sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

profiterol

istanbul - beyoğlu - istiklal caddesi'nden yaklaşık üç yıl önce çıkarılan ve yakın geçmişte aynı muhitte bir ara sokağa, mis sokak'a taşınmak zorunda kalan tarihi inci pastahanesi'nin mucidi olduğunu iddia ettiği, büyük olasılıkla biraz değiştirilmiş de olsa, fransız asıllı bir tatlıdır.

beyoğlu'nun incisi söndü: http://www.milliyet.com.tr/beyoglu-nun-i...

yeni mekandaki inci pastahanesi'nin facebook sahifesi: http://tr-tr.facebook.com/pages/Inci-Pas...

not: yakın zamanlara kadar paket kağıtlarında, logosunda vb. "pastanesi" değil, "pastahanesi" ibaresini kullanır ve yaşatırdı inci.

(bkz: inci pastanesi)

bamya

sarıyer

tarabya, yeniköy gibi boğaz köylerini bünyesinde barındıran bir istanbul ilçesidir.

kanyak

fransa'nın cognac ( konyak) yöresinde üretilen ve aynı adı taşıyan içkiler tescilli olduğundan, ülkemizde tekel tarafından zamanında üretilen benzer nitelikteki içkiye, konyak yerine kanyak denmiştir ki, kan ve yak hecelerinden / sözcüklerinden oluştuğundan, ayrı bir güzelliğe sahip sözcüktür aynı zamanda kanyak. (bkz:#255203)'de, o eski tekel kanyağının hala özlemle anıldığı görülebilmektedir.

kaçak göçmenleri kafese kapatmak

insani bir davranış değildir ama bir yunan sahil güvenliğinin göçmen botlarına ateş açıp batırarak onları ege'de ölüme terketmesi gibi de değildir.

ayı sözlük'teki herkesi ayı veya ayısever sanmak

en azından, ayı sözlük'teki herkesin ayı olmadığı, istatistikler'den, "genel" / "yönelime göre" tıklanarak görülebileceğinden, ne kadar saçma bir düşünce içerdiği ve yanılgı dolu bir başlık olduğu anlaşılabilecek bir başlıktır.

can

bir alman krautrock grubunun adı. 1960'ların sonları ve 1970'lerin başlarında parlamıştır. deep end (1970) filminin soundtrack'inde bulunan mother sky parçası unutulmazdır.

(bkz: krautrock)
(bkz: kraut)
(bkz: ege bamyası)
(bkz.: (bkz:#254512))

ege bamyası

alman " can" grubunun 1972'de çıkardığı bir albümün adıdır.

albümden bir parça:

can:ege bamyasi-soup part 1/2 :


(bkz: krautrock)
(bkz: kraut)

grup vitamin

u can't touch this

grup vitamin bu şarkıya karşı, bir atakta bulunmuştur zamanında!

grup vitamin - dokundurabilirsiniz u can't touch this (dokundur) :

serdar ortaç'ın dünya çapında bir sanatçı olması

"dünya'nın çapı o kadar küçük mü?" diye sordurtan bir başlıktır.

ayı sözlük yazarlarının sevdiği içkiler

sebt

günler bizdeki, çağdaş toplumlardaki gibi geceyarısından geceyarısına olmadığından, havanın kararmasıyla başlayıp, ertesi gün havanın kararmasıyla bittiğinden, aslında cuma günü havanın kararmasından, cumartesi günü havanın kararmasına kadar geçen süredir. gün bitiminde yani cumartesi günü havanın kararmasına yakın bir zamanda, özel bir yemekle kutlanır.

lara

1) antalya'da plajlarıyla ünlü bir semt.

2) mitolojide bir nymph**.

3) boris pasternak'ın ünlü dr.zhivago* romanında ve bu romandan uyarlanan filmde ana kadın karakterin adı.

4) bir türk şarkıcının sahne adı.

5) ...

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

iron butterfly - in a gadda da vida - 1968 (original full version) cd sound & 3d video



in a gadda da vida, honey
don't you know that i love you?
in a gadda da vida, baby
don't you know that i'll always be true?

oh, won't you come with me
and take my hand?
oh, won't you come with me
and walk this land?
please take my hand

in a gadda da vida, honey
don't you know that i love you?
in a gadda da vida, baby
don't you know that i'll always be true?

oh, won't you come with me
and take my hand?
oh, won't you come with me
and walk this land?
please take my hand

in a gadda da vida, honey
don't you know that i love you?
in a gadda da vida, baby
don't you know that i'll always be true?

oh, won't you come with me
and take my hand?
oh, won't you come with me
and walk this land?
please take my hand

alexis tsipras

rakı mezeleri

---arabesque mode on---
rakının tek mezesi gözyaşıdır!
---arabesque mode off---

deniz ürünlerini sevdiğimden, rakıya meze olarak mutlaka deniz ürünü isterim. karides, kalamar gibi... sushi* gibi bilinen deniz ürünü içeren atıştırmalıklar dışında, deniz ürünleri içeren japon mutfağını tercih ederim. sake* de rakının yerini alabilir kimi zaman!*
bunlar dışında, kaliteli bir beyaz peynir olmazsa olmazlarımdandır.

istimna

arapça'dır.

"istimna bi'l yed" = "el ile mastürbasyon"...

ilkokulda statü farkı yaratan nesneler

efendim, bizim zamanımızda 0.5 uçlu kalemler yeni çıkmış idi. renk renk, cins cins kalemlerden alınır, adeta koleksiyon yapılır idi. filhakika, uçları bitenlere uç verilmez idi! akabinde 0.7 uçlular çıkmış ve bunlardan ilk alanların sözde statüsü daha da bir fazlalaşmış idi. bu post-efsane masal da burada bitmiş idi.

boş işler...

david cronenberg

  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.