alttaki yazara soracaklarım var

  • /
  • 133
sade bence... koku önemli, süt kahve kokusunu perdeliyor.

o değilde eski sevgiliden arkadaş olurmu?
her yerini ezbere bildiğim, ne bileyim götünü gördüğüm adamı arkadaştan sayamıyorum ya ben. bilemem belki de ben tuhafım.

özledin mi?
çok.

hayat çizgini kaybettiğinde ne yaparsın?
yalnız kalıp kendi kendimle bu konuyu tartışırım. önce içimden sonra sesli bir şekilde. ardından gerekirse pekiştirmek ve enine boyuna tartışmak için yazarım. ardından tekrar içimden konusurum, sesli ve yazmak derken bu döngü devam eder. ta ki az da olsa hayat çizgimi tekrar bulduguma inanana kadar. yalnız kalamıyorsam da görünürde insanlarla olduğum ama aslında içten içe yalnız kalabildigim aktivitelere yönelirim. film izlemek, arabayla bir gezintiye çıkmak, yüzmek vs. gibi. fiziksel olarak onlarlayım ruhen kendimleyim her iki taraf da memnun gibi. değilse de napayım be hayat çizgimi kaybetmişim şurada biraz bencil davranayım az idare etsinler.
soruma geçiyorum: sence insanlarda "saf bir sevgi duygusu" var mı? ayrıca utanma duygusu doğuştan mı geliyor yoksa sonradan mı oluşuyor? neden?
insanlarda saf bir sevgi duygusu bence yok, bu bize sosyalizasyon sürecinde öğretiliyor. örneğin bebekler filan da sandığımız gibi annelerine karşı derin bir sevgi beslemez, anne bebek için ihtiyaç gidericidir ve ona ihtiyacı vardır. aralarında bir bağ var ama bence sevgi zaman geçirdikçe oluyor, tabi anne de çocuğu seviyorsa. utanma duygusunu bilemeyeceğim ama anal dönemde eğer tuvalet eğitimi esnasında kötü muameleye uğrarsak utanıyormuşuz, doğuştan değilse bile baya eskiden kazandığımız bi duygu sanırım.
alttaki yazar: totem yapar mısın?
totem yapmak sayılır mı bilmiyorum ama adak adarım. aynı şey sanırım. şu dersten geçeyim gidip şunu yapıcam, şu olsun gidip birinin karnını doyurucam vs. illa

ailen ile bağların kuvvetli mi? ailenle ne kadar vakit geçiriyorsun ?
tam adamına sordun canım aferin. sadece kaslı six packli olanlarda değil sadakati kimse de aramamalısın çünkü yok!.. * başka tavsiyem şey olabilir mesala hmmm seni seviyorum, söz veriyorum vb. bunlara falan inanma yani o an inanıyor gibi de yapabilirsin ama tamamen inanırsan sonra şu başlıkta bulabilirsin kendini (bkz: aşk acısı çekenlere önerilecek şarkılar) *
en son sevgilinden ayrılırken bahane ne idi ?
insan, hayatında neye inanıyorsa, gerçeklik olgusunu bu ikna olmuşluğuna göre belirliyor ve bu gerçeklik alışkanlıkların sert zemini üzerine kuruluyor. bu benim her insanda gördüğüm ve doğru olduğuna inandığım en temel ortak nokta. bu yüzden şunu söyleyebilirim ki hayat ondan ne anladığındır. buna istinaden alttaki yazara şunu sormak istiyorum : hayattan ne anlıyorsun?
benimle aldatmiyorsa soylerim.

en son ne zaman birisi icin sarhos oldun?
kimse için sarhoş olmam ve kendimi cezalandırmam.

bazen bir insanın seni tam anlamıyla büyülediği oluyor mu? yani yanından geçerken zamanın yavaşlaması hissi gibi şeyler yaşatıyor mu?
oluyor. gözgöze gelince büyülenme iki katına çıkıyor. bazen arkana bile dönüp bakasın geliyor.

(bkz: keşke benim olsa)

baharın geliyor oluşu bünyende nasıl bir etki yarattı? iyi, kötü, pozitif, negatif. nasıl hissediyorsun?
ben bahar insanıyım. ikircikli hava durumunu seviyorum. ama hala kendi adıma gerçekleştirmediğim misyonlarım var ve bu beni baharın tadını çıkarmaktan alıkoyuyor.

hiç bir insanın gözlerine bakmaktan korktun mu? bir insandan tuhaf ama çekici bir şekilde ürktün mü?
genelde gözünün içine içine bakarım korkmam. ama çakıra yakın mavi gözlü ise bakamam çünkü bu renk göz sevmiyorum ve bana da iyi gelmiyor. ancak ela ve kahve tonları ise ve aşırı çekici bulmuşsam her şeyi göze alarak gözünün içine içine bakmaktan imtina etmem.

ey alttaki yazar bir insanın kendi göbeğine şarkılar söyleyecek kadar mutlu olması için sana göre ne yaşamış olması gerekir?
aldığım ilk kitap ipek ongun'un bir genç kızın gizli defteri'dir diye hatırlıyorum. okuduğum ilk kitap değildir ama kendim gidip aldığım ilk kitaptır ve seridir diye hatırlıyorum. bir erkek niye o kitabı okur diye düşünmeyim, sadece kızlara hitap eden bir kitap değildir bence. adına kanmayın kısacası ve her ergenlik çağındaki gencin okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitaptır.

bir hafta önce ayrıldığın eski sevgilinin seni kimi sosyal medya hesaplarından sildiğini fark ettin ve kavgalı bir şekilde ayrılmadınız, hatta o seni terketti. seni belli mecralardan sildiğini/takip etmeyi bıraktığını fark ettiğinde de kibarca bunun nedenini soran bir mesaj attın ve ardına da aslında bu sorunun gereksiz olduğunu fark ettiğini söyleyip beraber geçirdiğiniz güzel zamanlar için ve o süre boyunca seni mutlu ettiği için teşekkür edip bir daha mesaj atmayacağını söyledin, mesajın sonunda da hep mutlu olmasını diledin. üzerinden 12 saat geçmesine rağmen hâlâ mesajlarını okumadı ama ara ara çevrimiçi olduğunu gördün. ne düşünürdün/hissederdin ve ne yapardın?
hayvanlardan tanrılara sapiens.

bir insan nasil unutulabilir? yok sayilabilir falan?
afiyet olsun!* kimseye beddua etmedim şu yaşıma kadar*.

aşk her şeyi affeder mi? veya neleri affeder, neleri affetmez?
hayatıma giren en dobra, dürüst, sevimli, kültürlü ve olgun olan bir insanı, pişman olacağımı bile bile elimin tersi ile hayat dışı bırakma zorunluluğumdu.

aşağıya gelecek arkadaş ; otorite bir yapıya sahip misindir ?
eğer öyle isen ; hayata karşı otoriten nedir ?
jack d. schwager - borsa sihirbazlari: zirvedekilerle röportajlar

her baharda gevşer mi gönül yayları?
uçan hollandalı demek.

niçin sevişmiyoruz?
sevişme ihtimalinin 2x2 cmlik profil fotolarının çekiciliğine bağlı olduğu için sevişemiyoruz :)

starbucks mı caribu mu?



  • /
  • 133
devark.cloud tarafından geliştirildi.