dönersen ıslık çal

içerik ve mesaj yönünden listebaşı işlerden olmakla beraber zerre kadar hazzetmediğim kötü , kötü , kötü film. dönemin şartları falan diyip hımmmm diyesim geliyor ancak yok yahu ne o tuhaf replikler. dönem şartları tezi havada kalıyor gibi. dönersen ıslık çal 1992 , gece melek ve bizim çocuklar 1993 . demek ki daha iyisi de yapılabiliyormuş.
fikret kuşkan'ın oyunculuğu üzerine yorum yapmak hadsizliğin alası olacaktır. bu filmdeki oyunculuğunun asaleti son karede kendini gösteriyor. daha önce izlemediğim için hayıflandığım bu film gerçeğe dokunuyor. hem de en dokunulmayacak yaralara.
beyoğlu sokakları o zaman daha güzel...
''hepiniz benden daha cücesiniz'' repliği ile ,o gözlerdeki ifadeyle,hem rahatlama hem de kendine itiraf edemeyeceğin birşeyle karşılaştığında oluşan hissi yaşadığım ,insanı üzen film
karanlık ve can acıtan, hüzünlü ve umutsuz; ama ruha dokunan film.
"ötekilerin", bir travesti ve cücenin; dışlandıklari, korktuklari, mutsuz olduklari için gece yaşayan, yaşayabilen iki insanın kısa süren hikayesi. belki bu yüzden tüm sahneler karanlıktı, belki bu yüzden tüm şehir bana bakacak diye içiyordu. top oynayarak boy uzatmak kadar uzak bir ihtimaldi zaten mutlu olmaları. tıpkı yitip gidenin, bir gün geri dönüp ıslık çalma ihtimali gibi.
her şeyden öte konusu ve karakterleri itibariyle şahane bir film dönersen islık çal. kara film niteliğinde. eğer ki olaylar silsilesi ya da salt duygulara hitap eden bir “acı” hengamesi bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. ancak küçük küçük işlenmiş ayrıntılar üzerine kafa yorarsanız, filmin anlatmaya çalıştığı dramanın farkındalığına ulaşabilirsiniz. ve işte o anlarda, ağlamak istiyorsanız, gönül rahatlığıyla ağlayabilirsiniz.

ayrıca bir üstteki yorumunu çok beğenip aşağıdaki linkte yer alan blog postuma dahil ettiğim film.

http://bir-tirtil.blogspot.com.tr/2015/02/yesilcamn-otekileri-2-donersen-islk-cal.html
fikret kuşkan denince akıma gelen ilk filmdir. sonra zaten platonik olarak devam ettik.

http://ayilarock.ayisozluk.com/donersen-islik-cal/
çekildiği döneme göre oldukça iyi kurgu, görüntü ve sanat yönetimine sahip, kostümler ve mekan ışıkları çok kötü olsa da verilmek istenilenin en ağır ve saf şekilde izleyiciye aktarıldığı muazzam türk filmlerinden biridir.
film uzun zamandır aklımın bir köşesindeydi, izlesem mi diye. sonra açtım youtube'dan izledim.

karanlık, basık filmlerin atmosferinden çok etkilenirim. bu konuda bana zirveyi yaşatan blade runner 'ı da şuraya koyayım.

neyse.. dönersen ıslık çal, izlediğim en güzel atmosfere sahip filmlerden biri oldu. beyoğlu'nun bu kadar güzel ve karanlık bir şekilde bizlere sunulması çok iyiydi.

--- spoiler ---

filmi izlememin ana sebebi babam ve oğlum'da kendisine aşık olduğum fikret kuşkan'ın travestiyi oynamasıydı. çok merak ediyordum performansını. o zamanın yönetmenliğine göre de ekrana gayet yakıştığını söyleyebilirim.

filmi izlemeden önce filmin bir cüce ve travesti arasında geçeceğini biliyordum ama bu kadar cüce odaklı olacağını düşünememiştim. işin ilginci mevlüt demiryay'ın vazifeşinas oyunculuğunu izlemek hiç rahatsız edici değildi. cüce birine odaklanılması bana o kadar çok uzak bir şey ki yaptığı her hareketi; küçük merdivenini oradan oraya taşıması, barfiks çekmesi, sokakta asasıyla yürümesi ilgi çekiciydi ve hiç sıkmadı. filmi çoğunlukla onun bakış açısıyla izlememiz de sanıyorum küçük adam'ın hala saflığını korumuş bir öteki oluşuydu.

ibne diye adlandırılan travesti karakter bile koyuya çalan bir grilikte sunulmuştu önümüze. belki de saf küçük adam'ımız ilk defa kendine o kadar yakın bir öteki bulmuştu ve sonrasında kendi saflığını onda göremeyince daha önce hiç olmadığı kadar hayal kırıklığına uğramıştı. tek istediği kendi gibi cüce olmayan birileriydi ama bulamadı ve sonunda yine yalnız biri olarak öldü. gizli odasındaki toplara asla değinmiyorum, gözlerim yaşarabilir.

bilmiyorum ben mi kaçırdım ama karakterlerin isimleri ise filmde hiç zikredilmedi. ibne ve küçük adam olarak adlandırıldı karakterler ve bu sanıyorum izleyicilerin ötekileşmeyi her an hissetmeleri için yapılmış bir şey.

--- spoiler ---

sonuç olarak güzel film.
manuş baba tarafından şarkıyı dökülmüş filmdir. ya da sadece ismini öyle koymak istemiştir şarkının, bilinmez. sonuç itibariyle güzel parça olmuş.