anne

annem kafamda kırıcak elimdeki şişeyi... ( anneler kutsaldır...)
aslında herşeyi bildiğini bir anda söyleyerek şoka sokan insan. daha karpuz keseceeğdik oysa ki.
anne : topraktır. karnını yararsın,yüzünü yırtarsın genede o'nun kuzususundur. yaptığı yemeği beğenmezsin bağırırsın ,çağırırsın gene sana yavrum der.özler seni sarılmazsın o sarılır,aldırmazsın o gözünün içine bakar. seni sadece sen olduğun için sevendir. *
özlediğim sevgi yumağım.
anne,çoğu insan için;baba,kardeş,eş,dost bir yana "o" bir yanadır.anne kucağı,sevgisi,şefkati hiç bir çocuğun büyürken mahrum kalmaması gereken şeylerdir.anne sadece çocuk doğurmak demek değildir.o kimi zaman;bir öğretmen,yol gösterici,aydınlatıcıdır kimi zaman şifa veren,hem ruhsal hem bedensel devanın kaynağı kimi zaman kurtarıcı,koruyucu,kollayıcıdır.hepimizin iyi yada kötü "ilkimge"sidir.seven anne-korkunç anne figürleri bir çocuğun ilk dünyasıdır.

anne;bilge kadın,ata,toprak,kybele,eş,deniz,bereket,ülke,okul ve benzeri olumlu sembolleri olduğu gibi; cadı,
kabus,derin su,lilith,gizli-saklı,yer altıyla bağlantılı,baştan çıkaran,en iyi ifadeyle tanrıça kali gibi uğursuz
simgeleri de vardır.
anne;salt iyi anne yada salt gaddar/cadı anne gibi dengesiz tutumlar gösterirse,çocukların yetişkinlik çağında bile yakasını bırakmayan nevrozların kaynağı olabilir.
(bkz: anne kompleksi.)
anne-"kadın" toplumun bir yerde kurucusudur,kurtarıcısıdır,yol göstericisidir.toplum ise anneyi-kadını belkide
bu güçlü yönünü fark edip korkduğundan mı diyelim,işine gelmediğinden mi diyelim artık ne diyelimbilemedim,daima "aşağı"görmüştür.sözün özü anne her şeydir.
- doğanın insana verdiği en güzel hediye.
- tüm dillerdeki en güzel sözcük.
- hakkını hiçbirzaman ödeyemeyeceğimiz muhteşem varlık.
- tüm güzel duyguların, eylemlerin ve sevginin kaynağı.
- ölümsüz aşkım.
- ömrüm boyunca bana yoldaşlık etmesini dilediğim en değerli kadın.

(bkz: kibele)
(bkz: ma)
(bkz: mama)
insanı karşılıksız sevebilen tek varlıktır.
güneş enerjisini insana çeviren varlık.
anne: şuradaki poğaçayı neden yemedin sphynxinator?
*poğaçanın olduğu yere bakar*
*poğaçanın olmadığını görür*
anne: aa yedin mi?
sphynxinator: .... *
zamanında yüzüme çay tabağı atsa da sırtımı tekmelese de yine de sevdiğim kişi.
geçen hafta psikiyatristime gitti görüştü. bugün telefonla görüştüğümüzde ben sormadan anlattı. psikiyatrist beni çok seviyormuş, benim için çok dengeli biri demiş. oysa ben hayatımın en dengesiz zamanlarını yaşıyorum sanırım şu sıralar. artık gerçekten düşündüklerini mi söyledi yoksa anneme mi gaz vermeye çalıştı, bilemedim.

görüşmesi hakkında pek detaylı birşey konuşmadık. ilaçlar uyku yapıyor, uykumda dengesizlik yaratıyor, onun testi için seni uyku laboratuarına götüreyim dedi. böyle hani asıl mevzu dışında şeylerden konuştuk.

ben de onu bugün akşam olacak lgbt aileleri gurubu toplantısına davet ettim. onu da kabul etti. telefonu kapattığımda ağlamaklı olmuştum.

olan bitenlere inanamıyorum sadece.

bu akşam ne olacak onu da bilmiyorum. umarım herşey iyi gider. aile grubundaki anne babalar çok tatlı, şeker insanlar, beni de seviyorlar, ben de onları seviyorum. benim annemle ilişkileri nasıl olacak acaba? annem orada konuşabilecek mi? gerçi benim annem öyle çekingen biri değildir topluluk içinde, ama yani çok sıradışı durumlar hepimiz için. puff.

