cikolatali kek

Durum: 1906 - 0 - 0 - 0 - 11.11.2016 23:35

Puan: 26948 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

sometimes, change is everything
  • /
  • 96

alttaki yazara soracaklarım var

hırs, başarı, macera

alttaki yazar;

ensest hakkındaki görüşlerin neler? hadi soruyu biraz daha kızıştırayım 1. dereceden akrabalar arasındaki.

alttaki yazara soracaklarım var

yaa sen phoebe buffay misin neden stalkerını stalklıyorsun. qwerqwr :d:d

ben sosyal medya hesaplarımı dondurmayı denedim ama pek işe yaramadı. kadın olan sevgili bulunca bıraktı peşimi ama adamlar bırakmıyorlar.

alttaki yazar;

35 yaşında geldiğinde kendini nerede nasıl ne biçimde kimlerle görüyorsun? elbette medyum değiliz, hayal ediyorsun? hayal ediyor musun?

alttaki yazara soracaklarım var

elbette. intihardır. ama çılgınca değil. ilaçlar falan var. doktorlar ciddi insanlar. doktorların dahil olduğu şeyler çılgınca gelmiyor. sanki doğal bir şeymiş gibi geliyor. bir kendini ipe asmak veya tabancayı ağzının içinde 30 derece yukarı kaldırarak sıkmak kadar çılgınca değil.

alttaki yazar;

peşine bir stalker takılsa ne yaparsın?

alttaki yazara soracaklarım var

burçlardan pek anlamam ama şimdiye kadar hep oğlaklara aşık oldum ve boğalar çok iyi sevişiyor.

alttaki yazar; sevgilin horlarsa ne yaparsın? ne yaptın?

alttaki yazara soracaklarım var

beyle;



alttaki yazar;

en sevdiğin veya en çok katlanabildiğin nil karaibrahimgil şarkısı hangisi?

alttaki yazara soracaklarım var

pek anlamam ama bmw x6 almak gibi bir hayalim var. bir de hızlı araba kullanan erkeklerden hoşlanıyorum ama bu, bu sorunun konusu değil sanırım.

alttaki;

alttaki lgbti bayrağında en sevdiğin renk hangisi?

sevişmek istenilen ünlüler

yazarların imkanları olsa sevişmek istedikleri ünlülerin isimlerini içeren listeleri barındırır.

1 - jaime dornan

2 - chris pratt

3 - chris evans http://ayisozluk.com/lnk/a4f3b0

4 - miguel angel silvestre

5 - henry cavill

ağda

yüze yapılanı kesinlikle yaptırmayın. ben eskiden sakallarımın üzerindeki bölgeye ve burnuma yaptırıyordum. meğersem kılcalları genişletiyormuş. yüzün erken yaşlanmasına ve lekelenmesine sebep oluyormuş. eğer yüzünüzdeki kıllardan kurtulmak istiyorsanız ya lazer yaptırın ya da iple alın.

alttaki yazara soracaklarım var

eğer partideysem veya arkadaşlarla dağıtıyorsam tekila. ama tekila şişesini direk bana vermeyin.

devrimde içiyorsak bomonti. bira değil, bomonti.*

eğer beni romantik moda sokmak isteyen biriyse kesinlikle elime kırmızı şarap şişesini vermeli.

eğer öylesine bir ortamsa, vişne-votka.

alttaki yazar;

sana sevişmek için 5 ünlü seç deseler, kimleri listeye alırdın?

kıl

evrimsel süreçte kaybettiğimiz şeyler. primatlardan bu yana çok yol katettik. yani kuzenlerimiz olan şempanzelerin haline bakınca az çok eski halimizi hatırlayabiliriz. gelecek jenerasyonda gittikçe azalacak. tıpkı kuyruklarımızın kaybolması gibi. tabii kıllarımız ile beraber sakallarımız da gidecek.

keşke sakalları korusak. pff.

alttaki yazara soracaklarım var

üzülmem sadece hafif kızarım. ilerde aklıma gelirse sırf gıcıklığına bende ona aynısı yaparım.

alttaki yazar;

sana seksi çağırıştıran objeler var mı? neler?

alttaki yazara soracaklarım var

daha çok homofobik ibnelerimiz ortamda pek görünmemek için uzun süreli tek bir kişiyle güven içerisinde sikişme olayına uzun süreli ilişki derler. zaten bu uzun süreli ilişkiyi yaşayanların ilk tanışmaları bir iş başvurusu tadında geçer.

