sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

dalgalanan gökdelenler

plynace wiezowce

2013 yapımı bir polonya filmidir plynace wiezowce veya ingilizce adıyla floating skyscrapers, türkçe çevirisiyle dalgalanan gökdelenler.

--- spoiler---
genç bir adam var... küçük yaştan beri yüzmeyle uğraşıyor. profesyonel olma yolunda. annesinin evinde, sevgilisi olan kızla ve annesiyle yaşıyor. günün birinde bir başka genç adama, ki bir gay, ilgi duymaya başlıyor ve olaylar gelişiyor...

---- izlerken başlangıçta sıkıcı geldi, daha sonra biraz film kendini toparladı. yine de sanki bir kısa filmden yola çıkıp da, onun zoraki uzatılmış hali gibiydi. yönetmenin acemiliğinden olsa gerek. yine de izleniyor...
--- spoiler ---

imdb: http://www.imdb.com/title/tt2776106/

(bkz: eşcinsel temalı filmler)

floating skyscrapers

lgbti temalı filmler

fener

haliç'e bakan tarihi ve enteresan bir istanbul semti. fener rum patrikhanesi buradadır. 1960'lara dek rum nüfusun belli bir ağırlıkta olduğu semtti.

fil

(bkz:#119688)'de de bahsi geçen, başlangıçta bulunduğu karenin rengine göre, dört yöne, önü boş olduğu müddetçe ve satranç tahtasının sınırları izin verdiği kadar gidebilen, önüne çıkan taşı alabilen satranç tahtasındaki fil, dört çeşittir:

a) beyazlar'ın beyaz fil'i (beyazlar'ın altta olduğu pozisyonda ve başlangıçta şah'ın sağında)

b) beyazlar'ın siyah fil'i (beyazlar'ın altta olduğu pozisyonda ve başlangıçta vezir'in solunda)

c) siyahlar'ın siyah fil'i (siyahlar'ın üstte olduğu pozisyonda ve başlangıçta şah'ın sağında)

b) siyahlar'ın beyaz fil'i (siyahlar'ın üstte olduğu pozisyonda ve başlangıçta vezir'in solunda)

ayı sözlük ikinci heybeliada zirvesi

zirveye gidecekler için dileğim: kazasız belasız gidip dönmeleri ve iyice eğlenmeleri, keyifli vakit geçirmeleri.

ayı sözlük yazarlarından aforizmalar

riskini dağıtamayanı, risk dağıtır.*

filler tepişir çimenler ezilir

filler ve çimen

hayat çok garip filler sikişiyor

orgazm

la petite mort

fransızca " küçük ölüm" anlamına gelen söz. küçük ölümden kasıt, kuvvetli orgazm sırasındaki his yoğunluğundan, zirve noktasında bir anlık hissizliğe geçiştir ki, bu "hissizlik hissi", ölüme benzetilip, ölümün küçüğü olarak anılır.

küçük ölüm

bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi

" bdsm" ilişkilere soğuk bakan kişidir.**

ayı sözlükçülerin şu an ihtiyacı olan şey

eski bir şehrin sokaklarında elini tutup yürümek seninle saatlerce ve soluklanmak bir kahve ile, su ile; sonra yeniden yürümek, hep yürümek ve yürürken senle ben, birbirimizin nefeslerinin zevkine varmak.

sözlükçülerin nick hikayeleri

gerçek adlarımdan biri... ayı sözlük'e kaydolma aşamasındayken yeni bir " nick" edinmek istedim özel nedenlerle. burada henüz yazmaya başlamış sevdiğim ve saydığım bir kişi ile bir yerlerde sohbetteydik o esnada, "neden adını nick yapmıyorsun?" gibisinden sorunca, aklıma yattı ve o şekilde kaydoldum ve karşınızdayım işte!

düşün ki o bunu okuyor

sevgilim, bana hep sevgilim de, yüzüme diyemediğinde ruhuma de, hissederim seni uzaklarda olsan bile. tükenişin, bir bitişin değil, bir başlangıcın işareti. hep seni düşünüyorum; düşüncelerim seninle dolu. tükenişin tamamlandığında yanına bak; orada olacağım ve bana sarılacaksın sımsıkı biriciğim. birlikte kalplerimizdeki oksitlenmeyi kazıyacağız; ışıl ışıl parlayacak kalplerimiz ve tekleşeceğiz yeniden. mutluluk anlıktır. o anları da yakalayacağız ve sevip bırakacağız özgürlüklerine yeniden; başka aşıklara da yaramalı bu olumlu anlık enerjiler!

çok geç değil. öldük derken, yaşadığımızı anladık. sevdik. çok sevdik. çok az kula nasip olacak bir sevgi bahşedildi bize. ayrılık varsa kavuşmak da var. çok geç değil; çıkmadık candan umut kesilmezmiş. çok geç değil. aldığımız nefes aynı atmosferden. çok geç değil; aynı zaman diliminde yaşıyoruz. çok geç değil çünkü yüzümüzü kızartacak şeylerimiz olmadı ötekine karşı. çok geç değil, çünkü aşk var hala. sinüs dalgaları çizen, inen-çıkan bir aşk ama hep ileri gidiyor, gidecek, gelecek var çünkü. gelecek yok değil. var.

sonsuzlukta eriyecek bir aşksa bu aşk, bir gün bitmez elbet.
yolun sonunu buradan göremiyoruz. karanlık veya aydınlık olduğunu bilemiyoruz. bilemeyince, karanlık deyip geçiyorsun. oysa ufacık bir ışıktan fazlası var; hissediyorum. apaydınlık! zorlamaya değil, akışa bırakmaya ihtiyacımız var; akışta kalınca, olacağı varsa, ki var diye inanıyorum, olur. korkmadım, korkmuyorum. korkan sendin ve bunu itiraf ettin. sonra rollerimizi değiştik bir güzel. vardım, hep vardım, olacağım. ikimiz de varız. yetiştin bana, yetiştim sana. gör artık gör. iyice bak, ruhumun derinliklerine bak ve samimiyetimi gör. birbirimizden başka kaybedeceğimiz yoktu. birbirimizi kaybetmeyi seçmedik. an geldi ve oluverdi. başka etkenler yüzünden... bilirsin. güven bana ki, sana güveneyim. evrildim. sen de evril. gel yanıma, gir içime gönlümün sahibesi.

çaresiz değilsin, korkma. gitmedim be kadın! buradayım, içindeyim. başka gelen olmayacak ve godot da değilim! uykumun geldiği gibi gel bana, usulca gel ve sarıl arkamdan. hissedeyim memelerini sırtımda...*

stephen hawking camisi

" liberland'da mı yapılsa acaba?" diye kafa yorduğum ibadethane.

ev kuşu

  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.