cikolatali kek

Durum: 1906 - 0 - 0 - 0 - 11.11.2016 23:35

Puan: 26948 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

sometimes, change is everything
  • /
  • 96

göt

göt, tahta gibidir. tuttuğunuzda ele gelmez. genelde kıllıdır. estetik değildir. göt göttür işte. çirkindir.

bir de popo vardır. şekillidir. parlaktır. insanın baktıkça bakası gelir. üzerine hangi jeani geçirirseniz geçirin dünyanın en iyi jeaniymiş gibi gösterir.

kısaca, göt ile popo karıştırılmamalı.

milyonlar bize öcalan'ın özgürlüğü için oy verdi

açıkçası bizim okulda dağıtılan seçim broşürlerinde "apo özgür kalacak veya dağdakiler affedilecek" diye bir şey yazmıyor. ha, diyebilirsiniz "canım bunların hedefi buydu zaten anlamadıysan senin salaklığın .s.s" diyecek bir şeyim yok.

neyse bir daha ki seçimde penis çizer çıkarım.

ayol vs lan

ayol kimin ağzından çıkarsa çıksın hoşuma gitmiyor. belki aklıma sabahların sultanı seda sayan'ı getiriyor, ondan. lan ile ilgili olumlu veya olumsuz bir görüşüm yok.

vücut geliştirmede bacakları geliştirmeyi unutmak

genelde gösteriş amaçlı bu sporla ilgilenenlerin yaptıkları hatadır. özellikle yaz geliyor, kızlara/oğlanlara vücudumu sergileyeceğiz diye hayvan gibi üst vücut kasarken alt vücudu atlarlar. ayrıca üçgen vücut dediğimiz görüntüye şeye bacakların hiç faydası olmaz. ama bu tamamen yanlıştır.

çünkü bacak kasları çok önemlidir. şimdi oranlar aklıma gelmiyor, başım ağrıyor, ancak bacak kasları güçlendikçe dahada çok güçlenirsiniz. ağırlık antremanlarınız daha rahat geçer. bir de sürekli üst vücut çalışırsanız, vücut bir yerden gelişime ara verir. haftada bir gün bacaklara ayırmanız üst vücut çalışmanız içinde çok faydalıdır.

testislerin aynı seviyede olmaması

çocukken buna çok üzülürdüm. kanser falan olduğumu düşünürdüm. hatta psikolojik olarak ağrımaya bile başlamıştı. mayo clinic'ten falan hastalık bakıyorum sürekli. aslında o yıllar gey olduğumu keşfetmeye başlamıştım ve normal şekilde kadınlara kalkmadığı için penisimle kafayı bozmuştum. neyse doktora gittim. adam elle muayene etti, ona kalkmadı tabii, bir şey yok dedi. ben ağrıyor falan diyince ultrasonda bakalım bir de ne olur ne olmaz dedi. neyse baktık, bir şeyim yokmuş. doktor bunu dedikten yarım saat sonra tüm ağrılarım kesildi.

telefonda çılgınca dolaşırken telefonun kapanması

telefonun bataryasının ömrü için arada yapılması faydalıdır. bir yerde okumuştum pil ömrünü uzatmak için yapılması gerekenler diye bir liste vardı, orada pilin tamamını bitirmek yazıyordu. bir de yüzde yüz şarj olana kadar çıkarmamak ile telefonun orijinal şarj aletini kullanmak. falan filan.

(bkz: telefonun pil ömrünü uzatmak için yapılması gerekenler)

sinan

horizonmersin ile beraber sözlük'ün en değerli yazarlarından birisi. ikisinin de entrylerinden bir şeyler öğreniyorum. okul gibiler.

mu kıtası

atatürk'ün savaştan çıkan yorgun halkını gaza getirmek için üzerinde araştırmalar yaptırdığı mitolojik kıta. bunun için güney amerika'ya kadar elçi gönderir. işte bu kıtada asil, üstün, soylu türklerin yaşadığını ve dünya medeniyetini şekillendirdiğini falan söyler. hatta atatürk'ün mezarının şekli tamamen mu imparatorlarının mezar şeklindendir diyenler bile var. bence tamamen kabalaya göre yapmışlar ama neyse.

