sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

ro çil

alıntıdır:

--- spoiler ---
1983, adıyaman doğumlu. 2001 yılında atatürk üniversitesi güzel sanatlar fakültesine geçti. 2005, atatürk üniversitesi, resim bölümünden mezun oldu. daha iyi bir sinema anlayışına sahip olma düşüncesiyle eğitimini resim- sinema ilişkisi temelinde tamamladı. tez çalışması olarak "o anlar ve hiç" kısa filmini çekti ve bir savunma tezi hazırladı. (tez konusu, “sinema-resim ilişkisi bağlamında anlatısal resim ve video art”)

2010 halen, atıf yılmaz film stüdyosu (film okulu) yönetmenlik ve yaratıcı yapımcı eğitimi almaktadır... çeşitli gazete ve dergilerde karikatür çizmekle beraber öyküler ve senaryo yazıyor. ve serhoş çizgiler sanat atölyesinde ders vermektedir.

yönetmenliğini yaptiği belgesel filmler
aslında ben bir kuklayım - 2010 .... yönetmen, senarist

yönetmenliğini yaptiği kisa filmler
mevta ve zaman - 2010 .... yönetmen, senarist
manisa altın üzüm kısa film festivali, kurmaca dalı, katılım. 2010
1. amed uluslararası film festivali, kısa film gösterim seçkisi. 2012
1. mezopotamya film festivali, gösterim. 2013
1. setem akademi bak ödülleri, kurmaca dalı, ön eleme finalist. 2013
1. axtamar film festivali, kısa film gösterim seçkisi. 2014
8. ikinci el film festivali, dönüşenler vi bölümü, gösterim. 2014

atıf yılmaz kitabı - 2010 .... yönetmen, senarist

mutluluk - 2005 .... yönetmen, senarist
1. savaşa karşı filmler festivali, gösterim. 2006
2. diyarbakır sinema günleri festivali
kanal a, kısa film gösterimleri. 2006

o anlar ve hiç - 2005 .... yönetmen, senarist
atatürk üniversitesi, güzel sanatlar fakültesi mezuniyet şenlikleri, gösterim. 2005
5. diyarbakır kültür sanat festivali, gösterim. 2005
2. diyarbakır sinema günleri festivali
1. savaşa karşı film festivali

nereye - 2005 .... video art, yönetmen, senarist

diğer filmografisi
yahya'nın katırları
tursak vakfı senaryo yarışması, mansiyon ödülü. 2013

2010, ölü taşıyıcısı (kısa film, senarist, yapımcı)
2007, dinamo-istanbul (sprite reklâm filmi, yönetmen yardımcısı)
2007, piramit yapım (beşler sucuk, reklâm filmi, yönetmen yardımcısı)
2007, piramit yapım (polonez sucuk reklâm filmi, yönetmen yardımcısı)
2007, piramit yapım (lale inşaat tanıtım filmi, yönetmen yardımcısı)
2007, pastel yapım (hayat apartmanı, ezo gelin ve sinekli bakkal dizi filmlerinde proje geliştirme, yapımcı yardımcılığında yer almış, kreatif fikirlerle katkı sağlamıştır.)
2008/2009, mint yapım (yalancı romantik dizi filmi yönetmen asistanı)

gazete ve dergi deneyimi
2008/2009, esmer dergisi (karikatürist ve öykü)
2007, agos gazetesi (karikatürist)
2006, küstah dergisi (karikatürist)
2005, leman dergisi (karikatürist)
2005, radikal gazetesi iki/genç (karikatürist, illüstratör)

reklÂm ajans deneyimi
2007, global reklâm (proje koordinatörlüğü, kreatif direktör ve metin yazarlığı)
2006, alk reklam ve promosyon (tasarımcı)

jüri üyelikleri
6. sur belediyesi çocuk şenliği festivali, diyarbakır "karikatür yarışması" jüri üyesi. 2006

yayınlanmış eserleri, makaleleri
2008, "kim öküz" (esmer dergisi)
2008, "eşekliğimin adı var" (esmer dergisi)
2007, "eşekliğimin adı devlet" hiçbir yerde yayınlanmadı.
2007, "bir tırro vırro hikâyesi" lombak
2005, "muhabbet çeyizine sıçtı" adam öykü.
2005, "asiye patladı"
--- spoiler ---

kon tiki

doğru yazılımı, başlığın 2.girisinde olduğu gibi kon-tiki'dir.

(bkz: thor heyerdahl)

thor heyerdahl

agnostisizm

tanrı'nın olup olmadığını değil, olup olmamasının idrak edilemezliğini savunan akım.

