balkondan su balonu attığım kadın gerizekalı kardeşimin kapıyı açması üzerine evi mi basmadı?
herkesin önünde artistlik olsun diye bisikletle kum tepesinde takla mı atmadım?
arka bahçedeki kedilerin üzerine balkondan işemeye çalışırken müdür yardımcısı komşumuza mı yakalanmadım?
yeni maaşını almış babamın cebindeki tüm paraları mı yakmadım?
yaşama sevincini hiç mi hiç hissetmemiş, onlarca kez ölmüş olmayı dilemiş, ne hayata, ne insanlara gerektiği değeri verememiş bir birey olarak annenizin büyükbabanızın cesedinin yanında dizlerinin üzerine çöküp ağladığını görmek. cünkü ne insanlar birbirine bu kadar bağlanabilir, ne ölüm bu kadar sarsıcı olabilirdi. ben niye ağlamıyorum, ben neden ağlayamıyorum, bende yanlış olan ne diye düşünürken ne insanları, ne hayatı, ne de dünyayı diğerleri gibi kavrayamadığını fark etmek, farklı olmak, insanlara dair bir şeyin sende eksik olduğunu anlamak.
tüm hızıyla devam ediyor. canlı performanslar baya sağlam fakat ödül alan isimlerden hoşnut değilim. yine de şakalaşmalar komiklikler falan eğlenceli geçiyor.
bagaj gayet rahat bir seçim şehirlerarası otobüslerde, izin verilmiyor diğer türlü ne yazık ki. veteriner bu tür durumlar için bir ilaç veriyor mamaya katılan ve mışıl mışıl uyuyorlar yol boyunca doza göre. tek problem bagajda sıcaklık ne durumda olur bu havalarda emin değilim. ayrıca blablacar'da çoğu sürücü evcil hayvan kabul ediyor. göz atılmasında fayda var.
son iki gündür adeta twitter'da yardırıyor. çılgın planlarından ve bir sanatçı olarak insanlığa olan bakış açısından ve yardım etme istediğinden bahsediyor. mark zuckberg 1 milyar dolar bağışlamış, iyi bir şey olacak gibi görünüyor.
manası sadakattir, bunu söyleyen kişi için sadakat ise, hornet'deki yüzsüz fotoğraflı profillerden medet ummaktan ve leş barlarda twerk sonrası tuvalette blowjob yaptığım erkeklerden vazgeçiyorum demektir. tek eşlilik kavramı bu kadar hızlı ortaya atılıyorsa bu arkasındaki "götüm sana ait, lütfen bana sadık kal kocacım" düşüncesi yüzünden, bu seksüel tek eşliliğin, ilişkideki cinsellik dışında bağımsız gelişen sadakat ve tek eşlilik sürecinin üzerine koyulmasıdır alakasız olarak, bir şeylerin hızlandırılmaya çalışılmasıdır ki bu da pek sağlıklı değil. bu tür bir ifadeyi değer yargısı olarak kullanmak, birilerini bu şekilde elinde tutmaya çalışmak, birilerine verdiğin değeri bu şekilde gösteriyor olmak aşağılık bir hareket. arzularından, tutkularından, davranışlarından, olduğu kişiden ve yediği boklardan bu kadar çabuk vazgeçen birisinin heyecanı da pek güvenilir değil. günümüzde bu tür çılgınlıklar yaptıracak tek şey aşk, fakat aşk ve biz türk eşcinsel erkekler? komik olmayın.
