ayı sözlük itiraf

  • /
  • 178
benden hoşlandığını düşündüğüm biri var. ben zaten hoşlanıyorum. yalnız adamla kaç gündür konuşuyoruz, bana kimsin nesin ne iş yaparsın diye hiç sormadı. sanırım böbreklerimin peşinde.* şaka bir yana çocuk gözlerimi kör edecek kadar yakışıklı. hatta cinsel eğilim anlamında bir şeyler sormak istedim "bunları siktir et ben seni tanımak istiyorum" dedi. uzun boylu ve 100 kg civarı, spor yapma heveslisi ama bence istekli değil. zayıflamayı takıntı haline getirmiş, bu konuları da konuştuk belki de onu iyi anlıyorumdur kimbilir. cidden çok tatlı uykularımı kaçırıyor. ama bu kez temkinliyim, oluruna ve akışına bıraktım. ankara'dan istanbul'a yeni taşınmış haftasonu ev gezmesine gideceğim bakalım.* evet aklımdaki soru şu; bir sonraki aşamada ne olacak? belki de hiçbir sikim olmayacak yaşayıp göreceğiz bakalım.
bugün işyerinde yeni başlayan ve beni çok seven bir kız, bana bir başka kız arkadaşının resimlerini gösterdi ve "hoşlanırsan sana ayarlayabilirim, uyacağınızı düşünüyorum" dedi. kızın fotolarına baktım, kız hakikaten bebek gibi, çok güzel biri. "ya bu kız çok güzel, bunun nasıl manitası olmaz?" dedim, bir süredir yalnızmış, ayarlamak için tam zamanıymış, hem de çok şeker sempatik birisiymiş. valla referans olan kız da çok tatlı biri olduğundan, muhtemelen hakikaten de öyle biri. ayrıca bana önceden "kız arkadaşın var mı?" diye de sormuştu, biliyor olmadığını. hani öyle arada derede kaldımki, ne diyeceğimi bilemedim. hem onun hem benim sevgilim yok diye biliyor, e kız çok güzel, ikimizi de tanıyor, yani bu durumda kızla ilgilenmeyecek olmam çok saçma olacak. valla kem küm ettim, "kız çok güzelmiş, ben ona fazla gelirim" falan diye geveledim. benim arkadaşım baktı ben mıy mıy, o da geçiştirdi o zaman, fazla ısrar etmedi. zaten öyle ısrar edecek biri de değil. ama kız çok güzel olmasına rağmen benim içimde zerre ilgi kırıntısı uyanmadı, napim amk...

ben böyle bir durumda kalmış olmaktan ve düzgün mantıklı bir şekilde geçiştirememiş de olmaktan, kızın karşısında mıy mıy diye konuşmaktan dolayı canım sıkıldı. öyle mıy mıy bir tip değilim, olmak da istemiyorum zaten, ama mıymıntılıktan başkta yatacak bir yer göremedim o an. aslında içimden çok fazla "sikerler ya, ben kızlardan hoşlanmıyorum ayşecim" diyesim gelmedi değil, zaten bu aralar etrafımdakiler iyice açılasım var. ama ayşe işyerimden biri ve işyerindekilere açılmayı, en azından bu etapta hala riskli buluyorum, karar verebilmiş değilim. o nedenle bu şekilde gelişti olaylar.

