kayip otoban

Durum: 121 - 1 - 0 - 0 - 28.08.2018 21:31

Puan: 1742 - Sözlük Kezbanı

4 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 7

istanbul'da yaşamayan eşcinsellerin dramı

laiklik elden gidiyeah

kendinizi siker misiniz

eurovision 2018

berbat bir şarkının kazandıgı yarışma. sahne, çekimler, şarkılar, her sene bir birinin tekrarı gibi olmaya başladı artık. nerede o eski eurovision'lar?

dschinghiskhan

70'li yılların sonunda pek popüler olan bir alman pop müzik grubu. ayni isimli şarkıları vardı bir de,

ayı sözlük itiraf

orta yaş bunalımındayım

sevgiliyle kısa süreli şahane tatiller için gerekli üç şey

1 - sevgili
2 - prezervatif
3 - kayganlastirici

banga bandhu şeyh mucibur rahman

melih gökçek'in yaşadıgım şehre verdigi hediyelerden biri.

dile dolanan reklam şarkıları

çitile çitile çitile çitile çitile
bitsin artık bu çile
bir sağa bir sola bir sağa bir sola

birden aklıma geldi başlıgı okuyunca

penisin çok estetik olduğu gerçeği

penise baglı olarak değişir

tapılası türkçe şarkılar

sehrazat - kelebek
zuhal olcay - gecenin oteki yüzü
sibel egemen - yalniz adam
ılhan irem - son selam
humeyra - yaz bitti

virginia woolf

selim ileri'nin romanlarında sıklıkla bahsettigi yazar.

yazarların ilk 31 çektiklerinde düşledikleri

sahil güvenlik dizisinde güzel bir kadın vardı, onu düşünüyordum işlem sürecinde. masum günlerdi.

oray eğin

son dönemde hükümeti haklı bulan pohpohlayıcı yazılar yazmaya başlayan köşe yazarı. e tabi oray da degişti.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

en çok söylenen yalanlar

senden sonra tüm uygulamaları sildim

süleyman soylu

gitmesi iyi, ankara belediye baskanligi icin adinin gecmesi kötü olmustur

en muhteşem üçlü

asansörde halvet fetvası

bunkarın hepsi zamanında sevişememekten.

geceleri uyutmayan şeyler

hatalar, pişmanlıklar, endişeler, korkular, gidenler, gelmeyenler... olmadı bu hayat
  • /
  • 7
Henüz hiç başlık açmamış.

ayı sözlük itiraf

ondan tamamıyla koptuğumu hissediyorum artık. biriyle bağ kurduktan sonra ondan ayrı düşmek ve onun yokluğuyla mücadele etmek ne zormuş. her ilişki böyle mi acaba? yani yokuş aşağı mı gidiyor her şey bir anda, sonra bir duvara çarpıp parçalara ayrılıyorsun. sonunda iki taraf da birbirlerini suçluyor. sorun şu ki, direksiyonda kim vardı, ikiniz de bilmiyorsunuz. insan aklına güzel hatıralar getirmek istiyor ama bu kolay değil. çünkü yaşanan pek de güzel şeyler yok ortada. zaten insan hep kötüyü hatırlarmış. bir insan bize iyilik ettiğinde bile onun iyiliğini değil bize ettiği kötülükleri hatırlarmışız. bu yüzden herhalde hayatıma giren çoğu insandan nefret ettim. genel bir şey bu. herkes nefret eder. ne diyordum, evet, onunla ilgili ne çok kötü hatıra birikmiş, ondan sonsuz derecede nefret ettirecek kadar beni. ben, ona yaptığı tüm şeylere izin verdiğime yanıyorum. safçaydı, evet. neyse ki bitti, ve artık aklıma onun bedeni geldikçe mide bulantısı hissediyorum. arındığımı düşünüyorum. insan hayatında artık olmayan biri için üzülmemeli.