alttaki yazar;

izlediğin diziler arasında en sevdiğin çift/sevgili kimler?

lazer epilasyon

dünyanın en acılı işlemi. en acılısı. ben ağdanın çok acıttığını düşünürdüm ama bunun acısı öyle böyle değil. acı içinize izliyor. kılın tutunduğu sinirden bütün vücudu dolaşıyor. ben hiç çığlık atmadım, pardon popomda çalışırken kuyruk sokumuma geldiğinde atmıştım, ama bazen kendi seansımı beklerken içeriden kadınların/erkeklerin çığlıklarını duyduğum oluyor. sanki o haftanın en merak edilen korku filmine en önde bilet almışım gibi hissetmeme sebep oluyor. neyse.

öncelikle şunu belirtmem gerek; eğer lazer epilasyon yaptıracaksanız, bu sözlükte çok meraklısı olduğunu düşünmüyorum, esmer veya açık ten-açık kıl kombinasyonuna sahip olmamanız büyük bir avantaj. çünkü cihaz kıl rengine göre ışın atıyor. yani esmerseniz makine kılı tanımakta zorlanıyor. eğer açık tenli ve açık renk kıllara sahipseniz makine aynı şekilde kılları bulamıyor. ben beyaz tenli ve siyah kıllara sahip olduğum için bu konuda avantajlıydım. bu yüzden 2 seansta faydasını görmeye başladım.

sizden seansa giderken tüm kıllarınızı son 12 saat kala jiletleminizi isterler. bu çok önemli. çünkü kıllarınız ne kadar kısaysa canınız o kadar az yanar. ben bu işlemi son 6 saat kala yapıyorum artık. gerçi kıllarım eskisi kadar uzamıyor ama ne kadar kısa olursa benim için o kadar iyi.

her gidişinizde ısı biraz daha arttırılır. eğer uzman size "ısıyı arttıracağım, ister misin?" gibi saçma sapan bir soru sorarsa sakın "arttırma" demeyin. ben 3. seansımda bu salaklığı yaptım. diyorum nede bu kadar az acıyor? meğerse bu ışın etki edeceği kadar etmiş zaten. kıllarım bu ısıya alıştığı için daha yükseğini istiyor. siz siz olun acıdan korkmayın. şimdi bakıyorum 3. seans 2. seans kadar etkili olmamış. bu satırı moral bozukluğu ile dolduruyorum.

lazer işlemi bittikten sonra işlem gören yerleriniz bir süre kızarır. bu kızarıklık kişiden kişiye göre değişir. bende 1 saat sonra düzelmeye başlıyor. eczanede alabileceğiniz kremler ile bu kızarıklığın acısını giderebilirsiniz.

son olarak bu işlemi kimse için yaptırmayın. zaten o kadar acıyor ki ben sanmıyorum ki kimsenin o sedyede başkalarının beğenisi için yatsın. benim bacak kıllarımı gören uzman "cikolatali kek onları da alalım her yerin kılsız bacaklar kıllı şort giyince kötü giyinir," dedi. bende "bacak kıllarımı seviyorum," dedim ki bu doğru.

ayı sözlük itiraf

ev oğlanı olduğum günlerden nefret ediyorum. ne kadar çaresiz ve sıkıcı bir adama dönüşüyorum tahmin edemezsiniz. hani her dönem sonu hogwarts'tan dursley'lerin yanına dönen harry sendromu olur ya, onu yaşıyorum. tamam benim ailem dursley'ler kadar şişko ve kötü değiller ve sıkıcılar. ortalama bir ailenin olması gerektiği kadar. üstelik burada diğer büyücüler ile de anlaşamıyorum. hepsi muggle olmak isteyen tipler. büyü yaptıkları için tövbe eden insanlar. yazık.

alttaki yazara soracaklarım var

tabii ki chandler bing. evet o gerçek birisi değil ama şu an aklıma ondan iyi birisi gelmedi.