tavsiyesi olanların tavsiyelerine açığım valla. eve geldim, oturdum bunu yazdım, o kadar içime oturdu. gerçi şimdiye kadar hayatımda içime oturan pek çok şey oldu ama bu aralar kendimi daha fazla ezdirmeme konusunda iyice doldurduğum ve gazda olduğum için, bu seferki daha bi canımı sıktı sanırım. eskiden yapacak birşey yok deyip sineye çekip, unutuyordum.
bu işe yeni başlayan kız, önceki işyerini anlatıyor habire. önceki işyerindeki çalışanların yarısı kadarı yabancıymış. eşcinsel evlilik yapan müdürünü, onların düğüne gitmelerini, kime nasıl hitap edeceklerini şaşırmalarını, "biz kız tarafı mıyız erkek tarafı mı şimdi, ho ho ho" tarzı diyaloglarını ballandıra ballandıra anlattı bir gün. sonra bunun hoşlandığı çok yakışıklı bir elemanı bir gün bir ev partisinde elele bir erkekle gördüğünü söyledi. böyle başka bir sürü şey anlattı. orada belli edemedim ama çok kıskandım bu rahatlığı ya. elalem yanı başımızda ne rahatlıkta yaşıyor, biz burada "ay açılsam mı? kime açılsam? açılsam benle küser mi? annem beni evlatlıktan reddeder mi?"lerdeyiz. tabii bazıları için hatta ölüm tehlikesi de var. böyle hikayeleri dinledikçe başka bir ülkeye yerleşme isteği kaplıyor içimi. pöf.
gerçekten hayat süprizlerle dolu, bir anda bir şeyler değişiyor.
cuma gününden bugüne süren boğaz ağrısı sebebiyle bugün boğaz boyun ultrasonu çektirdim. doktorun lenf bezlerinizde bir kütle var demesi ile kanser olduğumu düşündüm. sonuçlar şimdi geldi... değilmişim ama o geçen zaman hayatımın en çaresiz zamanlarından biriydi....
yarın ankara gökkuşağı aile grubunu temsilen " ilga-europe"un (international lesbian gay association) 20. uluslararası yıllık konferansına katılmak üzere kıbrıs'a gidiyorum. türkiye'den giden sanırım 7 kişi olacağız, ki onların da çoğunu tanımıyorum. aslına bakarsanız tüm organizasyondan tanıdığım kişi sayısı sadece 1 kişi, onla da çok saçma sapan bir etkinlikte beraber olmak dışında bir olayımız olmamıştı. böyle biraz fazla garip bir şekilde katılacağım. orada mal gibi kalır mıyım yoksa iyi geçer de herkesle kaynaşır mıyım bilmiyorum. yalnız muhtemelen böyle bir endişe yersiz, bu tür organizasyonlarda herkes birbirine aşırı derecede yardımcı olan, halden anlayan, dayanışma için bir araya gelmiş bir dünya lgbt kişi olacak, ayrıca türkiye'den olunca insanlara muhtemelen çok egzotik geliyor olacağız, "ay nası yaneeee, müslüman ülkeden geyler lezbiyenleeer, aaaaa" modunda bizi sahneye bile çıkarabilirler, ehehehe...

yalnız o değil de, allahın kıçı kırık güney kıbrıs'ının ana lgbt örgütünün şemsiyesinde gerçekleşen bu konferansı açacak olan kişi kıbrısın devlet başkanı ile başbakanı olacak. oha ki ne oha. yau bunlar ortodokslukla kafayı bozmuş tipler değil miydi yauw? gerçi çipras abi geçenlerde yunanistan'da eşcinsel birlikteliği yasallaştırdıydı, bu rumlar da o yoldan gidiyorlar anlaşılan. çok pis kıskanıyorum ülen. allahın rumlarının bile yaşadıkları özgürlüklere bak, pöfff....

işte böyle. benim bütün vize işlerimle falan bile bissürü uğraştılar, yardım ettiler ya sağolsunlar. orada da iyi geçecek diye umuyorum. gelişmeleri de yazarım artık. oralara buralardan bir mesaj iletmek isteyen olursa yazabilirler. ayı sözlük'ün selamı var derim isterseniz, smiley...
güney lefkoşa'da türk sınırına yakın bir bardan bildiriyorum, burası bile lgbt hakları konusunda uçmuş gitmiş bir her, biz valla bokun içinde yaşıyoruz. dün akşam kıbrıs devlet başkanının sarayında resepsiyondaydık, kapıda güvenlik bile yok, çantamı bile aramadılar. davette yaşlı başlı bakan amcalar çıkıp kıbrıs cumhuriyeti olarak her yurttaşımızın farklılıklarına saygılıyız çünkü farklılıkların bizi zenginleştirdiğini biliyoruz. kıbrıs lgbt hakları konusunda son beş yılda çok yok katetti, biz cinsel yönelimi ve cinsiyet kimliği ne olursa olsun, herkese eşit ve özgür bir ülke yaratmaya çalışıyoruz. iyi kil buradasınız diye konuşmalar yaptılar. son bakan amcanın konuşmasında gözyaşlarımı tutamadım, bohur bohur ağladım. çok pis kıskandım, kendimi de tr vatandaşı olarak çok üçüncü dünya hissettim. biz bizim ülkede ne saçmalıklarla uğraşıyoruz, bunların geldikleri noktaya bak. çok kıskandım lan, bir de komşu ülke, hemen yanı başımız. erdoğan ın aksarayında böyle bir resepsyona katıldığımı hayal etmek bile ne saçma geliyor.

bunlar kuzeyle birleşirse, kuzey de otomatik olarak eşcinsel evliliğini kabul etmiş olacak. lgbt kazanımlarını artık kıbrıstaki türkler üzerinden ithal etmeye başlarız bence bundan sonra.

konferans da süper geçiyor. otelde de oda arkadasım rus bir trans erkek. bayağı da arkadaş olduk onla yalnız çok pis horluyor gece herifçioğlu. neyse valla dünyam değişti şurada, iyiki gelmişim.