onunla yaşadığım bu deneyimin oldukça can acıtıcı oluşunun sebebi, onun bana travma yaşatmış insanlar gibi davranmasıydı. çok iyi bir çocukluk geçirdiğim söylenemez. istisnasız her gün yaşıtlarımın sözlü ya da fiziksel tacizlerine uğrardım. bunun eşcinsellikten kaynaklandığını ve çoğu eşcinselin çocukluklarında aynı şeylerle karşılaştığını yeni yeni fark ediyorum. küçücük bedenim mücadele etmek için çok zayıftı. ürkek ve savunmasızdım. oldukça da duygusaldım. kavga etmekten korkardım ama şimdi olsa ve o zalim çocuklar karşıma dikilse kendimi savunacak gücü kendimde bulurum. büyümek buymuş demek. büyümek güçlenmek, sesini çıkartmak, dünyadaki var oluşunu savunabilme yetisine sahip olmak demekmiş. bu gücü tam anlamıyla erkek arkadaşımdan ayrıldığımda buldum kendimde. şu an kimseye taviz verecek halim yok. kimseye de gereğinden fazla değer vermem. aşk meşk bunlar gelip geçici duygularmış. hatta bazen hastalık seviyesine vardıkları da olurmuş. insan birine bel bağlamamalı. hepimiz eşsiziz ve eğer varlığımızı bir başkasının varlığına muhtaç hale getirirsek, kendine saygısı kalmamış bir varlık olarak yolumuza devam ederiz.

bu günlerde de biraz dalgınım. hayatıma birinin girebileceğine ihtimal vermiyorum. bence hiçbir şey için çaba gösterilmemeli. her şey tesadüfen gerçekleşmeli. hayatın kanunu buymuş zaten, öğreniyor insan.

bu şarkıyı da yeni buldum. o kişi bana yeniden yazsa, bunu gönderip, aramızdaki son çekimi de sonlandırmak isterdim;

uzak durulması gereken erkek tipleri

birinci sırada kesinlikle yalan söyleyen erkekler var
sonra
uyuşturucu madde kullanan erkekler
alkol bağımlıları
gay barlardan çıkmayan erkekler
eğitimsiz, kültürsüz, kitap okumayan, film izlemeyen erkekler
yakışıklılığıyla bütün kapıları açabileceğini sanan vasıfsız erkekler
sıkışınca ağlama numarası yapıp duygularınızı manipüle etmeye çalışan or*spu erkekler
açık sözlü olmayan erkekler
duygularını belli etmeyen, beş ay geçse de birbirimizi tanımamız lazım deyip sizi oyalayan erkekler
duygu karmaşası yaşayan erkekler
aşırı özgüvenli geri zekâlı erkekler
ağzını yaya yaya konuşan tipler, araya ingilizce kelime sıkıştıranlar
amerikan özentisi, pahalı marka kıyafeti takıntısı olup, giyim kuşamla sınıf atladığını düşünüp, insanlara yukarıdan bakmaya çalışan zavallı vasıfsız erkekler
mcdonalds'tan, starbucks'tan çıkmayan habire coca cola içen erkekler
amerikalı gaylere özenen renkli hayat yaşamak isteyen, ekstra kısa şortun altına uzun havlu çorap giyip, sarı renkli güneş gözlüğü, sallanan küpe ve uzun kolye takan, tavuk götü modeli saç yaptıran götü kalkmış kültürsüz köylü erkekler...

ne uzun listeymiş be erkek kalmadı bize.

ankara'da aşık olmak

ankara, insana büyülü mutluluklar, şan, şöhret vadetmez..
etmez elbette lakin bir günü, bir saati bile ankarada geçmiş insanlar bu garip şehrin tüm ağırlığından etkilenir..

havasının ciğerlerine dolması, sokaklarının göz ucunda belirmesi..
ruhuna, kalbine işleyen o tuhaf yapısı adamı alır bambaşka halde getirir..

istanbul gibi, hafifmeşrep olmaklık, her şeye sahip olma isteği dolu şımarıklık sunmaz, aksine elindeki ile yetinmeyi, elindekinin en iyisi olduğunu gösterir ankara..

en kestirmeden mutlu olmayı değil, sürüncemeli tüm yolların çıktığı aşkı ve keyfi öğretir ankara..