pabucumun enteli

entelektüel değildir o entellektüeldir.

sakalına vanilyalı dondurma bulaşan erkek seksiliği

http://i59.tinypic.com/2q03uaf.jpg

sense8 isimli dizinin girişinde sürekli izleyebileceğiniz bear çiftimiz bu eylemi iştahla yerine getiriyorlar.

seri eksi oy veren ezik

amaaaan nasıl olsa dark bear bunlara bakarak bize karne falan vermiyor düşük olanları da sözlükten atmıyor kendi kendine ibne diyip geçiyorum. eh bunu da eksile bunu da.

sözlük yazarlarının evrenden istekleri

başarı başarı başarı. daha çok başarı.

genç islami müdafaa grubunun lgbti bireyleri öldürün afişleri

ilk okuduğumda "woaaa amk" dediğim sonradan aman tipik dinci zırvalığı diye üstünde durmadığım hede.

zırvalık diyorum çünkü bunlara kalsa dünyadaki insanların yüzde doksan beşi ölmeli. 80 yaşındaki dedeler 8 yaşındaki kızlarla evlenmeli. başı açık kadınlar taşlanmalı. evlilik dışı ilişkiye girenler öldürülmeli. oruç tutmayanlar dövülmeli. e zaten lgbti'leri öldürmek istedikleri de yeni bir haber değil ki, değil mi? sadece yüzümüze vurdular. e bu da görünür olduğumuzu, ciddiye alındığımızı gösterir ki bu da iyi bir haber.

sadece ben devletimden şunu beklerdim, açık şekilde insanları öldürmeye provoke eden bu topluluk hakkında "adam öldürmeye teşvikten" soruşturma açılmasını. sadece benim can sağlığımı korumakla mükellef devlet bunu yapmalı. hadi beni geçtim, her sene bu ülkeye vergisini veren iyi birer vatandaş olmaktan başka hiçbir şey yapmamış ailem için bunu yapmak zorunda. ama nerede bizim devletteki o kimlik?

bir de şey var gençler, tanıştığınız kişilere hemen güvenmeyin. özellikle hornet ve romeo'dan. yobaz bir şehirde büyüdüm. burada bazen yobazların bizim mecraları kullanarak bizlere rüşvet ve şantaj yaptığını duymuştum. hatta döveni falanda. şimdi görünürlüğümüz arttı falan. öyle. evet.

kadın imam

kadınların bir erkeğin önünde namaz kılması yasak olduğu için olmayacak şeydir. kime göre neye göre? islama göre.

sinemada reklam seyretmek

eğer cinemaximum'da izliyorsanız bir yarım saat mışıl mışıl uyuyabilirsiniz.

sinan

yanlış olmasın ama ben kendi yazış tarzını horizonmersin'e benzetiyorum. belki sözlükte onun girdilerinin eksikliğini duyduğum için bu arkadaşı onun yerine koymuş olabilirim. ama güzel yazıyor. hep yazsın.

türkiye'nin en gereksiz kurumu

tamam diyanet işleri başkanlığı kapatılsa gram üzülmem. hatta ne duruyorsun hadi bunun için referandum yapalım ama avrupa birliği bla bla bakanlığı dururken listenin başına geçmeyi hak-etmiyor bence.

ayrıca diyanet işleri başkanlığı ile ilgili her ne kadar olumsuz görüşlerim olsa da ülkedeki yobaz kesimi kontrol altında tuttuğunu biliyorum. yani bu yobaz kesim bunları dinliyor. eğer böyle bir kurum olmasa herkes mahallesindeki, köyündeki hocaları ciddiye almaya başlayacak.

mesela bugün diyanete 8 yaşında kızla evlenebilir miyim diye sorsanız muhtemelen hayır cevabını alırsınız. ama buna saçma sapan bir tarikatın saçma sapan bir lideri ne der bilemezsiniz. bunun önüne geçemezsiniz. o yüzden türkiye gibi dinci, dini suistimal eden insanların yaşadığı bir ülkede diyanet işleri başkanlığına dinin kontrol altında tutulması olarak bakıyorum.