çok güzelmiş la bura. çok kıskandım.
okulda bir arkadaşımın tam bir ''pussy magnet'' dediği dev tatlı ayı bir çocuğu ve bi de dünyanın en cool lezbiyen kadınını crushladım.* peki neden? çünkü ulaşılmaz seviyorum...
evliliği kötü giden hatta bitmek üzere olan bir kız arkadaşım "senden ne güzel sevgili olur. bu öküzün yaptıklarını yapmazdın" diyerek bana ayan beyan asıldı. üstüne kimliğim hakkında da yeterince bilgi sahibi bir kişi kendisi. neyse ki "benim de kendime has öküzlüklerim var. kimse mükemmel değil. siz ilişkinizi düzeltmek için çaba göstermezseniz, bunu sizin için kim yapar? sakin olmak lazım. düzelir" diyebildim ama devamında bana asılmaya devam etmesine ses çıkartmadım hatta izin verdim. evet! pişmanım.
herhangi bir ırkın düşmanı değilim.** kimsenin düşmanı da değilim. şakasına yazıyorum entrylerin çoğunu. sevişmek varken niye nefret ki? hatta şu an bir kürt bodybuilder videosu buldum, onu izliyorum. yazdığım eski entryler eskiden anlamlı geliyordu. şimdi depresyonda olduğum için saçma geldi.

*
pideden bir daha kıkırdak çıktı. yemiyorum yaa.
gazozu brillant blue ile maviye boyayıp öyle içiyorum. ruh hastası mıyım acaba? pepsi blue'yu hatırlatıyor bana. mutluluk veriyor. pepsi blue 2005'te çıkmıştı ve o zaman her şey mükemmeldi. o günleri hatırlatıyor. şimdi çok iğrenç biriyim. keşke eskisi gibi mükemmel olsam.
düşünmeyi durdurabilmeyi çok isterdim, düşünmeseydim eğer bu kadar mutsuz bir insan olmazdım. insan hayatına bir çıkış yolu bulamaz ya, öyle işte.
deli gibi sevgili arıyorum ama olmaz.
liseyi dışardan bitirdim o yüzden hep sokaktaki simitçinin yanındaydım. simitçiye hep what's up abi derdim.. anlamsız bakardı hep, sınıflama yapamaz gözlerle. liseyi dışarıdan bitiren arkadaşlarla dumanla anlaşırdık.*
kendimi lanetlenmiş gibi hissediyorum. sanki hayatıma dahil olan herkes eş dost sevgili ya da adayı benimle irtibata geçince hayatında bir şeyler ters gidiyor. ve hangi sevgilimden ayrılsam bir süre sonra karşılaştığımda hayatının iyiye gittiğini duyuyorum, görüyorum. bazen herkesle irtibatı keseyim de hayatlarını düzeltsinler diye düşünüyorum. hastalıklı bir düşünce farkındayım. itiraf işte.
tam moralim iyiyken birden bir şarkı geliyor. değiştiricem ama bir yanım dur diyor son kez dinle. içimden gelen sese yenik düşüp dinlemeye başlıyorum. eskiler geliyor gözümün önüne hemen, oysa unutmuştum ben onları. şarkı ortalara yaklaştıkca anılar dahada canlanıyor. yaşanmışlıklar sanki dün gibi. derken şarkı bitiyor geriye anılar kalıyor birazda kandırılmışlık hissi ve salt acı.

bu çarşamba işten ayrılan biri olarak bu hafta sonu çok kötü geçecek diyordum. hiç beklemediğim bir anda verilen destek acayip iyi geldi... iyi ki varsın len eşek sıpası
geçen gün hastalarımdan biri verdiğim randevuya çok geç gelince almadım ve bana istediğini yaptıramayınca kendi yarattığı kavganın sonunda bana '' karı kılıklı, ibne '' dedi. odada çıkardığı boş gürültünün dışında bu sözler beni zerre kadar etkilemedi ama bu geri kafalı zihniyetten iyiden iyiye ürküttü. artık rahat olsun, ne görüyorsa daha da fazlasını yapacağım. toplumun beni kabul etmesini de istemiyorum, onlara hoş görünmek de. hoşlanmadıkları ne varsa daha fazlasını yapmak için artık daha doluyum. dikkat edin de toplumsal erkekliğiniz yara almasın.
  • /
  • 178
devark.cloud tarafından geliştirildi.