marvel evreninde bir mutant, eski x-men. kendisi magneto'nun kızı olan lorna dane'dir.
lorna'nın çocukluğu hakkında pek birşey bilinmez. bilinenler genç yaşta cyclops'un erkek kardeşi havok ile tanışıp ona aşık olmasıdır. x-men'e katıldıktan sonra magneto'nun kendi babası olduğunu öğrenir ve zaman zaman onun yolundan giderken zaman zaman da ekip arkadaşlarının yanında kalır.
polaris de babası gibi manyetik kontrol yeteneğine sahiptir. ama yetenekleri genelde savunma amaçlı kullanılır çünkü çok gelişmiş değildir. saçları doğuştan yeşildir.
x-men evreninde telepatik mutantlardan biri. eski villian, yeni x-men. tam adı emma grace frost.
emma, ingiliz asıllı zengin bir boston ailesinin 4 çocuğundan biridir. ailede emma dışında herkesin çeşitli maddelere bağımlılığı varken emma temiz kalmayı başarmıştır. ailesindeki herkes babalarından korkar.
babası tüm servetini emma'ya bırakmaya karar verdiğinde emma bunu reddeder ve evini terkeder. başladığı üniversitedeki oda arkadaşı da kendisi gibi bir telepattır ve emma'nın karakterini inanılmaz etkiler.
üniversiteden sonra duygularını bastıran, zekasını insanları yaralayacı yorumlarla belli eden emma, hellfire club üyesi sebastian shaw ile tanışır. sebastian'ı gözlemleyerek erkeklerin isteklerinin ne kadar basit olduğunu öğrenir ve onun yolundan ilerleyerek ailesinden daha zengin olmayı başarır. hellfire club, x-men ile çeşitli sorunlar yaşdığından emma jean grey tarafından komaya sokulur. uyandığında hellfire club'dan ayrılır ve hellions adını verdiği bir ekip kurarak onları eğitmeye başlatır. fakat hellions ekibindeki herkes öldürülünce emma depresyona girer ve ona yardım eden kişi prof. xavier (x-men'in lideri) olur. daha sonra emma, başka bir x-men olan bahnsee ile yeni genç mutantları eğitmeye başlar. o grup da dağıldıktan sonra genosha'ya yerleşerek orada öğretmenlik yapmaya devam eder. genosha adasının patlatılmasından sonra ise x-men'in kalıcı bir üyesi olur ve zamanla jean grey ile evli olan cyclops'a aşık olur. ikilinin ilişkisi jean'in ölümünden sonra resmiyet kazanır. emma, prof x x-men'i bırakınca cyclops ile ekibin liderliğini üstlenir.
emma'nın temel yeteneği telepatidir. bu yeteneği prof x'in yeteneği kadar gelişmiştir. ikinci yeteneği (secondary mutation) ise vücudunu organik elmasa çevirebilmesidir. bu durumda aşırı şekilde güçlü olur ve telepatik saldırılara karşı bağışıklık kazanır ama telepatik yeteneklerini kullanamaz.
x-men serisinde jean grey'in kullandığı mutant kod adlarından birisi. diğeri için: marvel girl
jean dünya üzerinde bulunan sayılı omega level mutanttan biridir. telepatik ve telekinetik yetenekleri vardır. telepatik yetenekleri bir insanın tüm varlığını (anılarını, duygularını, karakterini) parçalayıp dünya üzerindeki her insanın içine ufak bir parça gönderecek kadar güçlüyken telekinetik yetenekleri gezegenlerden tutun atom altı parçacıkları kontrol edebilecek kadar kuvvetlidir. bu kadar güçlü olmasından dolayı yeteneklerini zaman zaman kontrol edemez.
jean ile ilgili en illginç konulardan biri ise kod adının geldiği phoenix force. phoenix force, bazı kaynaklara göre jean'in ekstrem yeteneklerinin bir manifestosuyken kimilerine göre ise jean'in de bir parçası olduğu çok yaşlı (big bang'in alevlerinden doğan) bir tanrıdır. işin sıkıntılı kısmı ise phoenix force'un insan duygularına yabancı oluşu ve jean'in duygularını deneyimlediğinde kötü duyguları (nefret, şehvet, kontrol) daha çok sevmesidir. tabi bir de anka kuşu olduğundan ölse bile her seferinde geri gelmeini işe katmak gerekir.
