizabeth taylor'un gözleri gibiydi. menekşe gözler...

homojen dergi

çıkmasını beklerken sabırsızlandığım dergi. çıksa da okusak artık.*

lubunca

daha fazla yok olmadan, tarihe karışmadan, hakkında çok ciddi etimolojik araştırma yapılması gereken dil. bu sayfalarda yazılanlardan çok daha fazlasının olduğunu biliyorum.

içinde azınlıklardan, rumca, ermenice, levanten italyancası, levanten fransızcası, romanca dahi olan sözcükler ve daha neler neler barındırıyor! kaybolmuş, yitmiş dil zenginliklerini keşfetmek için bir hazine. bilimsel olarak dilciler, linguistler, etimologlar, sosyologlar vb. ilgilenmeli. yapılan kimi çalışmalar son derece yetersiz. derin bir konu. "keşke vaktim olsa da buna eğilebilsem" dediğim bir konu.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

luigi tenco - vedrai vedrai:

hüsnütabir

tdk kurbanı bir kalıp söz daha. hüsn ile tabir ayrı sözcüklerdir; birleşik bir sözcük değildir. eskiden biz şöyle yazardık: "hüsn-ü tabir".

tdk daha neler çektirecek bu millete?! atatürk'ün kurduğu tdk ile alakası olmayan bir kurumdu nicedir de, şimdi ne ile alakası var bilinmez. yaptıkları ne bilimsel dayanağa sahip, ne de, kabul edilemez ama ideolojik bir mazeretleri var. tam bir cehalet.

le roi est mort vive le roi!

türkçe meali "kral öldü, yaşasın kral!" olan fransızca cümle ve/veya düstur. sürekliliği ve düzene bağlılığı ifade eder.

" kral öldü, geberdi! iyi, güzel, ölsün, bize ne! ölen öldü, kalan sağlar bizimdir. yaşasın yeni kral! haydi şimdi ona yalakalık yapalım." gibi de bir anlam çıkartılabilir biraz düşünülürse.

hazirun cetveli

hazirunun kaydedildiği kağıt, tablo, cetvel, liste. bir tür tutanak.

hazirun, hazırlanan bu listede, hazirun cetvelinde kendi adının karşısına imzasını atarak bulunulan ortamdaki varlığını teyid eder.

hazirun

hazır olanlar, hazırda bulunanlar... bir şirketin genel kurulunda, yönetim kurulunda bulunan hissedarlar. bir derneğin, kurumun, örgütün üyelerinin bir toplantı sırasında toplanılan yerde hazır olarak bulunmaları; hukuki hallerde yetkili kimi kişilerin tanıklık gerektiren durumlarda, ilgili yerde hazır olarak bulunmaları...

(bkz: hazirun cetveli)

sonra bir bakıyorum her yer suriyeli

bodrum'da kıyıya vuran suriyeli çocuk cesedi

yahya kemal beyatlı

uzun yolculuğa çıkmak

bazen o uzun yolculuk, son yolculuk olur.

hümeyra - sessiz gemi:


sessiz gemi

artık demir almak günü gelmişse zamandan,
meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
biçare gönüller! ne giden son gemidir bu!
hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.


yahya kemal beyatlı

gofrettin

troll veya değil, bunun bir önemi yok. bazen kendisine kızılsa da, ayı sözlük'te bir renk ve zeki bir renk. zekayı dışlamayalım, küçümsemeyelim. kimse de kimsenin görüşüne katılmak zorunda değil. takipçisiyim.*

feminen gaylerden nefret etmenin bir hastalık olması

gay olup olmamayı geçelim, her insanın içinde kadınlık ve erkeklik vardır bir şekilde. bir erkeğin içinde de bir kadın vardır, bir kadının içinde de bir erkek.
kadının erkekten nefret etmesini algılayamadığım gibi, erkeğin de kadından nefret etmesini algılayamıyorum. bunu bir de maskülen gaylerin, feminen gaylerden nefret etmesi boyutuna çekince, iyice anlaşılmaz bir hal alıyor nezdimde. birey kendi içindeki tüm taraflarla yüzleşebilmeli ve kendini tanıyabilmelidir ki, ötekinin de kendindenliğinin ayırdına varabilsin.

(bkz: kendini bil)
(bkz: ötekileştirilenlerin ötekileştirme yapması)
(bkz: make love not war)
(bkz: kendini tanı)

sonra bir bakıyorum her yer suriyeli

sonra bir bakıyorum, insanlık kıyıya vurmuş da ağlayanı yok.

*kıyıya vuran suriyeli göçmen çocuk:

eşk

azeri türkçesi olarak aşk sözcüğünün telaffuzu ve farsça olarak da gözyaşı demektir.*
  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.