bol şans dileyin bana.
annem aile grubu toplantısına katıldı. bir sürü lgbt bireyin ailesiyle beraber 2 saat geçirdi orada. genelde ilk gelen aileler konuşamaz, sadece dinlemekle yetinirken, annem bir de söz alıp çatır çatır konuşmuş, ki kendisi über homofobik bir kişi(ydi galiba). "ben oğlumu çok seviyorum, onunla gurur duyuyorum" falan demiş. bana da oradan artık kanka olduğumuz diğer anneler anlattılar. ben tabii şok üstüne şok.

annem toplantıdan çıktıktan sonra yüzü böyle sersemlemiş, dayak yemiş gibiydi. kadına birşey olacak diye korktum. "teşekkür ederim beni buraya getirdiğin için" dedi bana yalnız. ne diyeceğimi bilemedim. iyi mi yaptım kötü mü yaptım hiç bilemedim zaten ama ben sadece öyle bir yerin olduğunu söylemiş, gelsin diye ısrar, ikna çabam olmamıştı, hemen "olur gelirim" diyen kendiydi.

benim kafam karışık, duygularım karma karışık şekilde oradan ayrıldım. annem taksiyle evine gitti. ben arkadaşlarımla yürüdüm, sonra deniz anneye telefon ettim, onla konuştum, nasıl geçtiğini, annemin nasıl davrandığını, ne konuştuğunu falan sordum, sonra da kadına telefonda böhür böhür ağladım bir de.

çok siktiriboktan işler valla. deniz anne "valla burası en kral psikiyatristten bile insana daha iyi gelen birşey, insanın yalnız olmadığını görmesi, kendisiyle benzer şeyleri yaşayan pek çok başka insanın olduğunu görmesi bambaşka birşey, sen çok iyi birşey yaptın annen için, annen iyi olacak" dedi bana. iyi bakalım, inşallah öyle olur dedim ben de.

ertesi gün öğleden sonra annem beni aradı. kendisini oraya götürdüğüm için teşekkür etti. sesi iyi geliyordu. "ne kadar zor durumda olan anne babalar varmış, çocuklarını ameliyat ettireceklermiş, onunla uğraşıyorlarmış" falan dedi. "ben senle ne kadar gurur duyduğumu orada herkese söyledim" de dedi. çok garip birşey anne olmak. madem o kadar gurur duyuyordun, bi zahmet bu işler bu noktalara gelmeden, ben iyice kafayı yemeden birşeyler yapaydın demedim tabii.

bir sonraki ayki toplantının ne zaman olduğunu sordu. böyle bir yerin varlığını hiç bilmediğini söyledi. bir de "kaos diye birşey varmış, neymiş o, kaos mu yaratıyormuş gerçekten, kaos maos birşeyler dediler anlamadım" dedi. şimdi annemin ağzından kaos lafının çıkması çok komik geliyor. kim inanırdı annem gibi birinin kaos maos diyebilen biri haline gelebileceğini...

neyse işte böyle saçma sapan işler. onlar içeride toplantıdalarken ben de arka odada bir trans arkadaşımın omzunda iç çekiyordum. allahım sahnelere gel, aslında şu yaşadıklarımız tam filmlik. o da beni eğlendirmek için kalça estetiği için yapılması gereken squat hareketlerinden falan bahsediyordu, öyle de abuk subuk muhabbetler var, ama eğlendim mi eğlendim o sırada allah için.

neyse bakalım daha neler neler yaşayacağız. allah sonumuzu hayretsin.
dünyada aitlik hissettiğim tek şeydir.olanca yanlış yaptım şuana kadar çokta geniş olmayan bir zaman diliminde anneme karşı belki de.yaptığım en büyük hatam sanırım içimdeki sevgiyi büsbütün tüm katışıksızlığı ile ona duyumsatmamak oldu.şehir değişikliği nedeniyle anladım aslında bunu yanındayken çokta farkında değildim.o yüzdendir ki hep iyi ki bunu yapmışım okul için şehir dışına çıkmışım.tabi bunca şey söyledikten sonra şu şiiri dinlememek sabaha karşı sönecek olan son yıldıza bakmadan yatmak gibi bir şey olurdu.

insanoğlunun ulaşabildiği en yüksek rütbedir.
  • /
  • 3
devark.cloud tarafından geliştirildi.