adından da anlaşılacağı üzere kocaeli'de bulunan 2 üniversiteden biridir. ana kampüsü umuttepe'dir ve şu anki rektörü prod dr. sadettin hülagü'dür. kampüs bir aralar türkiye'nin en iyi kampüslerinden biri olsa bile (belki hala öyledir bilmiyorum) yokuşlu olduğu, kışları çok soğuk olduğu ve merkeze uzak olduğu için öğrenciler tarafından pek sevilmez.
zengin çocuk fakir kıza aşıktır. aynı zamanda zengin çocuğun arkadaşı güvenilmez, piç zengin kankası da ya kıza aşıktır ya da kızı emüklemek istemektedir. aynı zamanda başka bir kadın başroldeki zengin çocuğa aşıktır. bu nedenle bu diziler gerçek hayatta yaşansaydı çoğunlukla orgy ile biterlerdi.
afro-amerikan aktris. kanımca hollywood'da ırkçılıktan en çok çeken oyuncudur. şu kadının yaptığının %5'i kadar rol yapabilen ingiliz aktrisler oscarları evlerine götürürken bu ultra şahane şahsiyet zar zor adaylık alabilmektedir. kendisini doubt, how to get away with murder gibi yapımlarda izleyebilirsiniz ki doubt'taki tek sahnesiyle beni oyunculuğuna hayran bırakmıştır. ayrıca suicide squadda da yer almıştır.
uzun süre perukla takıldıktan sonra (afro saçlarından dolayı) sikerler diyip perukları atmış kendi afrosuyla özgür takılmaktadır.
hayatı son derece zorlaştıran kişilik bozukluğu tipidir. insanlara güvenememe, sürekli haksızlığa uğradığını düşünme, sevilmediğini ve değer görmediğini hissetme gibi reaksiyonlar verirler. sosyal olarak uyumsuz, yalnızlığı seven, öfke kontrol problemleri olan kişilerdir. genelde duygularını göstermezler.
bu kişilik bozukluğu psikolojik terapi ile kontrol altına alınabilir. bu terapiye genelde ilaç da eşlik eder.
kişisel bir pencereden bakmam gerekirse, bende de olan bu bozukluk (kendi kendime teşhis koydum) okulda benim verimsiz olmama neden oluyor. hocam dahil kimseye güvenmiyorum. özel hayatımda ise birileri ile tanışmak zor olmasa da o insanlara güvenebilmek neredeye imkansız. hep bir sızlanmalar var. bu da insanların kafasını karıştırıyor sanırım.
uzun zamandır bildiğim ama bir ay öncesine kadar dinlemeye tenezzül etmeyerek salaklık yapmış olduğum gruptur. son vokalleri geceleri en "dirty" rüyalarımı süslemektedir.
yunan mitolojisindeki savaş tanrısıdır. athena ile arasındaki temel fark athena'nın barış ve "stratejik" savaş tanrıçası olmasıdır. ares ise saf gücü ve barbarlığı temsil eder. dardanel bölgesine* hüküm sürdüğüne inanılırdı. en sevilmeyen ve kıskanç tanrı olduğuna inanılırdı. hephaistos'un eşi aphrodite ile ilişkisi vardı ve hephaistos tarafından yakalanmıştı. babası zeus tarafından bile pek sevilmezdi ve genellikle sorun çıkarırdı.
şaşırtmamış oluşumdur. önyargılarımdan dolayı değil deneyimlerimden dolayı biliyorum ki dini inancı kuvvetli olan insanlar sapkınlıklara daha yatkın oluyorlar.
ayrıca, bir adamın erkek çocuğunu (10 yaş civarındaki) tecavüz etmesi eşcinsellik değildir. pedofilidir bu. bu tip pedofililer illa ki yetişkin erkeklerden hoşlanacaklar diye bir kaide yok zira.
kadın vokalli metal grupları, yunan mitolojisi, popüler bilim (ne kadar bilgili olunabilir orası da tartışılır, geniş bir alan zira), pokemon, x-men, marvel evreni.
x-men evreninde telepatik mutantlardan biri. eski villian, yeni x-men. tam adı emma grace frost.
emma, ingiliz asıllı zengin bir boston ailesinin 4 çocuğundan biridir. ailede emma dışında herkesin çeşitli maddelere bağımlılığı varken emma temiz kalmayı başarmıştır. ailesindeki herkes babalarından korkar.
babası tüm servetini emma'ya bırakmaya karar verdiğinde emma bunu reddeder ve evini terkeder. başladığı üniversitedeki oda arkadaşı da kendisi gibi bir telepattır ve emma'nın karakterini inanılmaz etkiler.
