sinan

Durum: 2308 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34252 - Sözlük Kaşarı

Live Seviyesi: Yayıncı

12 yıl önce kayıt oldu.
5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 116

seks objesi olarak görülmek istiyorum

ayı sözlük yazarlarının uyku süreleri

düzensiz. düzensizliğin düzeninde bir düzen içeren düzensizlik.

insomnia'dan veya çalışmaktan değil; yaşama, yaşamaya ve hobilere daha çok zaman ayırma çabasından.

genelde iş yoğunluğuma ve ertesi günün programına göre değişkenlik gösteriyor.

bazen 2 saat. bazen 2+2=4 saat, bazense 6. sürenin uzunluğundan ziyade, uykunun kalitesine önem veririm. gürültülü, ışıklı, ısısı çok ya da az ortamlarda uyuyan kişi, ne kadar uzun uyunursa uyunsun kaliteli uyuyamaz. nisbeten kısa süreli ama yalıtılmış ve uykuya elverişli bir ortamda uyulmuşsa, daha çok dinlendirici olacaktır uzun ama rahatsız bir uykuya göre. gündüz uykularında, olası gürültüler için kulak tıkacı, perdelerin kesemediği güneş ışığı içinse iyi bir uyku maskesi öneririm.*

uzun süre az uyuduğumda 8-10 günde bir de 7-8-9 hatta 10-11 saat olabiliyor uyku sürem. sonra yine kısa ve parçalı uykulara devam...

isp

ingilizce olarak açılımı "internet service provider" olan kısaltma.

(bkz: iss)

iss

sinefil.com

sinemayı, filmleri, filmlerin dünyasını seven ve bunları takip eden, tarihsel, kurgusal, teknik açıdan ve sanatsal olarak sinemanın gelişim sürecini analiz edebilecek kapasitesi olan kişi.

sinemasever olarak türkçe karşılığı olsa da, sinefil, sinemasever bireyin bir üst sürümü olarak algılanmalı çünkü malum çevrelerde öyle bir nüans yakalanmış ve öyle de gidiyor...*

sömürgecilik

parmak arası terlik

(bkz:#242162)´de dendiği gibi, yürünürken çıkardığı seslerin benzetiminden olsa gerek, bu terlikler "flipflop" diye de bilinir dünyada.

çinli pipisi

penis yüzüğü denen aletin mucitlerinin pipisidir.

(bkz: cock ring)

lgbti temalı filmler

tiresia

tiresia, 2003 - fransa ve kanada ortak yapımı bir film. filmin dili fransızca ve biraz da portekizce. bir yerlerde türkçe altyazısı mevcut.

--- spoiler---
brezilya'dan fransa'ya kaçak olarak gelmiş bir transseksüel olan tiresia, bir rahip tarafından kaçırılır ve olaylar gelişir...

buradan sonrası, alıntıdır:" brezilyalı muhteşem güzelliğe sahip bir transeksüel olan tiresia, paris'in varoşlarında erkek kardeşiyle kanunsuz olarak yaşamaktadır. terranova ise, şiirsel düşüncelerle çevrelenmiş tiresia'ya, bir gül kadar değer vermektedir. terranova, tiresia'nın kendisinin olması için onu kaçırır. gerekli hormonlardan yoksun olan tiresia, gözlerinin önünde değişmektedir.

terranova, tiresia'yı kör eder ve ülke sınırında bir yerlere bırakır. anna adındaki bir kız tarafından bulunan tresia, kuvvetli önsezilere sahip olduğunu farkeder. kilisedeki bir kahinin yokluğu, kilisenin düzenini bozmaya başlamıştır, bununla birlikte rahibin tiresia'yla karşılaşmasından başka seçeneği kalmamıştır "
--- spoiler ---

uyarı: herkese göre bir film olmayabilir. ilginç sahneler barındırsa da, sıkıcı kısımları da var. mistik-dinsel bir boyut da filmin sonlarına doğru ağır basıyor. yine de ilginç bir film. sinefiller kaçırmamalı.