(bkz: hayallerde yaşıyor bazı ibneler)

alttaki yazar;

ailene gey olduğunu açıkladın ve ailen sana iki erkeğin seksi hakkında soru soruyor. nasıl cevap verirsin? ne yaparsın? ben "sakinleşene kadar sizinle konuşmuyorum xxx bey ile yyy hanım" diyip odama gidiyorum. yeterli mi sence?

penisinin ellerinden alınması gereken erkekler

erkek bedeninde doğan kadınlardan.

alttaki yazara soracaklarım var

kesinlikle söylerdim ancak ters etki etmesinden de korkardım. sonuçta ilişkileri çok ciddiyse, onlar aralarını düzeltince piyango bana vurabilirdi. bence, yani bu durumda ben olsam büyük ihtimalle samimi arkadaşıma direk gösterirdim. görmesini sağlardım. sanki hiç olaydan haberim yokmuş gibi.

altta ki yazar:

ergenliğe girdiğinde ne hissettin?

evin reisi

tamamen iç güdüsel olarak heteroseksüel çiftlerde erkekler bu görevi kendi kendilerine vermişlerdir. doğru mu? bence kesinlikle yanlış. çünkü kimsenin yönetilmeye ihtiyacı yok. kimse bir çobanın peşinden gidecek kadar koyun değil. ama durumun böyle gelişmesinin tek sebebi erkeklerin fizyolojik olarak güçlerini kadınlar üzerinde kullanmaları ve çalışma hayatında daha aktif görev almalarından kaynaklanmaktaydı. şimdi bilek gücüne dayanan işleri, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde geri planda kaldığına göre ve kadınlarda artık iş hayatında en az erkekler kadar boy gösterebildiğine göre bu durum değişmektedir.

daha hızlı değişmesinin tek yolu, kadınların daha fazla ekonomik özgürlüğünü ele almasındadır.

bir de şu "kocişim evimin direği" zihniyetli kadınlar acilen ilk intihar bombacısının eylem yapacağı uçağa binsinler. evet.

pekala diyen insan modeli

çok canımı sıkan veya anlamadığım/anlamlandıramadığım bir durum olunca "pekala" diyorum.

vücut geliştirmenin yararları

testesteron, özgüven sağlar. bu spor sayesinde bolca testesteron salgılarsınız. bu sizin kendinize daha çok güvenen bir insan olmanız sağlar.
  • /
  • 96
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1906

iğrençsin ama o kadar yol geldim sevişeyim bari

asla içinde bulunmadığımdır.

hayatımda bir kere sevişmek istemediğim birisiyle seviştim. o da hastalık gibiydi. uzun süre atamamıştım üzerimden.

artık "hayır," diyorum. "seninle sevişmeyeceğiz."

unutmayın, siz bir tanesiniz, kimseyle vakit harcamak peşkeş çekmek zorunda değilsiniz.

cinsel yönelim

herkes potansiyel biseksüeldir.

ayı sözlük'te dışlanmaktan korkmak

böyle biri/birileri var mı bilmiyorum ancak c tipi kişilik'e sahip olduklarını düşünüyorum.

vücut geliştirme

öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.

bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.

yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.

hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.

şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

erkeklerin sekse çok fazla önem vermesi. özellikle genç çiftlerin en büyük sorunu bu. seks, seks, seks. heteroseksüel bir çiftte en azından kadın ilişkinin duygusal tarafını sırtlayabilirken, bakınız lezbiyenlerin daha sağlam ilişkilerinin olması, bizde bu duygusal tarafı sırtlayacak kimsenin olmaması. bakınca otuza yaklaşmış veya otuzun üstünde geylerin ilişkileri daha sağlam. çünkü adamlar ancak belli cinsel hazzı içlerinde çürütünce ilişki yaşayabilecek kafaya gelebiliyorlar.

green apple'a cephe arkadaşları aranıyor

aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.

aranan kriterlerimiz;

-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.

hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.

onur yürüyüşünde iki kadının çırılçıplak soyunması

öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.

şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.

eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?

biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?

recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?

biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.

bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.

ayı sözlük itiraf

gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.

her boku yiyip domuz eti yemeyen tipler

bıkmadınız milletin yediğini içtiğini eleştirmeye.

başkaları sizin yaşam tarzınıza karışsa "kömsö bözö önlömöyör" dersiniz. adam belki her boku yemeyi seviyor ama domuz eti yemeyi sevmiyor, olamaz mı?





30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.

tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.

edit: 30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam beğenmedi.*

gay accountlarda feminenler ölsün akımı

genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.

ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.

bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.

ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

eksi oy verenin kim olduğunu bilmediğimiz halde bir yazarı eksici olarak suçlamak

geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.

şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*

mustafa kemal atatürk

(bkz: atam atam sen kalk ben yatam)

yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.

götten gelen kanı alna sürmek

aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!
Henüz takip ettiği biri yok.