flört etmek

sanırım ilişkinin en güzel , en heyecanlı zamanları. hafif kurlaşmalar, heyecan içinde buluşma saatinin beklenmesi , sonra ilk dokunuş , ilk sevişme vs vs. bazen diyorum hep uzun flörtler olsun hiç ilişki boyutuna geçmeden özel ve güzel bir şekilde bitsin.
keşke hep öyle kalsa denilen zamanalar.

sonra ilişki başlıyor. bambaşka bir hal alıyorsun. gereksizce hesap vermeler, bazı şeylerin sıradanlaşması, zamanla bir şeyleri yitirmek, iki gram değerin de zamanla gitmesi. kısacası "sevgili" kelimesinin altında girdiğinde arkadaş olduğun süre zarfında anlaştığın gibi değil de o klişe aşkımlı, sevgilimli kelimelerin başta olduğu samimi olmayan şeyler ile anlaşmaya başlıyorsun artık. vs vs bir sürü şey.

bence biz hiçbir şey olmayalım seninle. adını da koymayalım. en temizi. ne gerek var gereksiz kalıpların altında dolaşmaya? birlikte isek sorun yok bence.
herşeyin alfa ve omegası vardır.
başlayan herşey, bitmeye doğmuş olur.
flört, aşkların alfasıdır.
hiç beceremediğim, sinyalleri falan da asla anlamadığım süreç. goofy bir şekilde kafamı kaşıyorum genelde.
kesinlikle bağımlı olduğum ilişki çeşidi. bir sonraki safhaya geçince iletişimi kesiyorum.
flört ettiğimi fark etmeyince çok başarılıyım, ama bilinçli bir şekilde bunu yapınca her şeyi mahvediyorum.
uzun zamandır beni düşündüren durumdur
sadece yaramaz bir bakış ile bile yapılabilen ve mümkün olan ilk anda uygun bir mekanda (mesela mekanın tuvaletinde) bir araya gelinip yiyişme ile taçlandırılan eylemler bütünü. flörtten fazla bir beklentiye girilmemesi tavsiye edilir zira bazı insanlar çok flörtöz olup kayda değer bir iş çıkarmazlar. bazen de ilk başta eğlencesine verilen selektörler insanı hiç aklında yokken evliliğe kadar götürebilmektedir. sonuç olarak ''herkes herkesi sevmeli'' demiş andy warhol, o zaman flört, sen de var ol. yaşasın flört.