üniversitede bir sınıf arkadaşım sürekli evine davet edip sucuklu yumuta pişireceğini söylemişti bana. 6 yıl geçti okul biteli, halen davet ediyor. ben ne safmışım anlamamışım.
"gidicem gidicem deyip, gitmeyenlere gıcık oluyorum. pat küt girişip dövmek, içimdeki şiddet yanımı çıkarmak istiyorum. sonra ağzından burnundan kan gelene kadar, yumruğumla suratına oturtmak istiyorum. onlar susup, sadece yalamalılar ." şeklinde cevabı duyduğum zaman şoke olduğum durumdur. *
sözlük fallofoş olmaya başlıyor ve kan kaybediyor da duymamışız iki gündür diye üzüldüğüm andır. herkes boy abdestini alıp düzelmeli. ince fikirlerle kin kusmayalım. adam gibi çayı koyup içelim.
not: şu mersin zirvesini de yapamayacaksak artık bu ayıcanları allah bildiği gibi etsin.
kimsenin farkında olmadığı şey. bu bir sözlük! sözlük yani. entryi girerken, tanım yapılması gerekiyor. çünkü ayısözlük bir sözlük. tekrar yazayım "s.ö.z.l.ü.k." forum değil!
sevişmeden önce duş almam lazım, duş almadan hayatta olmaz diyen ayıcanın, kısmetini geri tepmesi neticesinde suratına pis pis bakıp; "sona kalan dona kalır yawrum" diyesimin geldiği yarışma.
10 yıl üst üste her yıl gidip bir ay kaldığım antalyanın şirin ilçesi. çöplük kokusu da kalkınca güzel oldu. ışıklandırmaları da çözmüşler. side'de aşk bir başkadır.
eşcinsel olduğu için görevinden uzaklaştırılan eşcinsel hakemdir. haklı hukuk mücadelesi için uğraşırken, verilen bütün sözlerin yerine getirilmediğini, bulaşıkçılık dahi yapamadığını ve çok büyük başka sorunlarla uğraştığını gazetedeki röportajında belirtmiştir.
ipek halat olup, osmanoğlu sülalesi gibi kanları asil olup akmaması gereken bireyleri boğma suretiyle ölümlerine neden olan, ünlü ingiliz dil bilimcisi prof. dr. minâ urgana da soyismini veren kalın mı ince mi olduğunu bilmediğim halat.
küçükken yaşadığımız yerde, fiyatı çok ucuz olduğundan; 3-4 kilogram jumbo karides alınırdı. tombul babam temizler, tombul annem pişirirdi. ve afiyetle hepsini yerdik. bunu yıllar sonra bir ortamda söyledim, insanlar gözlerini kısıp hafif küçümseyerek bakaraktan, "zengin olduğunu ıspatlamaya çalışıyor" herhalde düşüncesini güdüyorlardı. :) salyangozu yedikten sonra deniz kabuklularını bırakıp, kara kabuklularını tüketmeye geçtim. *
türkiyenin ilk primmadonnalarından suzan lutfullahın yakın arkadaşı olan melek kobra - melek tayfur olarak da bilinir-, suzan lutfullahın vefatıyla, ünlü ayşe operetinde başrol oynar. muhsin ertuğrulun kızı olup, dönemin ünlü film ve dublaj artiti ferdi tayfur ile evlenmiştir. istanbul devlet tiyatrounda tam kadrolu oynamaya başladığı yıl tüberkloz rahatsızlığından dolayı tiyatroya ara verir. eşi ferdi tayfurun uyuşturucu müptelasına oda bulaşır. veremden ötürü 25 yaşında hayata gözlerini yummuştur. ilk olarak engin cezzarla evli olan tiyatro sanatçi gülriz sururi
in kitabında ismine rastlamaktayız.gülriz sururi, suzan lütfullah ve lütfullah sururinin kızıdır.
evvela 6 ay messengerda yazışırım, sonraki 6 ay dışarıda buluşup vakit geçirip tanımaya çalışırım. ikinci yılın ilk aylarında arkadaşlarımızın olduğu ev partilerine ancak bana gelebilir. tabu falan oynarız. ikinci yılın sonuna doğru yemeğe davet edebilirim belki. ancak üçüncü yılın ortasında bende kalabilir, kanepede uyumak şartıyla! sonrasına bakarız.
yer bağdat caddesi, starbucks ,19-20 yaşlarında 2 genç kızın aralarında geçmektedir:
k1 - 3 kez össye girdiaam , kazanamadıaam.
k2 - evet yaa çok zor yapıyolaaar
k1 - bu sene de kazanamazsam amırikaya gidicıaam.
k2 - inanmıyoraam
k1 - ya evet cınaam, beyin göçü böyle oluyo işteaa ))
kürtçe de konuşsa fark etmez, insan insandır. 3-5 kelime ingilizce serpiştirmenin zarureti olmaz. dilimizin yarısı zaten yabancı dillerden gelme.
üstelik malum anda "ohhh! yeaaah baby! thats amazing ass!!!" lafları güzel gitmiyor değil. *