bir yazar olarak sözlükte yeni insanlar görmeyi seviyorum, davet edebilecek kadar arkadaş davet ettim fakat ayı sözlükten tanışıp sevgili olma* ihtimali dışında olması pek mümkün olmayan durum. ha tanıştıktan sonra bahsedersem* bu mecranın benim için anlamını ve neden burada olduğumu anladıktan sonra zaten böyle bir şey yapmaz, ben güldüğüm başlıkları atarım o da güler. çekindiğim bir şey yazdığımdan değil, sadece ilişki dinamiğinde olması gereksiz bir etmen. ama olur da bir flörtüm ile farkında olmadan burada yazıyor olayım, gerçek hayatta bunu fark ettiğimizde de burada buna dair bir şey olmaz, yazdığımız şeyleri okuduğumuzda da bir şey değişim olmaz, iki farklı yazar olarak yazmaya ve normal hayatta flörtleşmeye devam ederiz. yok efendim sevgilim şöyle, ay zirveye sikişip gelicez biz de, çok mutluyuz 2. ayımız hehe gibi saçmalıklara gerek yok. burası facebook değil.
duygusal zeka noksanlığına mütevellit paralel gelişen bir davranış bozukluğudur. yapılan kişiye olan yakınlığınız ile ters orantılıdır aynı zamanda. yine de hatırlamak gerekiyor, her insanın farklı direnci var, herkes farklı süreçlerden geçiyor, herkesin farklı bir hikayesi var, herkes farklı bir problem ve farklı bir hayata karşı mücadele ediyor. dertleri ortaya koyup sidik yarıştırmaktan, alakasız karşılaştırmalar yapmaktansa karşınızdaki insana "tamam, bununla mücadele etmenin senin için ne kadar zor olduğunu biliyorum ama bu atlatamayacağın bir şey değil inan bana" diyebilirsiniz ağzınızı yaya yaya "ya bu da sorun mu canım ben ne yarraklar yedim" demek yerine.
siz sanıyorsunuz ki sizin derdiniz çok büyük, ama karşı taraf da böyle düşünüyor. siz hayatınız boyunca mücadele ettiniz, halen ediyorsunuz, siz çabalamak zorunda olan bir kurbansınız, hayat size adil davranmadı ve diyorsunuz ki şu küçücük sorunlara takılıyorsan sen salak bir konformistsin. ama aklınıza gelince de çirkefleşiyorsunuz; senin hayatını siken sorun bir çok insanın sikinde bile olamayacak kadar gereksiz, senin tüm hayatın boyunca mücadele etmen gerekirken bir başka insan bunun için çabalamak zorunda bile kalmadı ya da onun çabasının yanında seninki küçümsenecek boyutta. utanmasanız "umarım benim problemlerimin hepsini yaşarsın ve sonunda ne hale geldiğini görürüz" diyeceksiniz. yapmayın. dert bu, insanı rahatsız ediyorsa büyüğü ya da küçüğü yoktur.
son yıllardaki seçimlerle hikayeye yön verilen oyunlar arasında bence en güzeli. karakter modellemeleri/seslendirmeleri de ünlü oyunculardır. heroes'daki claire ve mr. robot'daki elliot en bilindikleri. bunun dışında senaryo, soundtrack, atmosfer ve grafikler harika, kesinlikle oynamaya değer.
--- spoiler ---
abartılı bir şaka sonucu hayatını kaybeden 2 kız kardeş ve onlara bu şakayı yapan 7 arkadaş ve 1 adet erkek kardeşin kazadan 1 yıl sonra ailenin sahip olduğu dağ evindeki buluşmasıyla başlayan, her seçimin ciddi anlamda hikayeyi şekillendirdiği, beni baya korkutan, sonunda 7 kişiyi hayatta tutabildiğim oyun. yaptığınız seçimlerle 8'i ölebiliyor da, hayatta kalabiliyor da. iyi yazılmış ve kullanılan klişelerin hiçbirinin rahatsız etmediği korku/gerilim oyunu. detaylara dikkat edilmesi ve bulunan her kağıt parçasının okunması hikayeyi anlamak için şart ama totemler bence çok gereksizdi.