bu yüzdendir ankaralıların gerçek aşkı,gerçek dostluğu ve vefayı yaşayabilmeleri..
istanbulda hikayelerini okur,
ankarada yaşarsınız..

bir gün fırsatım olursa yeninden dönersem sana ankara, bil ki aşık olmayı gerçekten dilediğim içindir..

sözlük yazarlarının favori porno kategorileri

bear guy fucking twink... götlü göbekli kıllı bir alfa erkeğinin/daddy'nin, bir twink'i/chaser'ı hunharca siktiği pornolar.

daddy mugs bu türden favorimdir.

depresyon

yoğun,yorucu ve stresli bir iş temposuna sahip olmak,küçük bir şehirde yaşamak,eşcinsellğinizi yeni yeni kabullenmeye başlayıp kimselerle bir şey paylaşamamak,herkese gülmek zorunda olup,kimseye ruh halinizi yansıtmamak gibi bir görev üstlenmek sonucunda kaçınılmaz olan durum.zaman akmıyor,kendi depresyonunun farkında olmak da bir işe yaramıyor.
bazen düşünüyorum gay olmamı görmezden gelip hetero gibi yaşamaya çalışmak daha mı kolaydı diye.hiç bitmeyecek bir tek başınalığın ortasına hapsolmuş gibi hissediyorum lanet olsun.

gay uygulamalarını bir daha yüklemeyeceğim diyip yüklemek

yalnizlik hissidir, hâlâ bir umudu olduğu içindir. gözyaşı*

ulus

ankara'da bir semt olarak bilinse de aslında devasa bir karadeliktir.
madeni bir paranın iki yüzü gibi legal ve illegal olan her şey ulus'ta bir aradadır.

ankara'yı yöneten valilik de ulus'tadır, pavyonları yöneten mafyalar da;
çanta üretip satan emekçiler de oradadır, sentetik uyuşturucu satan torbacılar da;
harçlık çıkartmak için kalem satan çocuklar da oradadır, arabalara yaklaşıp pazarlık yapmaya çalışan pezevenkler de;
yasal vergi daireleri de oradadır, illegal vergi daireleri de;
öğrenci yurtları da oradadır, genelevler de...

ve bu sırt sırta yapışmış karmaşa, ulus'un gündüzüne hasret gecesi gibi makus kaderidir.

aile arasında

gülse birsel'in hep vurguladığı "gıcık/itici" karakteri oynaması pek hoş durmamış.
ayta sözerinin sesini ön planda tuttuğu bir rolle taçlandırmış olması hoş olmuş.
olayın fake aile kurgusu üzeirne olması güzeldi ama nikah töreninde aşşırı absürtlükler bir miktar sıktı.
trans karakter için ara ara yapılan "adam gibi kadın" betimlemesi bir miktran transfobi gibi geldi ama olsun.

gerçi türk medyası trans görünürlüğünü diğer öteki cinsel yönelim/kimliklere göre dhaa kolay kaldırabiliyor.

seviştikten sonra söylenecek en aptalca sözler

nasıldı?

bi de kritik bekliyor pezemenk..

artık kimsenin kimse için çabalamaması

özellikle genç-yetişkin ve daha büyük yaş gruplarında gözlemlediğim, kimsenin ciddi bir ilişki için çabalamaması durumu. herkeste bir yorgunluk ve ilişkilere karşı güvensizlik hakim. ben bu durumun sadece bende olduğunu sanıyordum ama değilmiş.

sanırım bu biraz da sürekli katıldığınız bir yarışı hiçbir zaman kazanamamakla ilgili. yani sonunda kaybedeceğinizi bildiğiniz bir yarışa kaç kere katılabilirsiniz ki?