imdb: http://www.imdb.com/title/tt0362246/

her fırsatta homofobik olmadığını belirten heteroseksüel erkek

ötekileştirilenler, ötekileştirme yaptığında dayanamayıp yaptığım şeydir.*

görmediği birine aşık olmak

körler de aşık olur. illa sanal bir aşk olması gerekmez görmeden birine aşık olmak için. kaldı ki, reel-sanal kavramları gitgide ayrımlarını yitirmekte.

hayat

yaşam

kendi kendine oral yapan insan

shortbus filminin açılış sahnesinde ve sonraki bazı sahnelerinde de görülen insandır.

eşcinsellerin kolayca seks yapabildiğini iddia etmek

önyargıya dayalı bir iddiadır.*
zordur önyargılardan sıyrılmak. (bkz:#128996)´da değinildiği gibi...

yaşama hakkı

önce yaşam.
yaşa ve yaşat!
yaşamadıktan sonra, ölü olduktan sonra, geriye kalan tüm haklar anlamsızlaşıyor.

türkiye'de eksikliği hissedilen şeyler

en temel hak: yaşama hakkı.
henüz gitmiş değil (gidenler için, çoktan gitti elbet) ama sanki az kaldı gibi bu hakkın da uçup gitmesine.
gitmemesi için inadına yaşamalı!

yalnız uyanmak

düşündüm ve en kötü yalnız uyanmanın şu şekilde olabileceğini gördüm; belki yanılıyorumdur...

partner, sevgili, eş, her ne ise, birlikte uyudunuz.
uyandınız.
uyandığınızda o gitmiştir. nereye mi?

öbür tarafa, tahtalıköy'e, ölüler alemine, ebedi maşrıka, evrenin sonsuzluğuna, hiçliğe, ruhlar alemine, cennet'e veya cehennem'e, ışıkların içine, işte öyle bir yere!

kadının kadına uyguladığı şiddet

temel olarak, insanın insana uyguladığı şiddetin bir türüdür. şiddet dolu bir eğitim süreci ve çarpık kişisel gelişimin, toplumsal yansımasının kadın bireylerdeki izdüşümüdür.
  • /
  • 116
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2308

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

zürefa

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.

homofobiye karşı sokakta soyunan çift

wagaman'ın yazdıklarını okuduktan sonra tekrar düşündüm.

başlıktaki ilk girimde, gece vakti kimsecikler etrafta yokken eylemin yapılmasından dem vurmuştum. gündüz vakti, cadde işlekken, insanla dolup taşarken yapılsa ne olacaktı? belki birileri linç etmeye kalkacaktı; belki birileri üstlerine örtünebilecekleri bir şeyler vermeye kalkacaktı; nihayetinde muhtemelen polis gelecekti.

bu tür protestolarla bir yere varılmıyor. lgbti akımına, hareketine sempatiyle bakan kimi heteroseksüelleri bile bakışlarından soğutabilir ve antipati duyar hale getirebilirsiniz bu tür eylemlerle. peta'nın hayvan hakları için yaptıklarına veya femen tarzı eylemlere benzemez sonuçları. benzemiyor da... istiklal'deki eylem, kesinlikle hareketin o anki tüm büyüsünü bozdu. benzer bir başka eylem de "recep ile şaban'ın aşkına ramazan karışamaz" olandı. belki bu sonuncusu söylem olarak doğruydu ama hangi topluma ne sunuldu? sonuç: harekete yarar değil, zarar verdi.

lgbti hareketi, bana göre toplumda kendine sıkı bir destek istiyorsa, daha çok kariyer sahibi insan dolaptan çıkmak eylemini yapmalı. daha kuvvetli örgütlenmeler ile politik destek alınmalı ve verilmeli. heteroseksüel kesimden de daha çok dost edinebilmeli ki toplumdan ayrı düşmesin, entegrasyon olsun. şimdilik düşüncelerim bu yönde.
devark.cloud tarafından geliştirildi.