ankara

üniversite öğrenciliği için güzel bir şehirdir. istanbul'un pahalılığı yoktur. eğlenilecek mekanlar boldur. hayat kolaycadır, ulaşım rahat sayılır. ancak hayatı güzelleştiren bağzı şeyler sadece istanbul'da bulunur.
15 yıldır yaşadığım halde,hiç sevmediğim şehir.
kimileri için cennete ya da cehenneme gitmeden önce sıralarını bekledikleri yerdir. bir araftır ankara. tüm o kasveti, sıkıcılığı, tedirgin edici sakinliği ondandır.

beklemeyişi bitiren ya eceldir, ya da istanbul.
yaşadığım şehir.
son beş yılda çok yara aldı bu gri şehir.
peş peşe patlayan bombalardan yaka silkti. yüksel caddesinde, güvenpark'ta polisin saldırganlığından illallah etti. gezi parkı zamanında gaz bombaları ile darbe yedi, sisin pusun altına gömüldü.

yine de bozmadı düzenini.
trafik yine aynı saatlerde kilitlenmeye devam etti,
insanlar yine tandoğan'dan kızılay'a yürümeyi tercih etti.
ve ben, ne olursa olursun cuma akşamları kızılay'da bir kafede oturup kahve içmeyi ve ankara'nın kalbini izlemekten vazgeçmedim.

katılmak isteyen?
karın en çok yakıştığı şehir. kar olmadan ankara = an...a
dayanamadığım, kurtulmak için gün saydığım şehir. gitsem de ne okuyacağıma dair hiçbir fikrim yok. bakalım hayırlısı diyip geçiştiriyorum
"denizi yok yha o" diye burun kıvıranlar oluyor bu şehre. ama ruhu vardır ankaranın.
yaşadığında tekdüzeliğinden nefret ettiğin, fazla düzenli ve kuralcı olmasının insanı rutinleştirdiği şehir. kelimenin tam anlamıyla siyah beyaz bir şehirdir. eğer doğma büyüme ankaralı iseniz şehri terkedene kadar sizde hep en iyi şehir olarak kalacaktır. öğrenciliğiniz ankara'da geçti ise sizin için özel bir şehirdir. fakat sosyal hayatın kısır bir döngü içinde geçtiği gerçektir; cafe restoran kültürü, eş dostlarla yapılan sohbetlerden ibarettir.

ama ankara'nın öyle güzel bir yeri vardır ki başka hiçbiryerde yoktur. o da istanbul yolu.*
diğer büyük şehirlere göre (istanbul, izmir vb.) gay yaşantı adına daha az sahtekarla karşılaşabileceğiniz, türkiyenin başkenti. tüm dostlarımın, aşklarımın, ailemin, arkadaşlarımın, anılarımın olduğu, nereye gitsem özlediğim, vazgeçilmezim yaşadığım şehir.
zamanında şu şekilde özetlemiştim;

ulan bu ankara bizi çok üzdü be.
ankara'da sabahlara kadar içip kızılay'ın sokaklarında bas bas şarkı söylediğim günleri özledim.
ardıç kitapevi’nde saatlerce çay içip kitap okumayı,dostlarla edebiyattan konuşmayı özledim.
konur sokakta bir aşağı-bir yukarı boş yürümeyi özledim.
fidan kültür kafede dostlarla bi çay bi sigarayla ülkeyi kurtarma planları yapmayı özledim.
aynı dostlarla karakollarda sorguya çekilmeyi bile özledim, hayattaydılar çünkü.
ankara'da halk için mücadele vermiş gençler ahmet kaya'nın arka mahalle türküsüne en az bir kere bir sigara yakıp ağlamıştır.
henüz ankara'nın en hüzünlü şiiri yazılmadı. kalanlar ölenlere yazsın arkadaşlar.
ben artık ankara'nın herhangi bir sokağında bile ayık gezemem çünkü.
sabah şaşırtıcı meteoroloji olayıyla beni dumura uğratan şehir... gök gürlemesiyle pencereye yaklaşmam ardından şimşekler eşliğinde her tarafın bembeyaz olması ve tipi şeklinde kar yağışı... öğleden sonra da güneş açtı...
uzun zaman sonra geldiğim şehir. hava baya guzeldi bugün yağmur yağmadı en azından.
"üniversite öğrenciliği" ve "memuriyet" için mükemmel bir şehirdir!
onun dışında, çekilmez!
hele melih başganın sıfatını ve izlerini görmek, tansiyon ve şeker ayarlarınızı bozabilir!
ankara öyle hemen kendini sevdirmez utangaçtır,soğuktur,resmidir başlangıçta
ama kendisini zamanla tanıdıkça her şey değişir.
belki başka şehirlere gidilir ama ankara her zaman geri dönüştür çünkü ankara ankaradır.

sadece ona zaman verin ...
büklüm büklümmüş yolları. öyle diyorlar.

an itibariyle kar yağan şehrim.
kendi kendine bir memleket
bu yaşıma kadar üç-beş günlük ziyaretlerimde nedenini anlamadan sevdiğim ama iş ankara'da yaşamaya gelince sevmediğim, sevemediğim koşarak uzaklaştığım şehir.
çok resmi ve sıkıcı gelen, gitsem de kalasım gelmeyen, kalsam da kaçmak istediğim şehir. *
pek çokları tarafından sevilmeyen, şahsen vazgeçemeyeceğim tek şehir.
  • /
  • 4