tabii keşke kapatılsa, bence. çelişmedim değil mi?

boş bir bakışla umursamadan yürümek

işte bunu yapıyorum. genelde "sen yoksun" dedim veya "sende kimsin lan" dercesine göz dağı verdiğim insanlara. kimseyi sözle aşağılamam. zaten gerçek hayatta kimseyle tartışmaya bile girmem. ben tartışmaların adamı değilim. biliyorum birisiyle tartışsam o tartışmanın sonu o kişiyi hastanelik etmemle biter. bu yüzden sadece görmezden geliyorum. bunu ablam öğretmişti. başarmam çok zaman aldı. yürüyüp gidiyorum.

bazen sınıfta hoşlanmadığım birisi dalkavukluk etmek isterken veya anlamsız bir espri yaptığında da yapıyorum. boş bir bakışla kafamı çeviriyorum.

ayı sözlük yazarlarının borçları

epilasyon merkezine perşembe günü ödeme yaptıktan sonra 1500 tl borcum kalacak. 2000 tl nasıl ödedim hala şoktayım.

bir erkeğin ya da kadının kalp atışlarını dinlemek

bir kaç adamın kalbini dinledim. sadece birini unutmadım. hala aklımda. şu başlık bile aklıma getirdi. hızlıydı. ama sert değil. yumuşak. sıcak. dinlemek, dinlendiriyordu.
  • /
  • 96
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1906

iğrençsin ama o kadar yol geldim sevişeyim bari

asla içinde bulunmadığımdır.

hayatımda bir kere sevişmek istemediğim birisiyle seviştim. o da hastalık gibiydi. uzun süre atamamıştım üzerimden.

artık "hayır," diyorum. "seninle sevişmeyeceğiz."

unutmayın, siz bir tanesiniz, kimseyle vakit harcamak peşkeş çekmek zorunda değilsiniz.

cinsel yönelim

herkes potansiyel biseksüeldir.

ayı sözlük'te dışlanmaktan korkmak

böyle biri/birileri var mı bilmiyorum ancak c tipi kişilik'e sahip olduklarını düşünüyorum.

vücut geliştirme

öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.

bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.

yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.

hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.

şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

erkeklerin sekse çok fazla önem vermesi. özellikle genç çiftlerin en büyük sorunu bu. seks, seks, seks. heteroseksüel bir çiftte en azından kadın ilişkinin duygusal tarafını sırtlayabilirken, bakınız lezbiyenlerin daha sağlam ilişkilerinin olması, bizde bu duygusal tarafı sırtlayacak kimsenin olmaması. bakınca otuza yaklaşmış veya otuzun üstünde geylerin ilişkileri daha sağlam. çünkü adamlar ancak belli cinsel hazzı içlerinde çürütünce ilişki yaşayabilecek kafaya gelebiliyorlar.

green apple'a cephe arkadaşları aranıyor

aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.

aranan kriterlerimiz;

-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.

hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.

onur yürüyüşünde iki kadının çırılçıplak soyunması

öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.

şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.

eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?

biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?

recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?

biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.

bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.

ayı sözlük itiraf

gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.

her boku yiyip domuz eti yemeyen tipler

bıkmadınız milletin yediğini içtiğini eleştirmeye.

başkaları sizin yaşam tarzınıza karışsa "kömsö bözö önlömöyör" dersiniz. adam belki her boku yemeyi seviyor ama domuz eti yemeyi sevmiyor, olamaz mı?





30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.

tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.

edit: 30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam beğenmedi.*

gay accountlarda feminenler ölsün akımı

genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.

ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.

bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.

ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

eksi oy verenin kim olduğunu bilmediğimiz halde bir yazarı eksici olarak suçlamak

geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.

şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*

mustafa kemal atatürk

(bkz: atam atam sen kalk ben yatam)

yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.

götten gelen kanı alna sürmek

aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!
Henüz takip ettiği biri yok.