Toplam entry sayısı: 121

2018 yılından beklentiler

2019'dan beklentili olabilecek ruh haline sahip olabilmek

en muhteşem üçlü

özlenen gıda ürünleri

- meysu'nun koyu renkli cam şişelerde meyve suları olurdu, tadi diger meyve sularından farklıydı.
- eti'nin bir dönem çıkarttığı limonlu gofret. şimdiki misket limonlu gofretlerinden çok daha lezetliydi.
- ülker'in alpella kanky'si. iki bisküvi arası çikolata, muhteşem bir şeydi
- ve tabi kii tombi

alınma ağlıyorsam

siyah ışıklar albümündeydi bu şarkı. bir bu, bir de tutamıyorum kendimi vardı kaseti sarıp defalarca dinledigim. (o zamanlar kaset vardı evet)

1980'li yıllardan ayı sözlük sol frameleri

- radikal demokratik yeşil parti
- ertük yöndem'in "perde arkası" programındaki homofobik tavırları
- bülent ersoy'a sahne yasağı
- ibrahim eren
- ilk aids vakası
- cruising
- caravaggio
...
- altın kızlar
- charles is basinda
- top gun
- we are the world
- bad boys blue
- tanita tikaram


eurovision 2016

ukrayna'yı, tatar şarkıcı jamala'nın temsil edeceği yarışma. 1944 isimli şarkı, kırım türkleri'nin 1944 yılında yaşadığı büyük sürgünü anlatıyor.

dönersen ıslık çal

karanlık ve can acıtan, hüzünlü ve umutsuz; ama ruha dokunan film.
"ötekilerin", bir travesti ve cücenin; dışlandıklari, korktuklari, mutsuz olduklari için gece yaşayan, yaşayabilen iki insanın kısa süren hikayesi. belki bu yüzden tüm sahneler karanlıktı, belki bu yüzden tüm şehir bana bakacak diye içiyordu. top oynayarak boy uzatmak kadar uzak bir ihtimaldi zaten mutlu olmaları. tıpkı yitip gidenin, bir gün geri dönüp ıslık çalma ihtimali gibi.

ağlarken sevişmek

bizzat basima gelendir. yurt disina gidecek ve 2 senelik egitimden sonra dönecegini soyleyen; donmeyecegi ikimiz tarafından da bilinip dile getirilemeyen sevgiliyle bir otel odasinda yasanandir. istiklal'in nesesi, müziği, kalabaligi odada yankılanırken hic konusmamaktir, göz yaşlarının bir birine karışmasıdır. son gece oldugu icin uyumayıp, sevgiliyi izlemektir. bitecek de olsa, kavgayla, dövüsle geçen 1 sene de olsa;
son gece onu izlemek ve tanrı'ya sukretmektir.

bana bana

1989'da değil de, yerel motiflerin ilgi görmeye basladığı 2000'lerin başında yarışsaydı çok daha iyi sonuç elde edebilecek eurovision şarkımız. türkiye finali'ndeki hali çok daha güzeldir, timur selcuk'un gaza gelerek orkestrayı hızlı yönetmesi arzu ece'nin deyimiyle grup üyelerini "papağana" çevirmiştir. o haliyle bile gecenin en farklı ve güzide eserlerinden biri olmus, isvec'te remixleri yapilmistir. avrupali eurovision fanları arasında bu şarkının hastası pek çok insan tanımıslıgım da vardır.
(dipnot: grup üyelerinden biri, peruklu haliyle vedat sakman'dir)

burcunuz nedir

ikizlerden nefret eden bir akrebim.

sabah ezanı

sabah sessizliğinde hem korku, hem huzur. aynı zamanda hüzün ve umut. geçici bir dine yakınlaşma hali, aciz hissetme durumu; es-salatu hayrun mine'n-nevm'in gizemli tınısı, belki güvenebileceğin bir varlığın olduguna inanma isteği. eğer uyanmıssam pencereyi açtırır gayrı ihtiyari, dinlerken hafif gözlerim dolabilir bile.
sabahın o vaktinde su lavaboya degil de süngere aksın, ses olmasın alt komşuya diye abdest alırken lavabo giderine sünger koyan annemi hatırlatır sonra, anneannemi hatırlatır, fakültede çizim masası başında sabahladığım geceler gelir aklıma.
ve hayat geçer.

kendinizi siker misiniz

günümüz şarkılarında eski şarkıların tadının olmaması

şu sıralar ilk gençlik (ya da gençlik) çağını yaşayanların, 20 yıl sonra söyleyeceği söz öbeği. aranan tat şarkılarda değil, geçip giden zamanda.
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.