(bkz: laedriye)
(bkz: bilinemezcilik)

bilinemezcilik

laedriye

arapça'dan osmanlı türkçesi'ne girmiş bir felsefi kavramdır. laedri'den (la edri) türer. o da "bilmem", "bilmiyorum" demektir. "la" olumsuzluk önekidir. "edri"ise, idrak ile bağlantılıdır. laedriye, bilinemezcilik demektir ki, o da agnostisizm ile aynı şeydir.

göt cebi

kibarca "arka cep" dediğimiz cep. sağ ve sol olarak ikiye ayrılır. orta cep varsa da, ben bilmiyorum!*

yatmadan önce 100 fırça darbesi

asıl adı italyanca " 100 colpi di spazzola prima di andare a dormire" olan ve " melissa p." olarak bilinen melissa panarello'nun 16 yaşında yazmaya başladığı bir tür seks günlüğünün, 18 yaşında kitap haline getirilmesi üzerine, türkçe'de kitabına verilen addır " yatmadan önce 100 fırça darbesi". 2005'te kitaptan uyarlanan film ise, "melissa p." adını taşımaktadır.

kitap tanıtım bağlantısı: 00mp

esperanto

polonyalı bir göz doktoru olan ludwik lejzer zamenhof tarafından 1887'de oluşturulan bir yapay dildir. farklı diller konuşan-yazan insanların ortak bir dilde birleşip, tek dünya dili olması umulan esperanto'yu kullanmaları hedeflenmiştir bu projede. diğer yapay diller gibi, bazı meraklıları dışında ilgi çekmemiş ve tutulmamıştır fakat günümüzde en çok bilinen yapay dil olarak varlığını sürdürmektedir. esperanto'nun etimolojik olarak adı, fransızca " umut etmek" demek olan "esperer" sözcüğünden türetilmiştir.

kulampara

sözlükte açılacak daha fazla seksli başlığın kalmaması

para para para

para parra parrra

söz ve müziği şanar yurdatapan'a ait bir parçadır. rüçhan çamay meşhur etmiştir bu şarkıyı ve melike demirağ ile cici kızlar da ve başka bazı sanatçılar da ayrıca yorumlamışlardır.

para parra parrra'nın sözleri şöyledir:

gariptir insanoğlu neler yaratmış
yarattığı her bugün
dünü aratmış
aklı ile her şeyin sırrını bulmuş
kendi yarattığı putun kölesi olmuş

para para para
ille de para para para
varlığı bir dert
yokluğu yara

çerçeveletir kimi asar duvara
kimi onu bulunca dosdoğru bara
kimi sıkar elinde
çıkarır suyunu
kiminin değiştirir güzel huyunu

para para paraaa
ille de para para para
varlığı bir dert
yokluğu yara

üç şey demiş napolyon
para para para!
insanlar öldürülür onun uğruna
servetin ulaşsa da yüz milyonlara
kefeninin cebine sığmaz
bir tek lira

para para para
illi de para para para
varlığı bir dert
yokluğu yara

unutmayın herşeyi yaratan biziz
matbaada parayı basan ellerimiz
sanmayın onun hükmü değişmez yasa
para neye yarardı eller çalışmasa

para para paraaaa
parra da para parraaaa
varlığı bir dert yokluğu yara

para para para para para
yokluğu başka dert fazlası bela
para para paraaaa
ille de para para para
gömeceğim seni bir gün mezara

----

rüçhan çamay yorumu: http://ayisozluk.com/lnk/rcppp
rüçhan çamay yorumu (alternatif bağlantı):

cici kızlar yorumu:


(bkz: para para para)

aldous huxley

cesur yeni dünya

brave new world

aldous huxley'in türkçe'ye cesur yeni dünya adıyla çevrilmiş bilimkurgu romanının adıdır.

(bkz: distopya)

brave

gerizekalılık

doğru bilinen yanlışlar

kitlelerce doğru sanılan, doğru bilinen ama yanlış olan hedelerdir.
günlük konuşma ve yazı dilindeki galat-ı meşhurlara benzerler ama burada olaylar, olgular, yanlış bilgiler vardır; sözcüklerin yanlış kullanımı değil.

bir örnek vereyim:

18 yaşına girince reşit olduğunu sanmak! işte bu, doğru bilinen ama aslında yanlış olan bir bilgidir.

18 yaşına girince reşit olunmaz. insanlar doğduklarında 0 (sıfır) yaşındadırlar; 1 (bir) değil. dolayısıyla 18 yaş doldurulunca reşit olunur normal şartlarda. yasal ve hukuki olarak durum budur. gerçek reşitlik, 18 yaşın bitip 19'a bastığınızda elde edebileceğiniz bir haktır. çoğu kişi, 18 yaşına bastığında reşit olduğunu sanır oysa.

başlığın başka örnek ve tanımlarla, tanım devamlarıyla zenginleşeceğini umarım.

abba

  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.