ahmet kaya

anne tarafından türk, baba tarafından kürt kökenli türk halk müziği ve özgün müzik sanatçısı şarkıcı ve besteci.
43 yaşında dünyaya gözlerini kapatmış ses sanatçısı.
türkiye'de 1980'ler ve 1990'larda çıkardığı albümler ve verdiği konserlerle tanınan isimdir.
"vallahi apo'yu ozledik" diye şarkı yapan terör yanlısı şarkıcı. burada methiye düzenleri görünce midem bulandı.
son derece homofobik , ataerkil zihniyetli , toplumsal cinsiyet gericisi bir şahsiyet idi.

(bkz: ahmet kaya'nın eşcinsellere yönelik yorumu)

ha bunların yanında ağır milliyetçi olduğu da aşikardır. onun dışında güzel şarkıları vardır sanat ile sanatçıyı karıştırmamak gerekir.
sesi içimi titreten güzel yürek, zerzevatlar arasında kalıp ülkeden sürülen, ölümünden sonra iade-i itibar edilen, ona çatal kaşık fırlatan şarkıcımsıların şarkılarını söylemek için yarıştığı bir sanatçı haline gelmiş, riyakarlıkları ölümünden sonra bile riyakarların yüzüne yüzüne çarpan büyük sanatçı...
ahmet kaya kendisinin de parçası olduğu linç kültürünün kurbanı olmuştur. kürtçe klip çekmek üzerine yaptığı bir konuşması sonrasındaki utanç verici görüntüler çoğumuzun hafızasındadır. orada kendisini o dönemlerde propaganda aracı olarak kullanılan bir marşı okuyarak olayları tetiklediği iddia edilen serdar ortaç'ın durumuna daha da dikkatle bakmak gereklidir diye düşünüyorum.

takip edenler bilir. yakın zamanda serdar ortaç'ın ahmet kaya ile 1995 yılından kalma bir programda halay çektiği görüntüler yayılmıştı. o programda başka neler olmuştu peki? karabiberim isimli şarkısı ile ismini duyuran serdar ortaç o programda sessiz bir şekilde otururken ahmet kaya ona bakarak "şarap gibi oğlan" (veya şarap gibi çocuk) şeklinde pis pis sırıtarak konuşmuştu. serdar ortaç'ın cevap veremeden oturduğu yerde sinirden gülme sahnesi de aklımda. sonrasında radikal gazetesinde ahmet kaya'nın oğlancılık kültürü ile ilişkisinden de bahseden bir yazı da yer almıştı. keşke bu görüntüler ve yazı da ortalara çıksa.

şimdi iki olaya bakalım. ilkinde arkasına her türlü meşrulaştırılmış ve onay gören devasa bir homofobik kültürü alıp karşısındaki ötekiyi (ahmet kaya'nın deyimi ve serdar ortaçı gördüğü şekliyle her türlü aşağılamaya rağmen sesini çıkartamayacak bir ibneyi) kendi programında eğlence malzemesi yapıp köşeye sıkıştıran ahmet kaya var. yıllar sonra serdar ortaç da toplumun hemen her kesiminde meşrulaşmış milliyetçi, ayrımcı, ırkçı bir söylemi ve marşı okuduğu salondaki kuduz kitleyi de arkasına alarak kürtçeden bahseden ötekiyi (kendi gördüğü şekliyle sistem tarafından etnik kimliği lanetlenmiş ve sesini daha fazla çıkartmayacak potansiyel bir suçluyu) kendi eğlencesi olan malum marş ile köşeye sıkıştırıyor. ahmet kaya'nın demokrat olarak kendini sunması ve serdar ortaç'ın da yaptığı açıklamalar ile kimine göre homofobik olması tüm bu süreci daha da absürdleştiriyor. sonuçta ahmet kaya sürgünde hayatını kaybediyor. ancak bu ülkede farklı etnik kimliklere yönelik linç kültürü, ırkçılık son hızla devam ediyor. serdar ortaç ise ilk başlarda farklı kadın mankenlerle görüntüler verip akabinde düzenli olarak evliliği hakkında bilgi vermek zorunda kalıyor; konserlerinde ona da çatal fırlatılmaya başlanıyor; "ahmet abi"si hakkında olumlu açıklamalar yapmak zorunda kalıyor ama ülkede homofobi ve ona bağlı olarak lgbtilere yönelik linç kültürü de tam gaz devam ediyor.

egemenlerin kurguladığı ve finanse ettiği eğlence sektörünün demirbaşları haline gelen ötekilerin trajedisi gibi de görülebilecek bu yaşananlardan alınacak çok ders olduğuna inanıyorum.
"herkesin bir ahmet kayası var" şiarıyla kardeş türküler tarafından hazırlanan 2 perdelik hep sonradan oyunu 28 ekimde ahmet kayanın doğum gününde uniq hall istanbulda sahnelecek. ilgilenenler için duyurmuş olalım.
bizlerin ne kadar trajikomik bir ülkede yaşadığını acı bir şekilde gösteren sanatçılardan birisidir..ama bu ülke tüm içinde bulundurduğu ırklarla,inançlarla komik...komik ve acınası bir kültüre sahibiz ülke olarak..lazından tut türküne,kürdünden tut göçmenine..çingenisinden tut arabına..alevisinden tut sünnisine..ateistinden tut satanistine...herkes almış eline sazı,söylüyorda söylüyor...

hatta bir ay önce mi ne bu sözlükte bile böyle gereksiz bir tartışma çıkmış,gene birbirimize girebilmeyi başarabilmiştik..halen aynı yol,aynı strateji..oha bak kusasım geldi gene... milyonuncu kez dejavu...

neyse bunları bir kenara bırakacak olursak,işin en acı kısımlarından birisi ahmet kaya sanırım...düşünsenize o kadar saman altından su yürüten insanları...o kadar fazlalar ki..

ama bir adam çıksın,bazı şeyleri dürüstçe söylesin ve bu adam linç edilsin..çatal falan fırlatsın bazı terbiyesizler..ne garip bir ülke ki,bir zamanlar ülke önünde sırf düşündüğü şeylerden dolayı küçük düşürülen sanatçının,şimdilerde ülkenin ulusal kanalında bir yer verilsin...

olumlu gelişme mi,evet bir nebze...

peki olan kime oldu,ahmet kaya'ya.. ahmet kaya gibi büyük bir sanatçıya...ahmet kaya ülkesinin havasına,toprağına hasret kaldı mı,kaldı..ülkesinin herhangi bir şehrinin,herhangi bir pazar yerinin sesini telefondan duymak isteyecek kadar düşürebildi mi bu kültür,evet düşürdü....

suçu neydi: dürüstlük...

dağılıyoruz beyler...

hakkını helal et ahmet kaya...
  • /
  • 3