üniversiteden sonra duygularını bastıran, zekasını insanları yaralayacı yorumlarla belli eden emma, hellfire club üyesi sebastian shaw ile tanışır. sebastian'ı gözlemleyerek erkeklerin isteklerinin ne kadar basit olduğunu öğrenir ve onun yolundan ilerleyerek ailesinden daha zengin olmayı başarır. hellfire club, x-men ile çeşitli sorunlar yaşdığından emma jean grey tarafından komaya sokulur. uyandığında hellfire club'dan ayrılır ve hellions adını verdiği bir ekip kurarak onları eğitmeye başlatır. fakat hellions ekibindeki herkes öldürülünce emma depresyona girer ve ona yardım eden kişi prof. xavier (x-men'in lideri) olur. daha sonra emma, başka bir x-men olan bahnsee ile yeni genç mutantları eğitmeye başlar. o grup da dağıldıktan sonra genosha'ya yerleşerek orada öğretmenlik yapmaya devam eder. genosha adasının patlatılmasından sonra ise x-men'in kalıcı bir üyesi olur ve zamanla jean grey ile evli olan cyclops'a aşık olur. ikilinin ilişkisi jean'in ölümünden sonra resmiyet kazanır. emma, prof x x-men'i bırakınca cyclops ile ekibin liderliğini üstlenir.
emma'nın temel yeteneği telepatidir. bu yeteneği prof x'in yeteneği kadar gelişmiştir. ikinci yeteneği (secondary mutation) ise vücudunu organik elmasa çevirebilmesidir. bu durumda aşırı şekilde güçlü olur ve telepatik saldırılara karşı bağışıklık kazanır ama telepatik yeteneklerini kullanamaz.
x-men serisinde jean grey'in kullandığı mutant kod adlarından birisi. diğeri için: marvel girl
jean dünya üzerinde bulunan sayılı omega level mutanttan biridir. telepatik ve telekinetik yetenekleri vardır. telepatik yetenekleri bir insanın tüm varlığını (anılarını, duygularını, karakterini) parçalayıp dünya üzerindeki her insanın içine ufak bir parça gönderecek kadar güçlüyken telekinetik yetenekleri gezegenlerden tutun atom altı parçacıkları kontrol edebilecek kadar kuvvetlidir. bu kadar güçlü olmasından dolayı yeteneklerini zaman zaman kontrol edemez.
jean ile ilgili en illginç konulardan biri ise kod adının geldiği phoenix force. phoenix force, bazı kaynaklara göre jean'in ekstrem yeteneklerinin bir manifestosuyken kimilerine göre ise jean'in de bir parçası olduğu çok yaşlı (big bang'in alevlerinden doğan) bir tanrıdır. işin sıkıntılı kısmı ise phoenix force'un insan duygularına yabancı oluşu ve jean'in duygularını deneyimlediğinde kötü duyguları (nefret, şehvet, kontrol) daha çok sevmesidir. tabi bir de anka kuşu olduğundan ölse bile her seferinde geri gelmeini işe katmak gerekir.
desteklediğim açıklama. şöyle anlatayım, ben bilime inanan bir insanım. darwin'in eserini okudum ve doğal seçilimin ne olduğunu biliyorum.
eğer, bir insan diyanet'in verdiği fetva ile (ki dinler bile hayatın değerli olduğunu söylerler) ölüme gözünü kırpmadan gidiyorsa bence ölmeyi hakediyordur, doğal seçilimdir bu.
ama, çocuklara bunu emretmek, 7 - 8 yaşındaki çocuklara ölümü, şehit olmayı, hayattan vazgeçmeyi güzel birşey gibi düşünmek... iğrenç...