yer gezegeni üzerindeki dik yürüyen primatlar familyasından olup, neandertal insanının bile gerisindedir.
faunayı oluşturan memeliler aleminin bir üyesi olarak kabul edilebilse de, insan topluluklarının içinde yaşamaları sakıncalıdır. tecrit edilmeleri önerilir...
ama çarşı nın suçu tabi...
güney amerikalı ve yunanlı isyancılar gibi yakıp yıkmıyorlar ve polis öldürmüyorlar ya, ondan azıyor egemenler! bunlara arjantinli ve venezuelalı eylemci lazım ki, görsünler dünyanın kaç bucak olduğunu!!
(bkz: nazi adaleti)
(bkz: akp güdümlü yargı)
bazen benim bu. mesela geçenlerde bir iş için şehir dışına gitmem gerekti. gidiş-dönüş biletini aldığım için ve dönüş biletini geç vakte bulabildiğim için, uzunca bir vaktim vardı. uykumda var bir yandan, neredeyse 24 saat olmuş, uykusuzum. aldım üst üste iki seans sinema biletini, mis gibi uyudum içeride. arada gözümü açıp filme bakıyorum falan. dışarısı cehennem gibi sıcak, içerisi buz gibi ve karanlık. öyle yani. sanırım bu başlık "sinemaya sinema izlemek için gidenler" düşünülerek açılmıştı ama sinemaya giden sevgililerde izlemek için gitmiyor, n'apalım.
1970’lerin başında fransa’da geçen, ağırbaşlı bir heteroseksüel olmaktan sıkılan genç bir çiftçi kızın paris’e gitmesi ve orada kendisinden yaşça büyük bir feminist kadına aşık olmasıyla değişen hayatını konu alan lgbti temalı film.
antalya'nın turistik ve doğal güzelliklerini görmemiş bireylerin yanlış önerme olduğunu düşündüğü doğru önerme. bak bakalım kaç tane rally turnuvası, dalış turnuvası vb. düzenlenmiş antalya'da. onu bunu bırak, şu anda şehir içindeyim ve aynı zamanda denizin kenarında oturuyorum, denizde yüzebiliyorum. göl bile var. var mı böyle başka bir şehir türkiye'de?