--- spoiler ---
ben atatürk ilke ve inkilaplarından sonra yemin ediyorum disipline girmiş laik bir bey olarak, sen kimsin beni yargılıyorsun? sen kimsin? sana bir tavsiyem, yazık o git türbanlı first lady'ine sahip çık önce. inşall*h all*h seni şeriat ile terbiye etmesin. inşall*h all*h seni, o geride bıraktığın teokrasi ile terbiye etmesin. sen çok alçak bir adamsın, çok alçak. insanlara belden aşağı vuracak kadar. senin akıl hocalarını da biliyorum. senin akıl hocaların, kendi karılarının çektiği zikirlere baksın. hepsini çıkarırım! oğlum ayağınızı denk alacaksınız. herkes ayağını denk alacak! öyle kolay değil bu laik hukuk devletinde ahkam kesicem, beni hükümet.. seni kim koruyor hangi hükümet o, hangi islam hükümeti seni koruyor! kim?? herkesten hesabını sorarım. kimse bana bu konuda konuşamaz. dört dörtlük yaşayan, bu memlekette çalışıp, atatürk gibi çalışıp tc nene hatun gibi yaşamaya çalışan, evladını ailesini en iyi derecede yaşatmaya çalışan, aslan gibi nutuğunu okuyan, rakısını içen. ne yaptınız ulan siz? ne yaptınız! nerde ne yaptın! pis! yediği kapıya pisleyen dindar adam. onu bile bir adamlık sayıyorsun, o bile bir adamlık değil. git şeytan taşla be. yediğim kaba pislemem be ne olursa olsun. git ulan kendini recm et. kendimi recm ettiririm, öyle bir laik beyim biliyor musunuz? seküler çatı altında yemek yediysem, o insanlar ne olursa olsun, beni ilgilendirmez arkadaş. görmedim bilmiyorum derim be!
aklıma yüzüklerin efendisindeki nazgulleri getiren grup. onlar da böyle 9 kişi falandı, sonra sauron bunları köle yaptı, siz kendinize mukayyet olun ama tamam mı?
camilerden zombilere karşı halkın meydanlara inmesi istenir, halk meydanlara inip zombiler tarafından öldürülür, zombi nüfusu on katı artar, bim yağmalanır, herkes güvenli ve ıssız bölge olarak beylikdüzü'ne doğru yola çıkar, bulgaristan sınırından avrupa'ya oradan da kuzeye kaçma planları yaparken hayatımın aşkı ile tanışırım, hayatımın aşkı köşeye sıkıştığımız bir sokakta beni öperek kendisini fena eder, ben de laboratuvara kapanıp köpeğimle zombiler üzerinde deneyler yaparım, hiçbir sonuca ulaşamayıp sıkılıp bi hava almaya çıkarım, çıktığımda dünyadaki tek insan olduğumu fark ederim ve f16'ım ile manhattan sefalarında kendimi fırlatıp empire state'in tepesine inip twerk yapıp aşağı atlarım, düşerken hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçer, yere çarpmadan sıkıntıdan ölürüm.*
olmayan savaş. zira kürdistan diye bir yer yok. sosyal medyada duyar kasmak yerine siktirip gidip savaşın varsa da.
edit: ya melis bence de halkların kardeşliği hdp kürt hakları falan şöyle uzan da seni bir sikeyim.
sevgili tarkan ile olan işbirliğim sonucunda 2 dakika önce yazdığım şarkı.. tüm sevenlere gelsin..
hornet'den yatağına bir yol varsa
bu aşktır elbet
çıplak fotoğrafın yetti bana
kalktı bir kıyamet
aç kapını, ben geldim
giydiğim siyah boxer
zevk suyuyla beslerim seni
poppers yerine koklarım seni
anüsümün tüm duvarları senin
sen inlet, ben sikerim seni
masaüstünde sikerim seni
sikerken uyuturum seni
penisimin tüm damarları senin
ben seni sikerim seni
tut donumdan çek götür beni
hüüüüp diye içine çek döllerimi
sadece aktifsen bu seks olmaz
bunu yaz bir yere
sarılıp yatmazsam sikim girmez götüne
dünya sikimde değil
olmuşum sana pervane.....