sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

saydamlık

saydam

şeffaf

türkçe karşılığı saydamdır. maddenin ışık, görüntü geçirgenliği olma durumu.
mecazi olarak, sırların olmaması, açık ve sorgulanabilir olma hali.

(bkz: şeffaflık)

şeffaflık

gizlemeden, saklamadan, aleni olarak bir işi yapmak, kotarmak. sırların olmaması.
devlet ve kurumlar adına, hatta bireyler için de, uygulanılması arzulanan ilke.
şeffaf olma durumu.

masaüstüne pornolar adında klasör açmak

tuğçe kazaz'ın domuz öldürüp bunla övünmesi

" cehalet" olarak bile kendime açıklamakta zorlandığım hadisedir.

bila tefrik-i cins ü mezhep

" cins, mezhep ayırmaksızın" anlamındaki osmanlı türkçesi kalıptır.
bilâ tefriki cinsü mezhep, bilâ tefrik-i cins-ü mezhep vb. şeklinde de yazılır.
geniş anlamıyla, dil, din, ırk, cins, mezhep gibi bir kısmı doğuştan gelen, bir kısmı ailevi nedenlerle ve içine doğulan ortam yüzünden oluşan, kişisel özelliklere göre, ayrım yapmamak anlamında, ayrımcılık karşıtı, birleştirici bir sözdür.
bilhassa osmanlı imparatorluğu'nun çöküş sürecinde, osmanlı halklarını birarada* tutma amaçlı kullanılan bir söylem olagelmiştir.

007

ian fleming

james bond karakterinin yaratıcısı. romanlarından sinemaya uyarlanmıştır james bond.

james bond

"my name is bond, james bond."* cümlesiyle kendini tanıtır filmlerde yeni tanıştıklarına james bond karakteri.

yaratıcısı ian fleming'in romanlarından beyaz perdeye uyarlanmıştır james bond.

(bkz: 007)

asla asla dememek

ingilizce " never say never again" karşılığı sayılır ve bu adda çekilmiş, sean connery'li, kim basinger'li bir james bond filmi vardır;
never say never again (1983) : http://www.imdb.com/title/tt0086006/

un kurabiyesi

artificial intelligence

ingilizce, yapay zeka anlamındadır.

(bkz: ai)
(bkz: yapay zeka)
(bkz: deep dream)

ai

yapay zeka

deep dream

http://psychic-vr-lab.com/deepdream/ 'dan görülebilecek, google'ın yapay zeka** ile ilgili yaptığı bir proje.
amaç, sisteme eklenen görüntünün, sistemdeki (google - görseller) diğer görüntülerle eşleştirilmeye çalışılıp, yapay zekanın kaç değişik şekilde bilgiyi işleyebileceğinin saptanması ve bu durumun geliştirilmesinin, yapay zekanın görüntülerin ortaya çıkarılışı üzerinden açıklamasının yapılmaya çalışılması, çıkarılması. şu an " beta sürümü" aşamasında olan deep dream'de, yakın zamana kadar fotoğraf yüklenebiliyordu. giriyi yazdığım sırada bu özellik geçici olarak kaldırılmış; her an açılma olasılığı var yeniden. bu özellik çalışmadan da, sistemdeki görsellerin, yapay zeka tarafından rüya* konseptinde işlenişini görmek mümkün. " psychedelic" şeyler!

sonradan gelen ek: fotoğraf yükleme açılmış.

oscar wilde

de profundis

oscar wilde'ın bir mektubu / eseri.

mahkumken, eşcinsel sevgilisi lord alfred douglas'a yazdığı itirafname denebilecek bir mektuptur.
latince, derinliklerden, derinlerden anlamına gelir de profundis ve " zindan"dan, " hapishaneden" üst anlamını taşır.

lord alfred douglas, oscar wilde'ın servetini kısa bir zaman zarfında tüketmesine, sefih bir yaşama düşmesine neden olmuş biridir. wilde'ın yazarlığını, sanatını da sekteye uğratmıştır douglas. wilde, bunu bilir ama bırakamaz bir türlü; sevmektedir douglas'ı ve ona zaafı vardır. aşkın nasıl nefrete dönüştüğüne, korkunç sitemlere, düş kırıklığının getirdiği hüzün ve kederin izlerine tanıklık edilebilir de profundis'te.

de profundis, bir tür iç hesaplaşmadır aynı zamanda. douglas'a " bosie" adını takmıştır wilde. neticede, hapishaneden uzun bir mektup, yani de profundis'i yazarak bosie'ye, hem kendini rahatlatmıştır oscar wilde, hem de günümüze, yaşadıklarından biraz daha bırakmıştır.

kitap haline getirilmiş de profundis, türkçe'ye defalarca çevrilmiştir. sanırım şu an can yayınları'ndan olanı en günceli ve andre gide'in önsözüyle sunuluyor okuyucuya...

(bkz: oscar wilde)

ldr

ingilizce olarak "long distance relationship"´in kısaltmasıdır.

(bkz: uzak mesafe ilişkisi)

uzak mesafe ilişkisi

10.000 km (2014) adlı bir ispanyol filminde de işlenmiştir uzak mesafe ilişkisi

uluslararası sohbet ortamlarında ldr* olarak kısaltması kullanılır.

bu tür ilişkiler kanımca iki ana türe ayrılmalı:
a) birbirini daha önceden hiç tanımadan, internet vb. üzerinden başlayan ve yürüyen ilişkiler.
b) birbirini tanıyıp da, mecburiyetten, tayin, eğitim gibi nedenler yüzünden geçici olarak ayrı düşülmesi şeklindeki ilişkiler.
  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.